“Karadayı”nın kötü bakanından alışveriş notları 03 Eylül 2015 Perşembe

Onur KAYA / Aktörün karakter seçme lüksünün olmadığını düşünen ve gay rolünden fahişe rolüne kadar kendisine gelebilecek tüm rolleri severek oynayacağını belirten Karadayı dizisinin kötü roldeki bakanı Erhan Yazıcıoğlu, tam bir alışveriş gurmesi olduğunu, mutfağı çok sevdiğini, bakkallardan alınan peynirdeki lezzeti hiçbir yerde bulamadığını ve daha fazlasını okuyucularımız için anlattı

1

Kötü karakter diyince herkesin geldiği gibi benim de aklıma Erol Taş, Nuri Alço ve Tecavüzcü Coşkun geliyor. Kendi karakterime gelince, ben hep yazarlarımıza dedim ki bu adama bir iki metres gerekli. Bir renk lazım bu karaktere, bir değişiklik gerek dedim. Bu karakter onu kaldırır çünkü. Yazarlarımız iki tane kadın arkadaş. Bana olmayacağını söylediler, yazmayız dediler ve kaç bölüm oldu bir metres yazmadılar.


2

Artık kötü karakterler daha dikkat çekici olmaya başladı. Ayrıca ters köşe karakterler oyuncuyu da oyunculuğu da besler. Ben artık dizi oyunculuğuna değil tiyatro oyunculuğuna önem veriyorum. Çünkü dizi oyunculuğunda ve sinemada insanlar uzun bir süre kendi sesleriyle konuşmadı. Ben de o oyunculara oyuncu demedim. Ancak şimdi oyuncular kendi sesleriyle oynama yeteneğine sahip. Böyle olunca oyunculuklar da daha iyi oturuyor. Çünkü oyuncu, kendi kalbi duygularını kendi sesine yüklediği zaman anlam kazanıyor. Önceden seni seviyorum ve senden nefret ediyorum cümleleri aynı mimiklerle söyleniyordu. Oyuncu ağzını açıp kapatıyordu ve geri kalan duygu yüklemesini dublajcı hallediyordu. Yani tiyatrocu oyunculuğu kurtarıyordu fakat oynayan kişi kendisini oyuncu zannediyordu. Şu an bir hodri meydan durumu var. Sahneler sesli çekiliyor artık. Teknoloji ilerledi çünkü. Böyle olunca da kendi sesiyle oyunculuğunu konuşturamayan oyuncular yok olup gidiyor.


3

Bu konuya şöyle örnek vereyim; eski bir Türk filmini açıp sesini kısarak bir izleyin, hiçbir oyunculuğun olmadığını göreceksiniz. Ancak sesini açıp aynı filmi izlediğinizde, “Vay be adam ne güzel oynamış” diyeceksiniz. Çünkü oynayan görüntü değil, ses. Hatta tamamen ses. Ben Yeşilçam’da birçok filmin dublaj yönetmenliğini de yapıyordum. Bazen yönetmen geliyor ve bana şey diyordu; “Ağabey bir kalas oynadı bu filmde, ne olur dublajla bunu kurtar. Yoksa batacağız.” Biz de o kalasın boş bakışlarının üzerine muhteşem duygular yüklerdik. Dublajla ilgili söylenecek en net örnek bu bence.


4

Yabancı oyunculardan daha büyük keyif alıyordum. Bir Chris Christopherson, bir Alain Delon büyük bir keyifti. Benim dönemimde bir sürü iyi oyuncu vardı. Onların hepsinden büyük keyif alıyordum. Tabi Al Pacinolara, Robert De Nirolara yetişemedim ama onlara dublaj yapmakta keyifli olurdu diye tahmin ediyorum. Bir de biraz oyunculuğumun da kendisine benzediğinden Jack Nicholson’ı çok isterdim. O denk gelmedi hiç fakat, geçmiş zamanın bütün jönleriyle çalışma imkânı bulduğum için şanslıyım.


5

Oynadığım dizi ilk dizimdi ve son dizim olacak. Bir daha dizi oyunculuğu yapmayı da düşünmüyorum. Bunun kesinlikle dizi şartlarıyla alakası var. Parasal ve insani şartlarla, zamana saygısızlıkla alakalı.


6

Sunuculuk işini hala iyi yaptığımı düşünüyorum. O dönemlerde bu işi en iyi yapanlardan biriydim herhalde, çünkü tek başıma 16-17 reyting alıyordum. O yarışma programından sonra da ATV’de bir rekorum var. 4 saat durmadan canlı yayın yapıp, tek hata yapmadan yayını bitiren benim. Yani kanala ceza getirmeyen, canlı yayında kekelemeden işini yapan tek kişiydim. Bunun da sanıyorum ki kelime haznemin zengin olmasıyla alakası var.


7

Her meslek kendi tatminsizliğini yaşar. Tiyatro bunu her zaman yaşamıştır. Çünkü tiyatro bir vitrin olduğu için bu vitrini de hükümetler hep kendine göre kullanmaya kalkışmıştır. Yönetimler buna direnebildiği kadar direnir fakat direnç kırılır. Benim taktiğim şu oldu, ben sadece işime bakarım, politikaya hiç karışmam ve sahneme bakarım.


8

Çok düşük. Ben gençlik dönemlerimde üniversite talebelerinin tiyatroya çok zaman ayırdığını gördüm. Bunu son yıllarda göremiyorum. Yanlış politikalar, yanlış oyun seçimleri, kötü repertuarlar, hükümetle takışan tiyatrolar, gençliği tiyatrodan soğutmuş, geri itmiştir. Biz, şu an “Sadece İşimizi Yapıyoruz” sloganıyla yola çıktık ve tekrar orta yaş seyirciyi ve üst yaş seyirciyi salonlara çektik. Şimdi gençlerin peşindeyiz. Onlara da bol Shakespare üretiyoruz. 3’üncü Shakespare’imiz çıkıyor. Çehov, Beckett gibi ünlü isimler gençlerin tiyatroya ilgisini artırıyor. Biz de buna önem veriyoruz.


9

Şimdi burada birinin ismini versem öbürünün hatırı kalacak o yüzden isim vermeyeyim fakat genç yazarlar artık tiyatroya yönelmiyor. Tiyatrodan koparak televizyona yönelen genç yazarlar, paranın peşine düşüyor. Çünkü televizyon daha çok para kazandırıyor. Hatta eski tiyatro yazarları dahi bu sektörden koptu, küstü. Sektörde yazılanların değerleri de çok bilinmiyor ve ucuzcu yazarlar da türedi. Basit senaryolar ürettiler bu ucuzcu yazarlar, çalma çırpma yaparak yazdılar ve bu da sektörü geriletti. Fakat ben ümitvarım. Genç nesil oyunculardan çok umutluyum. Ayrıca biz bir genç yazarlar yarışması düzenliyoruz. İyide para veriyoruz kazanana. Belediyemiz bu anlamda büyük destek veriyor bize. Şöyle söyleyeyim, birinciye 50 bin TL ödül veriyoruz. Gençlere büyük önem vermekteyiz. Umarım onlar da bu önemin farkına varır.


10

Karakter tercihim yok benim. Kadında oynarım, gay rolünü de oynarım, fahişe de oynarım. Aktörün öyle bir ölçüsü olamaz bence. Hatta hakkı da olamaz. Ne gerekiyorsa onu oynarım. Özellikle tiyatroda ne gerekiyorsa oynarım. Sinema da şart mıdır, dizilerde şart mıdır bu tartışılır.


11

Seneye 2 tane projem var. Birinde Haldun Taner’i oynayacağım. Bir diğer projem de “Üç Kuruşluk Opera”yı oynayacağım. Bunu da Zeliha Berksoy yönetecek. En az iki oyun oynayacağım ve sonra da sanırım emeklilik günlerim gelecek.


12

“Bir mahalleden geçerken durur o mahallenin bakkalına girerim” - Çok alışverişçiyimdir ben. Mutfağımın tüm ihtiyacını kendim görürüm. Her şeyin iyisini bilirim, her şeyin iyisi nerededir onu da bulurum. Yurt dışında veya gittiğim Anadolu şehirlerinde mutlaka otantik şeyler arar ve bulurum. Atina’dan, İtalya’dan zeytinyağı taşımışlığım olmuştur mesela. Çok güzel sanat eserlerini, resimleri, heykelleri kucağımda taşıyarak evime getirebilirim. Giyim kuşam konusunda marka aramam fakat herkesin giymediği şeyleri de gidip bulma konusunda yetenekliyimdir. Kıyıda köşede kimsenin ilgi göstermediği şeyleri gider bulur giyerim. Fiyat politikam vardır, iyi pazarlık ederim.


13

Alışveriş merkezlerini gezmeyi severim. Hemen hemen hepsine giderim. Bütün alışveriş merkezleri aslında birbirinin aynısı fakat ben en çok Akmerkez’de rahat ediyorum. Sonra Zorlu’yu sevdim ve İstinye Park’ı karışık olmasına rağmen severim. Yeme içme konusunda seçtiğim, alıştığım yerler vardır. Mutfağa kesinlikle girerim, aşçılara tavsiyelerde bulunurum. Biraz bana burun kıvırırlar fakat sonra benim dediğimin daha lezzetli olduğunu görürler, bir sonraki sefere sizin gibi yaptık derler. Çok yemekçi bir sülaleden geliyorum. Dolma biberde, karides güveçte yaparım.


14

Büyük marketleri tercih ediyorum ancak mahalle bakkallarında bulduğum kaşar peynirinin lezzetini, beyaz peynirin lezzetini hiçbir yerde bulamıyorum. Bir mahalleden geçerken durur o mahallenin bakkalına girerim. O bakkaldan aldığınız kaşar peynirin, zeytinin tadını hiçbir yerde bulamazsınız ve üstelik yarı fiyatınadır. Örneğin beyaz peynir, marka vermeme gerek yok fakat hemen hemen hepsini de bilirim. Hepsi birbirini aynısı. Fakat git bir bakkala ve de ki bana beyaz peynir verir misin? Size öyle bir peynir verecektir ki tadı damağınızda kalır. Mesela inşaat işçilerinin kurduğu sofralara gidin, o sofradaki domatesin, beyaz peynirin, zeytinin tadına bakın. İnanılmaz lezzetlidir. Çünkü onlar mahalle bakkalından alışveriş yapmıştır.


15

Bakkal olara kalsaydı eğer alışveriş kültürü daha iyi olurdu fakat bir yandan da dekor ve hijyen açısından marketler daha ağır basıyor.


16

Ben iyi bir alışverişçiyim, iyi bir tüketiciyim. Fakat ürettiğimin yarısını tüketirim. Yarısını mutlaka biriktirmek ya da taksit ödemek için ayırırım. Bu yaşıma kadar hep böyle oldu. Bu konulara çok dikkat ediyorum. Mesela şu an öncelikle ev kredisi borcumu ödüyorum ve kalan parayla alışverişimi yapıyorum. İyi bir tüketiciyim diye söyledim bu yüzden ayağımı yorganıma göre uzatırım. İstediğim her şeyin elimin altında olmasını isterim. Dolabımda, canımın çekeceği her şeyi bulundurmaya özellikle dikkat ederim. Ayrıca, sanatı dışlamadığınız için, sanatçılarla röportaj yaptığınız için, kendi işinizle ilgili dolaylı yolla bilgi alırken sanata da ucundan değindiğiniz için sizlere çok teşekkür ederim.



Güvenilir Online Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri