Hande K. Binns

Hande K. Binns

Uzman Psikolog, Yönetici Koçu ve Danışman
ODTÜ Psikoloji Lisans, Sosyal Psikoloji Yüksek Lisansı aldıktan sonra uzun yıllar insan kaynakları alanında Türkiye’de ve yurt dışında çalışan Hande K. Binns, uluslararası firmanın İK Direktörü olarak 10 yılı aşkın bir süre çalıştı.

Milenyum kuşağını yönetmek

08 Mart 2017 Çarşamba

Bir önce ki yazımda milenyum kuşağı ile çalışmak konusunu ele almıştım. Bu yazımda, sizlerden gelen e-postalar doğrultusunda, bu konuyu biraz daha açarak, milenyum kuşağını yönetmek konusunu ele alacağım

Yönetici konumunda olan pek çoğumuz için, 1980’lerden sonra doğan, hiyerarşiye, bürokrasiye inanmayan, uzun süre ayni işte çalışmak istemeyen, sosyal ilişkileri zayıf  ve insanlık tarihinin en iyi eğitimli kuşağını anlamak ve yönetmek başlı başına bir beceri.  Hangi yöneticiyle konuşsam, Milenyum kuşağı ile çalışmanın zorluklarından söz ediyor bana. Nasıl hemen yönetici olmak istediklerini, nasıl her şeyi “hak ettiklerine” inandıklarını, nasıl yöneticiye “saygı” duymadıklarını uzun uzun dinliyorum. Bu niteliklerinden dolayı bir bütün kuşağı silemeyeceğimize göre, onlarla birlikte çalışmanın ve hatta onlara insan ilişkileri kurmak gibi bazı “eski” yöntemleri öğretmenin yollarını aramalıyız. Aşağıda bazı önemli bulduğum noktalara değindim:

 

1-Grup Çalışması

Aldıkları aile ve okul eğitimi gereği Milenyum Kuşağı, grup çalışmasına yatkındır ve herkesi ilgilendirecek konularda grup kararını tercih ederler. Kendileri karar almayı sevmediklerinden değil ama grubun fikir birliği önemli olduğu için.

 

Yönetici olarak:

A-) Kararı bildirmek yerine grubun fikrini sorun.  Milenyum Kuşağı için fikrinin sorulması çok önemlidir. Böylece, konu ile ilgili atılacak adımlarda dirençle, engellemeyle karşılaşma ihtimaliniz azalır ve projeye zaman kaybetmeden başlayabilirsiniz.

B-) Grup olarak fikirlerinin sorulmasından hoşlanırlar ama herkesin bir birey olduğunun da hatırlanmasını isterler. Bu durumda bir yönetici olarak gruptaki herkesi tek tek niteliklerine göre değerlendirmeniz ve görevlendirmenizi öneririm.

C-) Kararınızı bildirmeniz gereken durumlarda, nedenini mutlaka açıklayın. Milenyum kuşağı her şeyi sorgulayan bir kuşak. Biliyorum yönetici olarak siz neredeyse onları ikna etmeye çalışıyorsunuz ama bu kuşakla başka türlü iletişim kurmak kolay değil.

Daha birinci maddede karşınıza zorluklar çıkardım biliyorum. Ama eğer başarılı olmak ve geleceğimizi bu kuşağa emanet etmek istiyorsak yapmamız gereken daha başka şeyler de var.

 

2-Teknoloji Kullanımı ve Sosyal İlişkiler

Milenyum Kuşağı teknoloji ile doğup büyüyen bir kuşak. Konuşmayı öğrenmeden önce akıllı telefonları kullanmayı öğrenen bu kuşak, geleneksel yöntemlerle yapılan islere hiç heves göstermiyor. Mutlaka işi yapmaya yardım edecek  bir “app” bulmaya çalışıyor ya da kendileri bir “app” yazıyorlar. Teknolojinin dahil olmadığı bir işi yapmayı düşünemiyorlar bile.

 

Öte yandan da, teknoloji öncesi yaşamı merak edip öğrenmeye çalışıyorlar. Son yıllarda görülen plaklara, filmli fotoğraf makinelerine geri dönüş akımları da bu eğilimi destekliyor. Milenyum kuşağı teknolojide olduğu kadar insan ilişkilerinde başarılı değil.  Dolayısıyla iş yaşamında teknoloji odaklı işleri tercih ediyorlar.

