Gül Okten: Tersane İstanbul, sahip olduğu tarihi ve kültürel mirasla çok özel bir lokasyon. Beymen olarak bu tarihi dokuyu koruma ve yaşatma konusunda nasıl bir yaklaşım benimsediniz? Projenin bu yönü, markanın değerleriyle nasıl örtüşüyor?
Beymen Tersane’yi hayata geçirirken temel çıkış noktamız, Tersane’nin İstanbul’a yeniden kazandırılan çok kıymetli bir değer olmasıydı. Çünkü bu mekân, yalnızca bir yapı değil; başlı başına bir miras.
15.yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edilmiş, yüzyıllar boyunca hem gemi endüstrisinin hem de zanaatin kalbi olmuş. Tersane-i Amire’nin temelleri Fatih Sultan Mehmet tarafından atılmış, Kanuni döneminde Mimar Sinan’ın katkılarıyla dönemin en önemli denizcilik merkezlerinden biri hâline gelmiş. Böyle bir mekâna yeniden hayat vermek, bizim için hem büyük bir gurur hem de ciddi bir sorumluluktu.
Bu nedenle Tersane İstanbul’daki varlığımızı hiçbir zaman yalnızca yeni bir mağaza açılışı olarak ele almadık. Beymen’in mağazacılık anlayışı, bulunduğu mekânların ruhuyla bütünleşen, ilham verici deneyimler yaratmak üzerine kurulu. Sanat, mimari ve kültürel mirası bir araya getiren bu projede de önceliğimiz; var olduğumuz yapının doğasına saygılı, onunla uyumlu ve bütüncül bir deneyim sunmaktı.
Bu yaklaşım doğrultusunda yolumuz, çağdaş mimarlık alanında dönüşüm projeleriyle öne çıkan OMA (Office for Metropolitan Architecture) ile kesişti. Hedefimiz yalnızca bir mimarlık ofisiyle çalışmak değil; İstanbul’a değer katacak, yapının yalnızca iç mekânıyla değil, bulunduğu çevre ve kentle de ilişki kurabilecek bir ekip ile ilerlemekti. OMA’nın tarihi dokuya saygılı ama aynı zamanda cesur ve yenilikçi yaklaşımı, Beymen Tersane’nin mimari karakterini belirleyen en önemli unsurlardan biri oldu.
Projede, tarihi yapıya doğrudan müdahale etmeden ve mevcut yapıya yapısal yük bindirmeden, her galerinin kendi kendini taşıdığı bağımsız bir sistem kurgulandı. Yapının özgününde yer alan sekiz tarihi galeriye eklenen bir yeni yapı ile, her biri kendi kimliğine sahip dokuz ayrı galeriden oluşan bir bütün üzerinde çalıştık. Bu yaklaşım, geleneksel, dikey ve hiyerarşik perakende modelinin ötesine geçmemizi gerektirdi. Bir yandan mekânsal olarak güçlü ve bütüncül bir yapı oluştururken, diğer yandan her galeri için özel sergileme sistemleri, aydınlatma kurguları ve dolaşım rotaları tanımladık. Malzeme ve renk seçimleri de bu farklılaşmayı destekleyecek şekilde ele alındı. Böylece her galeri kendi karakterini korurken, bir araya geldiklerinde Beymen Tersane’nin tek ve güçlü anlatısını oluşturan bir mekânsal deneyim ortaya çıktı.
Binayı yalnızca iç mekânıyla değil, dış mekân kurgusuyla birlikte ele aldık. İç mekândan bilinçli olarak feragat edilerek yeni meydanlar açıldı; yapının Haliç’le kurduğu ilişki görünür kılındı. Bu karar, projeye hem mimari hem de kamusal ölçekte derinlik kazandırdı.
Sonuçta ortaya çıkan yapı; geçmişine saygı duyan, ama aynı zamanda geleceğe cesaretle bakan, ilham veren bir lüks deneyim alanına dönüştü. Taşıdığı tarihsel ve kültürel değerlerle Beymen Tersane, bugün Beymen’in yaklaşımını ve değerlerini en güçlü şekilde yansıtan imza projelerimizden biri olarak konumlanıyor.
Elif Göktaş: Beymen Tersane’yi yalnızca bir alışveriş alanı değil, çok katmanlı bir yaşam ve deneyim merkezi olarak konumlandırıyorsunuz. Bu projeyle ziyaretçilere sunmak istediğiniz temel deneyim neydi?
Beymen’de mağazacılık anlayışımız bulunduğumuz mekânların ruhuyla bütünleşen ilham verici deneyimler tasarlamak üzerine kurulu. Tersane bizim 10 yıla yakın bir zamandır radarımızda olan, üzerine kafa yorduğumuz, son birkaç yıldır ise çok aktif olarak üzerinde çalıştığımız çok büyük öneme sahip bir projeydi. Markamızın köklü değerleriyle tarihi mirasa duyduğumuz saygının ve geleceğe dönük vizyonumuzun güçlü bir birleşimi oldu.
Haliç Tersanesi’nin büyüleyici atmosferiyle bütünleşen galerileri ve sunduğu özgün deneyimlerle hayata geçirdiğimiz Beymen Tersane; ziyaretçilerimizin sadece alışveriş yapabileceği bir yer değil, büyüleyici mimarisiyle geçmişten geleceğe uzanan bir yolculuğa çıkaran, galerileriyle görsel bir keşif alanı sunan ve lüks moda, yaşam, kültür-sanat, mimari ve gastronomiyi buluşturan bir yaşam rotası. Bu bütünsel yaklaşım, doğrudan satış odaklı bir model yaratmaktan ziyade Beymen Tersane’yi alışveriş yapılan bir mekânın ötesine taşıyor. Merak duygusunu besleyen, her ziyaretle yeniden keşfedilebilen ve sürekli yaşayan bir deneyim dünyası sunuyor.
Bu nedenle Beymen Tersane’de tek bir deneyim alanı yerine, tarihi dokunun çağdaş mimariyle buluştuğu galerilerden VIP odalara, özel marka kürasyonlarından sanat eserlerine kadar her alan; ziyaretçilere ilham veren, ışık, mimari ve özgün kürasyonlarla şekillenmiş, kendine ait anlatımı olan bağımsız dünyalar sunuyor. Bu perspektifle Beymen Tersane, yalnızca belirli noktaların değil, tamamının bir deneyim hâline geldiği çok katmanlı bir yapı olarak öne çıkıyor. Bizim için asıl önemli olan da tam olarak Beymen Tersane’nin böyle bir referans noktası olarak konumlanması.
Gül Okten: Beymen Tersane’de sanat eserleri, sergiler ve gastronomi gibi unsurlar dikkat çekiyor. Sanat ve gastronominin bu projedeki rolünü nasıl tanımlarsınız? Bu alanların, müşteriyle kurulan bağa nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
Beymen Tersane’yi kurgularken sanat ve gastronominin, sunmak istediğimiz deneyimin ayrılmaz bir parçası olmasını en baştan hedefledik. Beymen’in mağazacılık anlayışı; bulunduğu mekânın ruhuyla bütünleşen, ilham veren ve duygusal bağ kuran deneyimler yaratmak üzerine kurulu. Bizim için lüks; kültür, sanat ve gastronomiyle bir araya geldiğinde gerçek anlamını buluyor. Böylesine güçlü bir tarihsel mirasın içinde, mekânla uyumlu, sessiz ama derinlikli bir lüks dili kurmak çok önemliydi.
Bugün lüksün tanımı da zaten bu yönde değişiyor. Yeni lüks; yalnızca ürün ya da etiket üzerinden değil, anlam, bağlam ve deneyim üzerinden şekilleniyor. Kültürle temas eden, iyi olma hâlini, sürdürülebilirliği ve duygusal etkileşimi odağına alan çok katmanlı bir yaklaşımı temsil ediyor.
Beymen’de , sanatı her zaman mekânla ve deneyimle birlikte düşünen bir yaklaşım benimsiyoruz. Tersane projesinde de bu bakışla, yapıyı yalnızca bir mağaza olarak değil, baştan sona kurgulanmış bir deneyim akışı olarak ele aldık. Sanat, bu kurgunun merkezinde, galerilerin ölçeğini, ritmini ve algısını belirleyen bir unsur olarak yer aldı. Her galeride, galerinin ruhu ile örtüşen, mekanla bağı güçlendiren özel eserlerle yerleştirmeler yaptık.
Galeri 1’e adım attığınızda ilk olarak yukarı bakmanızı öneririm. Amerikalı sanatçı Rachel Hayes’in “Dressed in Light” adlı çalışması tavanda bizi karşılıyor. Renkli, ışığı geçiren kumaşlar, galeriye çok özel bir hava katıyor, adeta mimarinin bir parçası oluyor, mekânı canlı bir organizmaya dönüştürüyor.
Galeri 2’de Koreli sanatçı Saerom Yoon’un Beymen’e özel olarak ürettiği “Crystal Series” adlı yerleştirmesi var. Bu çalışmanın ışıkla birlikte değişen, yaşayan bir hali var. Gerçekten çok etkileyici.
