Oğuz Tokgöz

Oğuz Tokgöz

Finans Uzmanı ve Kişisel Gelişim Koçu
Finans uzmanı ve kişisel gelişim koçu olan Oğuz Tokgöz, 1963 yılında İstanbul’da doğdu. Ailesi Ayvalık’tan İstanbul’a gelen Tokgöz kendisini Egeli olarak da tanımlıyor. "O" kitabının da yazarı olan Tokgöz, iki kız çocuğu babasıdır.

Başka bir dünya düşleyin

05 Mayıs 2017 Cuma

Hızlı ve yoğun bir hayat yaşıyoruz. Ne kadar yoruluyoruz diye şikâyet etsek de, farkında olmadan, kendimizi bu yaşama alışmış ve seviyor halde buluyoruz. Bu hız ve yoğunluk, iş hayatımızda yaşadığımız körlüğü tüm hayatımızda da yaşamamıza neden oluyor.

Şimdi ise bir an için geçen haftaya dönelim. Öncelikle yaşadığınız “önemli olayları” düşünmenizi istiyorum. Daha sonra da bu olayların sizi ne kadar şaşırttığını ya da size ne kadar olağan geldiğini hatırlayın.

 

Bu olaylar yaşamadan önce neler düşündüğünüzü, konuştuğunuzu ya da yazdığınızı bulursanız; haftanın “önemli dediğiniz” olaylarını nasıl göz göre göre kendinizin oluşturduğunuzu fark edeceksiniz. İşte, hızlı ve yoğun yaşamımız bize her zaman durup, bu değerlendirmeleri yapmamıza olanak vermiyor. Hele ki konuşmalarımızda seçtiğimiz kelimelerle ses tonumuz bazen kendimizi yanlış anlatmamıza bile neden olabiliyor. Bu tarz yanlış anlaşılmalar bize, iş ve sosyal çevremize çok zor unutturacağımız çeşitli sıfatlar da kazandırıyor. Aceleci, öfkeli, çabuk yargılayan, iyimser, hayalperest bunlardan bazıları.

 

Yaşadıklarımızı şekillendiren bir başka şey de varsayımlarımız. Bu zamana kadar yaşadıklarımızı kaydeden zihnimiz, yeni biri ile karşılaştığımızda ya da yeni bir olay yaşadığımızda, önce onu eski bilgilerimizle karşılaştırıyor. Sonra da bize aynı tepkileri verdirip, bıktırırcasına yaşamımız boyunca devam eden kısır bir döngünün sonsuza kadar sürmesine neden oluyor. Ta ki biz bundan bunalıp, başka bir seçenek buluncaya kadar.

 

Tüm bu yaşarken dönüştüremediğimiz olaylar, bize zamanında ezberletilen kurallara karşı oluşturduğumuz inancımızdan kaynaklanıyor. Bu inancı silip, fark ettiğimiz her kuralı sakince sorgulamaya başlar, bizi mutlu etmeyenleri de yavaş yavaş yaşamımızdan çıkartmaya başlarsak, daha bizim gibi, daha mutlu olan halimizle tanışmamız kaçınılmaz olacaktır.

 

Bu arada unutmadan, karşımızda bizimle sohbet eden insanlar sadece kendilerini anlatıyorlar. Biz ise bu cümlelerin çoğunu şahsileştirerek üzerimize alınıyoruz, bir eleştiri almışız gibi. Bu algılayış biçimimizi değiştirmemiz için konuşmayı durdurup cümlelerimizdeki özneye karşımızdaki insanı yerleştirdiğimizde sorun kısmen çözülecektir. Ama ondan ayrıldığımızda kafamıza hala bir şeyler takıldığını fark edersek, varsaymadan ve ertelemeden, onu arayıp bu konuyu konuşmalıyız.

 

Her şeyi üzerimize alınma konusunu şöyle bir düşündüğümüzde, yaşadıklarımızı ve kendimizi çok ciddiye aldığımızı görürüz. Bu da yaşamımızda ki ayırım duvarlarını kaldırma isteksizliğimizden, yani bilinci yaşamımıza davet etmemizden kaynaklanır. Bizde hala iyi-kötü, başarılı-başarısız, doğru-yanlış gibi ayırımların varlığını gösterir. Dikkat edersek bunlarda bize zamanında ezberletilmiş sıfatlardır. Bize şimdi olumsuz gelen bir sürü olayın, ileride bizim ne kadar faydamıza olduğunu deneyimlemişizdir. İyi olmanın bizi zor duruma düşürdüğünü,  doğru olmanın bir çözümü bulmamızda yıllarımıza mal olduğunu, bizi bir işe giriş aşamasında geçerek o işe girenin mutsuzluğunu fark etmemizden bahsediyorum.

 

Şimdi başka bir dünya düşleyelim; insanlar sonsuz güçteler, istedikleri her yaşamı yaşıyor, her şeye sahip olmayı deneyimliyorlar. Bir buluşmada karşı tarafı sevgiyle dinleyip, oracıkta hayata dair algıladıklarını karşı tarafla paylaşabiliyorlar. İnsanların arkasından konuşmak diye bir şey akılarına bile gelmiyor. Yalnız kaldıkları zamanlarda ise kendilerini tanımaya yönelik “ne istiyorum, beni neler mutlu eder?” gibi sorulara cevaplar bulmaya çalışıyorlar. Hiç kimsenin yaşam yolculuğundaki deneyimlerine, seçimlere karışmadan, yani onların sorumluluklarını üstlenmeden, kendi hayatlarını yaşıyorlar. Üstelik birine yardım etmenin, o kişinin eline bir kaç kuruş sıkıştırmak yerine “içine emek, bilgi ve zamanlarını katmak” demek olduğunu bilen insanlarla dolu bir toplum. Herkes bir işin ustası. Yaptıklarının o anki bilinç seviyelerine göre en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Yaşama da soruyorlar; hayatta onları geliştirecek şekilde cevaplar veriyor. Anda kalmayı iyi bilen bu insanlara, anda kalması gereken tüm duygular hediye edilmiş. Bu dünyada gurur, zenginlik, başarı, sevgi, huzur gibi kelimelerin anlamları bizim şimdi bildiklerimizden biraz daha basit ve derin şekilde tekrar tanımlanmış. Para düşleri için biriktirdikleri, korkularından arındıkça kafi miktarda oluşturdukları bir olgu haline gelmiş. Bir çizgi çekmişler kalp hizalarına. O çizgiden başlarına kadar oluşturdukları düşünceleri, o çizgiden ayak uçlarına kadar olan duygularını ise kalplerinde hisse çevirerek yaşamı yapan insanlar haline gelmişler. Seyreden, konuşan, alkışlayan insan olmaktan vazgeçmişler anlayacağınız.

 

Ben, böyle bir dünya ne zaman oluşacaksa, o zamana kadar fark ettiklerimi yazmayı seçtim. Hızlı ve yoğun hayatımızda, sizlere böyle bir dünyanın yakınlarımızda olduğunu anlatmayı açıkçası. Biliyorum ki orada hep birlikte daha mutlu olacağız, seçerseniz.

 

Sevgilerimle.



Güvenilir Online Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri