Oğuz Tokgöz

Oğuz Tokgöz

Finans Uzmanı ve Kişisel Gelişim Koçu
Finans uzmanı ve kişisel gelişim koçu olan Oğuz Tokgöz 1963 yılında İstanbul’da doğdu. Ailesi Ayvalık’tan İstanbul’a gelen Tokgöz kendisini Egeli olarak da tanımlıyor. "O" kitabının da yazarı olan Tokgöz, evli ve iki kız çocuğu babası.

Hayattan istifa etme zamanı

07 Mart 2017 Salı

Hayatınızda bir şeyler ters gidiyorsa, durun şimdi ve hiçbir şey yapmayın!

Yaşamımıza gelen her ‘’yeni’’ şey, hayatın bir hediyesidir. Eskiler, bizde hükmünü doldurmuş, enerjileri ile hayatımızı aşağıya çekmeye başlamıştır. Bir gün aldığımız yeni bir takı sonrasında, üst üste yaşadığımız güzel şeyler, doğal olarak bizi çok mutlu eder. Onun bizim için uğurlu olduğunu düşünürüz. Bizim için önemli olduğunu düşündüğümüz anlarda onun bizimle olmasına dikkat ederiz. Bende beni mutlu eden anlardan hemen öncesine gidip, bana neyin ya da kimin iyi geldiğini bulmaya çalışırım. Tabi beklemediğim bir terslik yaşadığımda da aynı şekilde bakmayı ihmal etmem.

Yaşamımızın her evresinde bazı olaylar durmadan, bizi bıktırırcasına tekrar eder durur. Hayat o tekrar edenin içinde bize bazı mesajlar verir ama biz o mesajı bir türlü göremeyiz. Aynı şekilde para, dost, iş ve sevgili kaybederiz. Bu tekrar eden olayları sona erdirmemiz için, bize faydası olacağına inandığım bazı gözlemlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Öncelikle yaşadığınız olayı kısa bir süre için unutmanız gerekiyor. Çevrenizde bu zamana kadar size öğretilmiş tüm kuralları da… Durun şimdi ve hiçbir şey yapmayın. Benim deyimimle ‘’Hayattan istifa edin’’. Şu sorulara vereceğiniz cevapları bir kağıda yazmaya başlayın; ‘’siz nasıl birisiniz, öne çıkan özellikleriniz, sevdikleriniz ve asla yapmam dediğiniz şeyler neler?’’ Yazdığınız cevaplar sizi çok şaşırtacak, eminim.

Mesela inançlarınızı bulacaksınız, bu cevaplarda. İnandıklarınızı durmadan yaşadığınızı da… Ve işinize gelene inanacaksınız bundan sonra.

Bir soru sormuşunuz gibi karşınızda olmayan insanların cevaplarını ustaca verdiğinizi göreceksiniz. Onlara sormaya cesaret edemediğinizi fark edeceksiniz. Nokta noktaları tamamlama alışkanlığınızdan vazgeçeceksiniz. Hayatın ‘’tamamlanmak’’ dediği, hiç kimseden bir şey istemeden bir günü sonlandırmak yerine, sadece en iyi bizim yapacağımız, yaşamımız için en önemli konuları başkalarına yaptırdığımızı bulacaksınız. Hayatınızı elinize alıp kendiniz yönetmeyi seçeceksiniz.

Yaşadığımız o olayın hemen sonrasında her seferinde bize bir duygunun eşlik etmesi sizi oldukça şaşırtacak. Durup o sevinci, o öfkeyi çılgıncayaşamak yerine; sizin hangi farkındalığınızı örtbas etmeye çalıştığını araştıracaksınız.

Karşınızdaki insanların sizinle konuşurken seçtiği kelimelere ya da davranış biçimlerine otomatik tepkiler verdiğiniz gelecek, gözünüzün önüne. Sahip olduğunuz sözlüğün içindeki kelimelerin karşılıklarına bilinçli bir bakış atacaksınız.

Yapmayı düşlediğiniz pek çok şeyi sevdiklerinize anlattıktan sonra yapamadığınızı kendinize itiraf edeceksiniz belki de. Artık düşlerinizi bir sır gibi saklayıp, adım adım gerçekleştirmeyi deneyimleyeceksiniz.

Kendinizi durmadan içinde bulduğunuz emrivakiler için kibarca dile getirdiğiniz, hayırlar gelecek yaşamınıza. Ve bunların yerine ‘’aslında ben ne istiyorum?’’ sorusuna bulduğunuz cevapları yaşamaya başladığınızda mutlu olacaksınız.

Tüm haklarınızın elinizden alındığı anlardan kurtulmak istediğinizde onları sadece yaşama sevincinizin, çocuksu çözümlerinizin ve kendinize diğer insanlarla çizdiğiniz sınırlarınızın yardımcı olacağını öğreneceksiniz.

Hele bir de yapacağınız şeyler listesini uzun zamandır ertelediğinizi kendinize itiraf ettiğinizde, utangaçlığınızla, tembelliğinizle ve ustaca bir sürü bahane bulan yapınızla tanışacaksınız. “Ne olursa olsun yapacağım karalılığıyla uyanacaksınız” ertesi sabah.

Ve hayat, sizde bu ısrarı görünce, karşınıza yanınızda olduğunu anlatmak istercesine, bir sürü yazı, kitap, film ve insan çıkaracak.

Bunları hepsi de yeni şeyler olacak. Zaten eskilerle mutlu olmayı başarabilseydik; bunların hiç birini konuşmuyor olacaktık.

Yapılarımızın içindeki en ilginç inancımız da bizim sorunlarımızın hiç kimseninkine benzememesi olsa gerek. Buna inandıkça da ne bu satırların ne de başka birinin bize katkısı olacağına inanamayız. Yaptıklarımızdan vazgeçmeyerek kendimizi bir kısır döngüye hapsederiz. Bu inancımızın içinde kendimizi fazla ciddiye almak yatar. Çözüm basit aslında; sıfatlarımızı ve sorumluluklarımızı esprili bir şekilde bırakmayı seçebiliriz. Nasıl mı? En basit haliyle ölünce kalan her şeyin bizim için önemini tartarak.

Bir yaşam var ve biz ölümlüyüz. Ama unutmayın ki; sonsuz olasılıkların, sonsuz anların, sonsuz bir sevginin varlığına inanmak sizi mutlu yaşatacaktır.

 

Sevgiyle kalın.