Oğuz Tokgöz

Oğuz Tokgöz

Finans Uzmanı ve Kişisel Gelişim Koçu
Finans uzmanı ve kişisel gelişim koçu olan Oğuz Tokgöz, 1963 yılında İstanbul’da doğdu. Ailesi Ayvalık’tan İstanbul’a gelen Tokgöz kendisini Egeli olarak da tanımlıyor. "O" kitabının da yazarı olan Tokgöz, iki kız çocuğu babasıdır.

Bilinçli seçimler dünyası

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Yaşamımızda oluşturduğumuz şeyler, bizim sadece onu, o an yaşamamız gerektiğini bize bir türlü hatırlatamıyor. Bir isteğimizi elde eder etmez, onu dolu dolu yaşamadan, bir diğer isteğimizi konuşmaya başlıyoruz. Birkaç ay önce soğuktan şikâyet ederken, şimdi kışı nasıl özlediğimizi bir arkadaşımıza anlatırken yakalıyoruz kendimizi.

İstediklerimizi bize veren ve kendini adamış “hayat” dediğimiz öğretmenin, bu isteklerimizin hızlıca yenilenmesinde kafası bayağı karışmış durumda. Gerçi, “hayat” için bir problem yok. Eskilerin yerine yenilerini oluşturup duruyor. Bize verilenleri gerçekten fark edip yaşarsak, bir sonraki isteğimiz ise bunu yaşarken olsa, yaşamımız daha keyifli bir hale dönüşecek.

 

Hayatımızdaki oluşumlar kısaca şöyle ilerliyor. Bir iş istiyoruz; deneyimlerimiz doğrultusunda ve yaşamımızda ekonomik bir özgürlüğümüz olsun diye. Arkadaşlar istiyoruz, yaşadığımız pek çok şeyi paylaşmak için. Bu arkadaşlardan biri daha özel olsun istiyoruz, geleceği onunla birlikte yaşamak için. Sonra yalnız başımıza yaşamak istiyoruz, ayaklarımızın üzerinde durduğumuzu kendimize kanıtlamak için. Bu arada yeni bir evi de oluşturduk. Bir araba istiyoruz tek kapılı, sadece onunla bir yerlere gitmek için ya da çok kapılı, kendimizi ve sorumlu saydıklarımızın tümünü bir yerlere götürmek için. Önce, bu oluşturduklarımızla yan yana olmak ve yaşamı basitçe sürmek hoşumuza giderken, bir sabah fark ediyoruz ki, seçimlerimizi biraz değiştirmek istiyoruz. Lakin isteğimizin şiddeti arttıkça, bilinçsiz bir şekilde istediklerimizin gerçekleşme zamanına tahammülümüz azalıyor. Sonra, kendimizi mutsuz hissederken yakalayıp, bu oluşturduklarımızı “iyi bir yorumla” geliştirmeye başlıyoruz, ya da yok etmeye.

 

Daha yeni bir ev, ilave yeni arkadaşlar, yeni özel biri ve yeni bir iş. Biz yoruluncaya kadar bu oluşturmalarımız devam ediyor. Ta ki, bir gün kendimize, gerçekte ne istediğimizi, bizi nelerin mutlu ettiğini ve karşımızda duran bıktıklarımızla konuşup, onlara isteklerimizi iyi bir şekilde anlatıncaya kadar.

 

Yaşamımızı değiştirme hızımızda bizi kovalayan bir şey olduğunu hissediyorsak, bunun, kendimizle yüzleşmek olduğunu fark etmeliyiz. Bize; kendimizi ne kadar geç tanırsak o kadar iyi olacakmış gibi geliyor. Bu da farkında olmadığımız yaşamımızdaki eksikliklerle yaşamaya alışmamıza, onlarla olan yaşamı konfor alanımızmış gibi sahiplenmemize neden oluyor. Bunu komik bulduğum bir örnekle anlatmak istiyorum. Bir gün, bir şey yaşarız. Bir arkadaşımız bizimle yemek yemek ister. Biz farkında değilizdir ama arkadaşımız karşı cinsten biridir. Bize göre arkadaşımızla, dışardan bakıldığında ise bir kadın ve bir erkek olarak yemekteyizdir. Karşımızdakinin cinsiyetini yemekte hummalı bir sohbetin içindeyken, çalan telefonla beraber, “hayatımızdaki özel insanın” ismini görünce anlarız. O an, bir arkadaşımla yemekteyim deyip, kendi hemcinsimizin adını yapıştırıveririz. Öpüşüp kapatırız telefonu. İşte o an, söylediğimiz küçük yalanın içimizde yarattığı huzur duygusunu, sonra söylediğimiz doğrular bile bize vermez.

 

Yaşamımızda neleri istediğimizi, nelerden mutlu olduğumuzu bir an evvel bulalım ve bunlara göre hayattan dileyelim diyorum. Çünkü kendimizi tanıyan halimizin kendine güveni “tam” olacağından, başkalarını da olduğu gibi kabul edecek, bolca uğraşıp onu her an takip etmeyecek, sahiplenmeyecek. Fakat en önemlisi, her anın hakkını vererek yaşayacağından, içinde bulunacağı mutluluk halinin yaşamında oluşturacağı yeni sürprizlerle hayatın tadını daha da çok çıkaracaktır.

 

Hadi, hayat bize; ayrılık, parasızlık, hastalık vermeden daha yavaş ve daha bilinçli seçimler dünyasını seçelim. Bu arada, bu saydığımız şeyleri yaşamında oluşturamamış; sevgilisi, işi, yalnız yaşayacağı evi olmayan ya da ara ara bunların birini, ikisini kaybedip tekrar bulanlarımıza da kendi kişilik özelliklerini bir kağıda yazmalarını, bunların birinden vazgeçmeleri için kendileriyle bir sohbete girmelerini tavsiye ederim. Bu özelliği bulmakta zorlanıyorsak; bizi en çok sinirlendiren insanın, en çok sinirlendiren özelliğini düşünün. Biz, kendimizde olmayanı karşımızda göremeyiz. O özellik kendimizde olduğu için de çok kızarız. Bunları bulup, yerlerine bizi sevindiren şeyleri yerine koyduğumuz zaman, oluşturmalarımız daha kolaylaşacaktır.

 

Hiç kimseyi taklit etmediğimiz, tüm davranışlarımızın kendimize özgü olduğu bir yaşam sürmenizi dilerim…

 

Sevgiyle Kalın…



Güvenilir Online Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri