Hande K. Binns

Hande K. Binns

Uzman Psikolog, Yönetici Koçu ve Danışman
ODTÜ Psikoloji Lisans, Sosyal Psikoloji Yüksek Lisansı aldıktan sonra uzun yıllar insan kaynakları alanında Türkiye’de ve yurt dışında çalışan Hande K. Binns, uluslararası firmanın İK Direktörü olarak 10 yılı aşkın bir süre çalıştı.

Milenyum Kuşağı ile çalışmak

06 Şubat 2017 Pazartesi

Geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir deneyim beni Milenyum Kuşağı (Y Kuşağı) üzerinde tekrar düşünmeye itti. Bildiğiniz gibi Milenyum Kuşağı, 1980’lerin sonu ve 1990’larda doğmuş, bugünlerde 25-35 yaş arasında olan bir kuşak. Amerika ve Türkiye nüfuslarının yüzde 50’si bu yaş aralığında.

Bir sitede İnsan Kaynakları konusu üzerinde bir tartışma yaşanırken ve konunun bütün uzmanları ayni fikirde iken, bu alanda çalışmadığı halde Milenyum Kuşağı’ndan biri ısrarlı bir şekilde farklı yaklaşımlarda bulundu. Ne kadar fikrimizi örnekleri ve gerekçeleri anlatmaya çalışsak da, bizim Milenyum Kuşağı “ben bilirim”, “benim dediğim doğrudur” yaklaşımından vazgeçmedi. Onun dünyasında uzmanlığın bir önemi yoktu. O haklıydı ve haklılığını ispat etmek için yazışmalara anında cevap veriyordu. Sonuçta bütün uzmanlar sustu.

Bu bana son yıllarda hem Türkiye’de hem de tüm dünyada yaşanan uzmanlık karşıtı yaklaşımları hatırlattı. İngiltere’de çok yakın bir zaman önce, “uzmanlık ve bilim önemlidir, saygı gösterin başlığı” ile bir kampanya başlatıldı. Bütün bunlar, dünyanın hızlı değişimi ve teknoloji ile birlikte sadece iş gücünün değil ama bildiğimiz tüm değerlerin hızla değiştiğini gösteriyor. Şimdi, oturup, Milenyumculara kızabiliriz. Ya da onları anlamaya çalışarak onlara ulaşmayı deneyebiliriz. Çünkü ortada bir gerçek var ki bizler yerimizi onlara bırakana kadar onlarla birlikte çalışacağız, yaşayacağız. Bizlerin geldiği değerlerden çok farklı değerlerle yaşayan, çalışan bir genç insan grubu ile karşı karşıyayız ve bu insanlar, Türkiye’nin, iş dünyasının ve dünyanın geleceği.

Perakende sektörü, üretim ile hizmetin iç içe olduğu bir sektör. Hepimizin bildiği gibi, bu sektörde müşterilere “danışmanlık” yaklaşımı ile satış yapmak başarı için çok önemli bir noktadır. Yani müşteriyi anlamak, ihtiyaçlarını anlamak, bunun için dinlemek ve sorular sormak, empati göstermek, ürünümüzü bu bilgiler ışığında tanıtmak ve kararı müşteriye bırakmak. Müşteri ile uzun vadeli ve güvene dayalı ilişkiler kurmanın temeli bu “danışmanlık” yaklaşımıdır.

Peki Milenyum Kuşağı bu ilişkileri kurmakta ve “danışmanlık” boyutuna taşımakta ne derece başarılı olabilir?

Araştırmalar, Milemyum Kuşağı’nın ortak özellikleri olarak aşağıdaki ana başlıkları işaret ediyor:

-          Aileleri tarafından her istediklerini yapabilecekleri ve her istediklerini söyleyerek kendilerini ifade edebilecekleri doğrultusunda yetiştirildiler. Herkesle eşit olduklarına inanıyorlar, okulda öğretmenle, ofiste yöneticiyle.

-          Teknolojinin de etkisi ile her şeyi herkesin gözü önünde yaşamaya ve anında geri bildirim almaya alışıklar. Facebook’ta, Instagram’da ve diğer bütün  sosyal medya alanlarında anında “beğeni” alan, yeterince “beğeni” almayınca da kendine güveni hızla düşen bir kuşak.

-          Her şeye anında ulaşabileceklerine inanıyorlar.. İstedikleri filmi anında ‘internetten indirip” izleyebiliyorlar, istedikleri an bir arkadaşları ile internetten sohbet edebiliyorlar, istediklerini anında internetten ısmarlayabiliyorlar.     

-          Bire bir (yüz yüze) insan ilişkilerinde anında ilişki kurmak, anında güven duymak gibi insan ilişkisi akışlarına uymayan beklentileri var.

Bu kuşağın yöneticisi olmak konusundaki önerilerimi bir sonraki yazıma saklayarak, yukarıda ki sorumun cevabını bu araştırma sonuçları üzerinden soracağım bir soru ile vermeye çalışacağım.

Anlık ilişkiler kurmaya alışmış, anında beğenilmek isteyen, alışverişi satışı anında yapmayı isteyen, güven gibi müşteri ilişkilerinde çok önemli olan bir unsuru anında kurmayı bekleyen, her konuda fikrini söylemek isteyen, söyleyen, fikri beğenilmezse ısrarla tekrarlayan bir kişiden ürün/hizmet/danışmanlık almak ister misiniz?

Cevabiniz hayır ise, o zaman nasıl yapacağız, ne yapacağız da Milenyum Kuşağı’nı daha sabırlı, daha kendine güvenli, daha empatik çalışanlar grubu haline getireceğiz? Çünkü istediğimiz kalıcı ve yüksek performanslı şirkete ancak bu tür bir çalışan kitlesi ile ulaşabiliriz:    

Fikirlerini söylemelerine izin verin. Unutmayın, fikirlerini söylemek üzere yetiştirildiler. Toplantılar sırasında fikirlerini açıkça söyleyebilecekleri bir ortam oluşturun. Tabii ki bütün fikirleri harika ya da uygulanabilir olmayacaktır. Ancak unutmayın, teknolojiyi çok iyi tanıyorlar. Bu özelliklerinden yararlanabilirsiniz.

Mentor/Usta olun. Milenyum Kuşağı her şeyi bildiği, her şeyi daha iyi yapabildiği fikrinin nasıl bir yanılsama olduğunu iş hayatının ilk günlerinde fark etse de kabul etmekte zorlanıyor. Bu durumda, onları eleştirmek yerine, usta çırak ilişkisi ya da İngilizceden dilimize geçmiş hali ile mentorluk ilişkisi kurarak doğru yöne yönlendirmeye çalışabilirsiniz. Milenyum Kuşağı, ise niye alındıklarını unutup neyi neden yapmaları gerektiğine ikna edilmek ihtiyacı duyarlar. Onlara bolca zaman ayırarak hem becerilerinin hem de iş hayatına ilişkin anlayışlarının gelişmesine yardımcı olabilirsiniz. Örneğin müşteri ile güvene dayalı bir ilişkinin hemen kurulamayacağını, bunun zaman içinde ve küçük adımlarla olacağını, bunun için “danışmanın” sabırlı ve olumlu olması gerektiğini anlatabilirsiniz.

Daima olumlu bir biçimde konuşun. Milenyum Kuşağı karşılıklı ve birebir insan ilişkilerinde çok iyi olmadıkları için her konuyu olumlu bir biçimde ele alarak konuşmanız yararlı olacaktır. Hem kendilerini herkese eşit gördükleri için hem de ilişkilerde iyi olmadıkları için hatalarının doğrudan söylenmesinden hoşlanmayarak savunmaya geçeceklerdir. Bu nedenle konuların yapıcı bir yaklaşımla ve olumlu olarak ele alınmasında yarar vardır.

Bir sonra ki yazımda Milenyum Kuşağı’nı yönetmek üzerine ipuçları vermeye çalışacağım. Bu arada dünyaca ünlü yönetim danışmanı Simon Sinek’in Milenyum Kuşağı ile çalışmak üstüne yaptığı bir konuşmanın youtube bağlantısını vermek istiyorum https://www.youtube.com/watch?v=MMzKwHPKkwI