Koşu ayakkabısı almak üzere mağazaya giren müşteri, 5-6 modeli yan yana görebiliyor. Mukayese etme şansı artıyor. Dolayısıyla kendisine en uygun seçimi yapması kolaylaşıyor. Her şeyden önce, sattığımız ürünün arkasındayız. Diyelim ki Türkiye’den bir raket aldınız ve sorun çıktı. İspanya’da değiştirebilirsiniz onu. Ya da tam tersi... Nereye giderseniz gidin, 5 bin 500 tane mağazadan alışveriş yapmış gibi hizmet görürsünüz.
Türkiye’de spor perakendeciliği anlayışını temelden değiştirmek istediğinizi biliyoruz. Önceliklerinizi nasıl belirlediniz? 25 yıldır sektörün içindeyiz. Nerelerde boşluk olduğunu, tüketicinin neler beklediğini çok iyi tespit ettik. Bunu nasıl yapacağımızı da... Gelişim sürecimiz ile alışveriş merkezlerinin Türkiye’deki yapılanma dönemi, hemen hemen aynı tarihlere rastlıyor. Büyüme stratejimizi ana hatlarıyla belirlerken, önceliği AVM’lere tanıyoruz. Her yaş ve her gelir grubuna hitap etmeyi önemsiyoruz. En fazla seçeneği, en iyi fiyat ve en uygun ödeme koşullarıyla sunmayı amaçlıyoruz. Çok markalı, çok kategorili alışveriş trendini Türkiye’de yaygınlaştırmak gibi bir misyonumuz var.
Büyüme hedefi yüzde 60
Neden cadde mağazacılığı değil? Neden hep AVM’ler? Alışveriş merkezleri, mekansal anlamda aradığımız tüm özellikleri karşılıyor. İstediğimiz metrekarelere ulaşabiliyoruz. Biraz da iş yoğunluğumuza bağlamak lazım bunu. Cuma, cumartesi ve pazar, satışların yüzde 50’sinden fazlasını yaptığımız günler. Oysa sokak mağazaları, genelde kapalı oluyor pazar günleri. Üstelik otopark problemi, güvenlik meselesi, hava şartları derken, bir sürü zorluk getiriyor beraberinde. AVM içindeyken, hiç dert etmiyorsunuz böyle şeyleri. Alışveriş merkezlerinin sağladığı “serseri müşteri” trafiği de önemli bir avantaj. Aslında film izlemek veya sadece yemek yemek için gelen müşteri, sizi görüyor. Çoktandır aradığı bir şeyi hatırlıyor ve mağazanıza uğruyor. AVM’lerdeki sinerji, markalara satış olarak yansıyor. O nedenle alışveriş merkezlerinde büyümeyi sürdüreceğiz. Şimdilik “dışarıda” kalan tek mağazamız Manavgat’ta, orada AVM yok çünkü.
Intersport Türkiye, geçtiğimiz yılı yüzde 100 büyüme ile kapattı. Elde edilen bu büyük başarıyı nasıl açıklıyorsunuz? En temel neden, alışveriş merkezlerinin de aynı paralellikte gelişmesi. Diğer bir etken ise 2007 yılı sonundan itibaren uyguladığımız franchising sistemi. Bu, inanılmaz talep getirdi. Mağaza sahipleri, Intersport güvencesi altında faaliyet göstermeyi ve ailenin bir üyesi olmayı yeğledi çoğu yerde. Sunduğumuz şartlar iyi çünkü. Geçen sene 9-10 tane mağaza açtık böyle. Zincire eklenen yeni halkalarla birlikte ciromuz artarken, yüzde 100 büyüme kaydettik. Ekonomik krizin gidişatına bakıp, 2009 için daha mütevazı hedefler koyduk önümüze. Fakat yine de yüzde 60 oranında bir büyüme yakalayacağımızı tahmin ediyorum. Mağazalaşmaya ara vermedik. Yılın ilk ayında Ankara Bilkent’i açtık, bin 400 metrekare. Spor segmentinde Türkiye’nin en büyük mağazası şu anda. Onu, şubatta tüketici ile buluşturduğumuz Kocaeli/İzmit mağazası izledi. Mayıs takvimine aldığımız iki yeni yer daha var, bakalım...
“Tüketici ile duygusal bağ kuruyoruz”
Satış ve pazarlama ilkelerinizi oluşturan temel öğeler neler? Doğru ürünü doğru lokasyonda, doğru fiyat ve doğru satış temsilcileriyle tüketiciye sunmak şeklinde özetleyebiliriz sanırım. Temel ilke, alışverişi herkes açısından keyifli hale dönüştürmek... Kapıdan içeri giren her müşteri, biraz şaşırmalı biraz da eğlenmeli. Mağazada kaldığı süre boyunca, ne kadar özel olduğunu hissederek dolaşmalı. Tüketiciyle duygusal bağ kurduğumuzu söyleyebilirim. Her birinin fahri pazarlamacımız gibi çalışmasından anlıyorum bunu. Satış sonrası destek konusunda ise oldukça iddialıyız. Pazarlama mucizelerine gerçekten gerek yok. Doğru servis yetiyor.
Intersport mağazalarında hangi markaları, hangi ürünleri bulabiliyoruz? En çok hangileri satılıyor?