 

Yönetici olarak:

A-) Her ne kadar Milenyum Kuşağının bildiği anlamda olmasa da teknoloji insan hayatında yeni değil. Ancak, yeni kuşak teknolojilerde bir önceki kuşak doğal olarak, Milenyum Kuşağı kadar iyi değil. Ancak is yaşamı sadece teknoloji üzerinde durmuyor. İnsan ilişkileri iş yaşamındaki başarıda çok önemli bir yer tutuyor. Milenyum kuşağından çalışanlarınızla toplantı yaparken, telefonlarını ofislerinde bırakmalarını isteyin. Böylece her dakika telefona bakmadan sizi dinlemeyi ve birbirileriyle ilişki kurmayı öğrenmelerine yardımcı olursunuz. Kim bilir, toplanı için beklerken mesaj yazmak yerine birbirleriyle konuşmaya bile başlayabilirler!

B-) İleri teknoloji çözümleri her zaman iyidir diye bir gerçek yok. Teknolojinin yanı sıra yaratıcılık ve çözüm odaklılık da önemli. Yaratıcılık, kafanız başka bir şey ile meşgul değilken ortaya çıkar.  Devamlı masanızda duran ve her saniye mesaj gelen bir telefon ya da bilgisayar ile yaratıcı olmanız mümkün değildir. Bunlardan uzaklaştığınız zaman yaratıcılığınız ortaya çıkmaya başlar çünkü olayları ve insanları bir ekranın arkasından değil canlı olarak görmeye başlarsınız. Milenyum kuşağına X kuşağı ile birlikte çalışma fırsatı vererek yaratıcılık temelli çözümler üretebilirsiniz.

 

3-Motivasyon

Milenyum kuşağı maaş ve kariyerde yükselme fırsatları ile motive olmaktan çok, yaratıcılık, değişim, ve fark yaratma gibi fırsatlar ile motive olan bir kuşak. Yaptıkları işin önemli olduğunu ve bir fark yarattığını hissetmek isteyen bir kuşak. Ve fark yaratmadıklarını düşünürlerse, hemen ayrılmayı düşünen, sabırsız bir kuşak. Klasik hiyerarşik yönetim biçimlerine inançları yok ve her şeye çok hızlı karar verilmesini bekliyorlar.

 

Yönetici olarak:

A-) Her zaman onların hızlı hareket etme isteklerine uyamasanız da, yeni fikirlerini paylaşabilecekleri ve hayata geçirebilecekleri mekanizmalar yaratmanız motivasyon açısından yararlı olabilir. Fikirlerinin işe yaradığını bilmek hem onları motive eder hem de değer verildiklerini hissettirir.

B-) Milenyum kuşağı için ara kademeler yaratmak da bir başka motivasyon aracı olabilir. Klasik şirket hiyerarşisini beklemeye tahammülü olmayan bu kuşak için çerçeve dışında düşünmek gerekiyor. Her ara kademe onlar gibi anında geri bildirim almaya alışkın bir kuşak için, islerindeki ilerlemenin bir yansıması olacaktır.

 

4-Esneklik

Milenyum kuşağı için yaşam iş etrafında dönmez. Tam tersi, iş yaşam etrafında döner. Bizler gibi sabahtan akşama yoğun çalışma temposuna alışmış bu nedenle ailesini, kendi ihtiyaçlarını arka plana itmiş olan X kuşağı için bu anlaşılması zor bir durumdur. Ama Milenyum kuşağı s-yaşam dengesini çok önemser ve özel yaşamlarından ödün vermek istemez.

 

Yönetici olarak:

A-) İş dışında bir uğraşları olması konusunda onları destekleyin, Çalışanların birbirleri ile hobilerini paylaştıkları bir mecra yaratın, örneğin bisiklet grubu, vs. Böylece şirkete olan bağlılıklarını artırabilirsiniz.

B-) Bu söyleyeceğim yapması daha da zor bir şey ama mümkünse çalışanlarınıza kendi çalışma saatlerini düzenleme izni verin. Haftalık toplam çalışma saatini tamamladıkları sürece hangi günler erken geldikleri, hangi günler geç çıktıklarına kendilerinin karar vermesini sağlayın.

 

Kısacası, Milenyum Kuşağı bir fark yarattığına inandığı,  topluma katkıda bulunduğu işlerde fikrine danışılarak ve teknolojiyi kullanarak çalışmayı seçiyor. Siz bunları vermeye hazır mısınız?