Her üç gıdanın bi̇ri̇ çöpe gi̇di̇yor, Gıda Bankası bu israfın önüne geçmeyi planlıyor

Her üç gıdanın bi̇ri̇ çöpe gi̇di̇yor, Gıda Bankası bu israfın önüne geçmeyi planlıyor

GIDA BANKASI İLE İSRAFI ÖNLEYECEĞİZ

Gönüllü Hareketi Derneği geçtiğimiz yıl Gıda Bankacılığı Programı’nı başlatarak, bir sivil toplum kuruluşu inisiyatifi ile Bursa'da ilk Gıda Bankası’nı kurmak için kolları sıvadı. Dernek Başkanı Sertaç Şipka, Türkiye’de her yıl 325 bin ton gıdanın imha edildiğine ve israfın maliyetinin 214 milyar lira olduğuna dikkat çekerek, “Öncelikle çoğunluğu atılacak olan gıda ve temizlik ürünlerini toplayarak, oluşturduğumuz Gıda Bankası Ağı aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine dağıtmayı ve israfı önlemeyi hedefliyoruz” dedi. Şipka, özellikle Covid-19 pandemisi nedeniyle ihtiyaç taleplerinin artmasının çalışmalarını hızlandırdığının altını çizerken, en önemli temel amaçlarının da ihtiyaç sahiplerinin sürekli destek almaktan kurtarılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak olduğunu anlattı. Gıda Bankası'nın sürdürülebilir bir model olması için paydaş iletişimi ve iş birliğinin çok önemli olduğunu söyleyen Başkan Şipka, destek vermek, bağışçı olmak isteyen kurum ve kuruluşlar ile gönüllülere sosyal dayanışma için çağrıda bulundu. Gıda Bankacılığı deyince öncelikle ne anlamalıyız? Gıda Bankacılığı; gıda ile birlikte, giysi, temizlik ve hijyen ürünlerini bağış olarak toplayan, ayrıştıran, depolayan ve ihtiyaç sahiplerine dağıtan bir sivil toplum modelidir. Kurumlar ve kişiler gıda, giysi ve temizlik ürünlerini “gıda bankasına verir”, ihtiyacı olanlar da bu ürünleri “gıda bankasından alır”. Gıda bankacılığı bir toplumdaki ya da ülkedeki yoksulluğun çözümü̈ değildir ancak çözümün büyük bir desteğidir. Bu model ilk olarak nerede, nasıl oluşmuş? Gıda Bankacılığı kavramının 50 yıllık bir hikâyesi var aslında. ABD’de yaşayan emekli işadamı John Van Hengel, fakirlere yemek dağıtan yerel bir mutfakta gönüllü olarak çalışırken, son tüketim tarihi yaklaştığı veya ambalajı hasarlı olduğu için kullanabilir durumdayken atılan, imha edilen tonlarca ürün olduğunu fark eder. Çalıştığı yere dağıtılan yemek miktarından daha fazla gıda bağışlandığı için de bunları saklayabilecek bir depo kiralar. Çevresindeki marketleri ve üreticileri ikna ederek, bu tür ürünleri deposuna vermelerini sağlar ve ilk gıda bankasını kurar. Bu model yıllar içerisinde tüm dünyada uygulanır hale gelmiştir.

AFETLERDE ÖNEMİ ANLAŞILDI

Gıda Bankası kavramının Türkiye’de yasal mevzuatta yeri nedir? Türkiye'de Gıda Bankası kavramının 2004 yılında yasal bir mevzuata kavuşmasına neden olan olay, 1999 yılında yaşadığımız depremler oldu. Deprem bölgelerine yapılan yardımlar ve gösterilen toplumsal dayanışma, aslında sivil toplum kuruluşları için de öneminin daha çok anlaşıldığı, açılımın yaşandığı kritik bir dönemdi. Gıda Bankacılığının da kar amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından yapılabileceği ve tüm süreçlerini belirten yasa 2004 yılında hazırlandı. Türkiye’de daha önce kurulmuş gıda bankaları var. Son yıllarda yaşadığımız Elazığ depremi, Giresun sel felaketi, İzmir depreminde; Gıda Bankalarının bölgelere, dağıtım operasyonu konusundaki tecrübesini ve kapasitesini yansıtabildiğini hızlıca yansıtabildiğini olduğunu gösterdi.

BURSA’DA İLK OLACAK

Dernek olarak Bursa'da ilk olacak Gıda Bankasını hayata geçirmeye nasıl karar verdiniz? 2020 yılı Ocak ayında üç hafta boyunca Amerika'daki sivil toplum faaliyetlerini, uygulamalarını yerinde inceledim. Dört farklı eyalette sivil toplum kuruluşlarını ve Gıda Bankalarını ziyaret ettim. Dönüş sonrasında dernek üye ve gönüllüleri ile ziyaretimin detaylarını paylaştım. Yaptığımız değerlendirmeler neticesinde Gıda Bankacılığı Programı’nı başlatmaya karar verdik. Gıda yardımı yapan STK’lar var tabii ki ama Bursa Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde bize Bursa’da bir Gıda Bankasının olmadığı söylendi. Bu doğrultuda, zaruri olan tüzük değişikliklerini Genel Kurul'da yaparak Gıda Bankacılığı Programı için gerekli altyapıyı oluşturduk. Türkiye'de Gıda Bankacılığı alanında öncü olan Temel İhtiyaç Derneği (TİDER), Gıda Kurtarma Derneği ve Fazla Gıda ile de süreç boyunca bilgi alışverişi sağladık ve destek aldık. Hangi bölge ve şehirlerde faaliyet göstermeyi hedefliyorsunuz? Bursa'da kurulduğumuz için ilk olarak Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım, Mudanya, Gemlik, Gürsu ve Kestel ilçelerindeki vatandaşlara destek vereceğiz. 2021 yılının ilk 6 ayında en az 500 aileye düzenli destek vermeyi hedefliyoruz. Kapasitenin artması ile birlikte tüm Bursa’yı kapsamayı planlamaktayız. Özel sektör ve kamu kurumları ile ne kadar işbirliği sağlayabilirsek bu model o kadar başarılı olacaktır. Modelimizin işlerlik kazanması ile birlikte hizmet ağımızı Kütahya, Bilecik, Balıkesir, Çanakkale gibi yakın şehirlere de ulaştırmayı istiyoruz.

İSTİHDAMA DAHİL ETMEK HEDEFİMİZ

Gönüllülük çalışmalarınıza Gıda Bankacılığı Programını eklemeniz de en önemli etken ne oldu? Dernek olarak uzun yıllardır üniversite öğrencilerine burs veriyoruz, ihtiyaç sahiplerine dönem dönem destek veriyoruz. Ancak son yıllarda derneğe gelen yardım talepleri çok arttı ve bu durum dernek içerisinde bir farkındalık oluşturdu. Özellikle Covid-19 pandemisi nedeniyle ekonomik yönden olumsuz etkilenen bireylerin sayısının artması Gıda Bankacılığı konusunda çalışmalarımızı hızlandırmamızı sağladı. Gıda Bankacılığı alanında yaptığımız araştırmalar ve ziyaretler sonrasında da sürdürülebilir bir model ile ekonomik zorluklar yaşayan bireylere destek olmayı kararlaştırdık. Gıda Bankası destek anlamında neleri kapsayacak? En temel amacımız ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılarken, sürekli destek almaktan kurtarılmasına yönelik faaliyetlerde de bulunmak. İstihdama dâhil etme, beceri-yetkinlik artırma, öğretim-bilgilendirme eğitimleri, okul sonrası çocuk hizmetleri, okul merkezli beslenme programları, kamu hizmetlerine yönlendirme programları ile hayat standartlarını yükseltmeyi amaçlıyoruz. PAYDAŞLARLA İŞBİRLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ

Kamu kurumları, belediyeler tarafından da sosyal yardımlar yapıldığını biliyoruz. Bu noktada STK’ların önemini ve farkını nasıl anlatırsınız? Aslında yurtdışına baktığımızda STK’lar sosyal alandaki ihtiyaçların karşılanması noktasında temelde rol alan ve hızlı aksiyon alan kurumlardır. Ancak ülkemizde yardımlar daha çok kamu kurumlardan bekleniyor. Dolayısıyla kamu kurumları neredeyse STK’lara alan bırakmayacak şekilde toplumsal faaliyetleri de yapıyorlar. Bu durum kamu-stk iş birliğinin yapılmasının önünde bir engel oluşturduğu gibi, sivil toplumun kurumsallaşmasını ve etkisi güçlendirmesini zorlaştırıyor. Örneğin ilçe belediyeleri kendi sınırları dışında hizmet üretemez, ama STK’lar öyle değil. Kamu kurumlarının yasal olarak sivil toplum kuruluşları gibi çalışmalarına gönüllüleri dahil edemez ancak STK’lar tüm vatandaşları faaliyetlerine dahil edebilir. Rolleri karıştırmamak ve kurumları birbirine rakip görmemek gerek. STK’larda bir kamusal faydayı gözetiyor ve bu doğrultuda çalışıyor aslında. Kamunun yetersiz kaldığı, ulaşamadığı noktalarda, STK’lar daha efektif ve kapsayıcı olabilir. Yapılacak işbirliği, vatandaş tarafından da dayanışmanın güvenini artıran bir unsur. Bu nedenle işbirliği olmazsa olmaz. Bir taraftan da tüm paydaşların bir arada olması anlamında yapılan güzel örnekler de var. Türkiye’de bazı belediyeler, STK’lar tarafından kurulan gıda bankaları aracılığıyla sosyal yardımlarını vermeye başladılar. Bir örneğini de neden Bursa’da hayata geçirmeyelim. Gıda Bankasının çalışma modeli nedir? Nasıl işleyecek? Depo ve market formunda olması planladığımız Gıda Bankası'nın sürdürülebilir bir model olması için paydaş iletişimi ve işbirliği çok önemli. Destek vermek isteyen, bağışçı olmak isteyen özel sektör, sivil toplum ve kamu kurumları, yine derneğimiz tarafından kurulan Gıda Bankası Ağı platformunun üyesi olabilir, destek olabilir ve çalışmaların koordinasyonuna katılabilir. Detaylı bilgi için www.gidabankasiagi.org adresinden bilgi alabilirler. Bu vesileyle paydaş olmak isteyen kurumlara da çağrıda bulunmak isteriz. Sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içinde hareket etmek istiyoruz. Gönüllü Hareketi Derneği’nin Açık Açık Online Hesap Verebilirlik ve Şeffaflık Platformu'na üye olan Bursa'daki ilk STK olduğunu ve Bağış Hakları Beyannamesi'nin imzacısı olduğunu da belirtmeliyim. Her şey şeffaftır, hesap verebilir ve hesap sorulabilirdir.

HER ÜÇ GIDANIN BİRİ ÇÖPE GİDİYOR

Gıda Bankasının kurum/kuruluşlara nasıl bir faydası var, biraz açabilir misiniz? Gıda Bankasına bağışlanan ürün genellikle israfı önlemek ve atık ürün öncesi atıl durumdaki ürünlerden oluşur. Dünyada üretilen her üç gıdanın biri çöpe gidiyor. Bir yandan da dünyanın üçte biri açlık çekiyor diyoruz. Türkiye’de de aynı şey geçerli, yılda 325 bin ton gıda her yıl imha ediliyor. İsrafın maliyeti her yıl 214 milyar TL, çok büyük bir rakam. Her 7 kişiden biri de yoksul. Dolayısıyla ortada bir organizasyon problemi var ve üretilen gıdayı ihtiyaç sahibine ulaştırmadan imha etmek zorunda kalıyoruz. Örneğin bir perakende markası iseniz ve gıda, temizlik vs. ürünü satıyorsanız; kısa raf ömrü olan, etiketleme hatası bulunan, ihtiyaç fazlası stok ya da hasarlı ambalajlı ürünleri görme şansınız var. Tedarikçiye geri gönderilerek, atılacak, israf olacak ürünleri Gıda Bankasına çok kolay bir şekilde bağışlayarak, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağlayabilirsiniz.

DESTEĞİN KISITLI SÜRESİ YOK

Destek miktarıyla ilgili bir kriter var mı? Gıda Bankası yararlanıcıları için evrensel olarak kabul edilmiş bazı normlar mevcut. Bir kişinin bir öğün miktarı 300 gram olarak hesaplanmıştır. Buna göre yıllık olarak verilecek erzak desteği, 328 kilodur. Ancak ihtiyaç durumu sona erene kadar yararlanıcıya vereceğimiz destek devam edecek. Ailede yaşayan yetişkin birey sayısına göre aylık hane desteği verilmesi planlıyoruz. Yararlanıcılara erzak paketleri lojistik imkânlarla ulaştırılacak veya kurulacak Gıda Bankası'na gelecek tanımlanan kota kadar destek alması sağlanacak.

SAHA EKİPLERİ DEĞERLENDİRECEK

İhtiyaç sahipleri nasıl belirlenecek? Gıda Bankası'ndan yararlanmak isteyen kişilerin, istenen belgeler doğrultusunda başvuru yapması gerekiyor. Eksiksiz bir şekilde alınan başvurular, sosyal hizmet uzmanı, psikolojik danışman, sosyolog, psikolog gibi mesleklere sahip uzman saha ekipleri tarafından değerlendirilecek ve gerçekleştirilen hane ziyaretleri sonrasında, onay alan kişiler Gıda Bankası'ndan yararlanmaya başlayacaklar. Bu anlamda bir suiistimal söz konusu değil, uygulama adil ve eşitlikçi olacak. Bu modelin dünya çapında yaygın olmasının sebebi, “insanların destek alırken rencide olmadığı" bir model olmasıdır. Yararlanıcının destek alabileceği mekanizma belli ve yararlanabilmesi için kimsenin ona bir lütufta bulunması gerekmiyor. İnsan onuruna yakışır bir şekilde yararlanıcılar destek alır ve bilgileri KVKK kapsamında gizli tutulur. Gönüllüler nasıl destek olacaklar? Bir Gıda Bankasının olmazsa olmazı gönüllüleridir. Çünkü bir Gıda Bankasının insan kaynağı, profesyonellerden, stajyerlerden ve en çok da gönüllülerden oluşur. Gıda paketi hazırlama, depo operasyonu, saha çalışmaları, lojistik, kaynak geliştirme, vb. birçok alanda gönüllüler Gıda Bankası çalışmalarına katılabilirler.