O’Neill, Adidas, Nike, Puma, Asics, Converse, Mc Kinley, Daysee, Salomon, Spyder, Elan, Nordica, Columbia, Arena, Speedo, Rollerblade, Scott, Voit, Energetics, Rucanor, Tecno Pro, Dunlop, Tretorn, Head, Wilson gibi dünya markalarının güvencesiyle özgürlüğün keyfini doyasıya çıkarıyorsunuz. Futbol, basketbol, voleybol, tenis, bisiklet, paten, koşu, squash, outdoor, racketball, kayak, snowboard, badmignton, su sporları ve fitness ile ilgili malzemeleri, aynı çatı altında bulabiliyorsunuz. Müşterinin favorisi, her zaman spor ayakkabılar... Özellikle modaya uygun tasarımlar tercih ediliyor. O’Neill’ın tekstil ürünleri ise ikinci sırada.
Bankacılar spora eğilimli
Hedef kitlenizi nasıl tanımlıyorsunuz? Kadınlar mı, erkekler mi çoğunlukta? Hangi yaş ve
meslek grupları ağırlıkta? Sporu yaşam biçimi haline getiren, rahatlıkla şıklığı aynı anda arayan, dinamik ve enerjik bir duruş sergileyen herkese sesleniyoruz. Her yaş ve gelir grubunda, her iki cinse de hitap edecek ürünlerimiz mevcut. Hiç spor yapmayan insanlar bile forma alıyor bizden. Rakamlarla ifade edersek, müşterilerimizin neredeyse yarısı erkek. Yüzde 40’ı bayan, yüzde 10’u çocuk. Meslek grupları değişken olduğu için genelleme yapmak imkansız. Şaşıracaksınız ama aktif sporla uğraşanlar, daha çok genç bankacılar arasından çıkıyor.
Türk toplumunun sporla ilişkisi nasıl? Bizzat deneyimlemek yerine, uzaktan uzağa flört etmeye daha sıcak baktığımız söylenebilir mi? Çok genç bir nüfusa sahip olduğumuz halde, maalesef spora düşkün değiliz. Almanya’da spor malzemeleri tüketimi, bizimkinden 50-60 kat fazla. Ekonomik nedenler öne sürülüyor ama henüz o sınırları zorlamadık. Dünyanın en iyi atletleri, fakir Afrika’dan çıkıyor. İran’da bile bizden daha çok kayakçı var. Yunanistan’ın bir yılda sattığı kamp malzemelerini, Türkiye’de 10 yılda eritemiyoruz. Elbette kültür sorunu. Bırakın sporu, hareket dahi etmiyoruz. Utanmasak, bakkala da arabayla gideceğiz! Bizdeki gibi bir “kapıcılık sistemi” hiçbir ülkede yok; herkes kendi alıyor ekmeğini, gazetesini. Okullara baktığınız zaman, yine değişmiyor manzara. Çocukların en mutlu olduğu saatler, “boş geçen” beden eğitimi dersleri(!) Bir ülke düşünün, denize kıyısı 8 bin kilometre olan... İnsanlarının en az yarısı denizi hiç görmemiş, yüzde 90’ı ise suya atsan boğulacak durumda. Trajikomik değilse nedir bu halimiz?
Adrenalin tutkusu ağır basıyor
Spor mağazaları zincirini yöneten kişi olarak, sizin de sporla uğraştığınızı düşünüyoruz. Sahi öyle mi? Yanılmıyorsunuz. Bireysel ve adrenalini yüksek sporları seviyorum. Takım ruhu ayrı bir şey. Çalışırken, şirketteyken, çok iyi bir takım oyunu oynuyoruz mesela. Spor başka... Benim özelim... Orada tamamen özgür olmak, kendimle baş başa kalmak istiyorum. Paraglyding, rufting, windsurf, bungee jumping yapıyorum. Kayak, tenis, yelken ve yüzmede lisansım var. Son birkaç senedir arazide alıyorum soluğu, motokros için. Müthiş bir heyecan. Hem de keyifli.
Kendi gardırobunuzda Intersport’a nasıl bir yer ayırıyorsunuz? Genelde spor giyinirim. Gardırobum, bizim mağazaların ürünleriyle dolu. Takım elbise dışında, aradığım her şeyi Intersport’ta bulabiliyorum. Fakat bazen, işim ve pozisyonum gereği, daha ciddi kıyafetler seçmeye mecbur kalıyorum. Üzülüyorum o zaman. Ceket giyip, kravat takınca, rahat hissetmiyorum kendimi...
Intersport hakkında: · 35 ülkede, 5 bin 500’den fazla mağazada, 60 bini aşkın çalışanıyla faaliyet gösteriyor. · 8.54 milyar euro’luk cirosu ile dünyanın en büyük spor perakendecisi olan Intersport, İsviçre’deki genel merkezinden yönetiliyor. · Intersport mağazalarını, günde 200 binden fazla kişi ziyaret ediyor. · Köklü bir spor mağazacılığı geçmişi olan Sporting Güngör AŞ ile 2005 Ekim’inde lisans anlaşması imzalayan Intersport, Türkiye’deki faaliyetlerine başlamıştır. · Haziran 2006’da Kanyon Alışveriş Merkezi’nde açılan mağaza, Türk tüketicisiyle ilk buluşma noktasıdır. · İstanbul, Ankara, Bursa, Eskişehir, Kayseri, Manavgat, Trabzon ve İzmit ile etkinlik alanını genişleten Intersport Türkiye, toplam 18 mağazada hizmet veriyor. · Türkiye’deki mağazalar, 500-bin 400 metrekare arasında değişen büyüklüklere sahip. · Mağazalarda, 10 binin üzerinde ürün çeşidi mevcut. |