Galeri 3’te Arda Asena’nın “Otherwise Delights” isimli tavan yerleştirmesi var. Yukarıdan gelen bu farklılık duygusu, galeriye başka bir boyut kazandırıyor.
Galeri 4 ve 5’in üzerinde konumlandırılan Loft’umuzda bulunan Home galerisini özellikle bir sanat galerisi gibi kurguladık. Alanın girişinde Özlem Yenigül’ün “Hep Geri Döneriz” dokuma eseri , çıkışında ise Bayram Demir’in “Labirent N3 (Sonsuz Oyun)” tekstil çalışması bizi karşılıyor. Ayrıca VIP odalarımızda yer verdiğimiz Mert Acar’ın “Warmth” ve “Pillar” eserleri ile Zeynep Demirhan’ın “Echoes Of Presence” ve “Suspended Realities” eserleri odaların mimari dili ile adeta konuşuyor.
Galeri 7’de Portekizli sanatçı Miguel Rodrigues’in “Gemini” isimli büyük ölçekli, mekana özel ürettiği eseri yer alıyor. İstanbul ve Lizbon’un ortak denizci geçmişinden ilhamla, iki büyük dalganın birleşmesini anlatan, hacimde adeta bir ufuk çizgisi yaratan bir çalışma bu. Hem görsel olarak çok çarpıcı hem de arkasındaki hikâye çok kuvvetli.
Galeri 8 ise Beymen Tersane’nin sanat kalbi diyebileceğimiz bir alan. Açılışta burada Arcangelo Sassolino’nun The State of Desire adlı enstalasyonu yer aldı; sanatın fiziksel bir kuvvete dönüştüğü, izleyiciyle doğrudan temas kuran çok etkileyici bir çalışmaydı. Bu galerimiz devam eden zamanlarda da farklı sanatsal çalışmalara ev sahipliği yapacak nitelikte esnek bir kurgu içeriyor.
Galeri 9 Contemporary Gallery’de ise iki eser var. İlki, Sarp Kerem Yavuz’un Süleymaniye Türbesi’nin kubbe desenlerinden yola çıkarak, tamamen legolarla yaptığı “Süleyman” adlı çalışması. Hem geleneksel hem çağdaş; çok güçlü bir yorum. Diğeri de Aslı Sarman’ın “Subterra Species” . Mekanın, Tersane İstanbulda korunan tek tarihi yeşil alanı olan gizli bahçe ile kurduğu ilişkiyi başka bir boyutta tamamlıyor. Çok parçalı, mekana özel yapılmış seramik bir yerleştirme.
Sanat kadar gastronomi deneyimi de Beymen Tersane’nin özgünlüğünü destekleyen temel unsurlardan biri. Bu deneyim, Beymen Tersane’de açılan Bardot Blue ile daha da derinleşti. Bardot Blue, Haliç manzarasıyla şehrin en güzel duraklarından biri olmanın yanı sıra, müşterilerimizin mağazada daha uzun süre keyifli vakit geçirmesini sağlayan bir alan olarak kurgulandı. Bu çerçevede Beymen Tersane’de sanat ve gastronomi, mekânın deneyimsel kurgusunu tanımlayan; misafirlerimizle kurulan ilişkiyi derinleştiren ve Beymen’in yaşam stili yaklaşımını mekân üzerinden görünür kılan temel bileşenler olarak ele alındı.
Elif Göktaş: Beymen Tersane’nin, Beymen’in Türkiye perakende sektöründeki konumuna ve gelecek vizyonuna nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz? Beymen Tersane’nin, Türkiye’de perakende yatırımlarının yönünü ve beklentilerini nasıl dönüştüreceğini düşünüyorsunuz?
Beymen Tersane – Galleries of Luxury, son dönemdeki yatırımlarımızın en büyüğü ve en büyük odak noktalarımızdan biri. Türkiye’de lüks moda perakendesinin geldiği noktayı ve gelecekte ulaşmak istediğimiz yönü çok net biçimde temsil ediyor. Burası, Beymen mağazacılığının 50 yılı aşkın deneyimini, yeni nesil bir anlayışla yeniden kurguladığımız çok katmanlı bir yaşam alanı.
Beymen Tersane gerek Beymen gerek İstanbul için bir dönüm noktası. Beymen Tersane, hem İstanbullular hem de uluslararası ziyaretçiler için ilham verici bir destinasyon olma özelliği taşıyor. Bu proje aynı zamanda uluslararası alanda Türkiye perakendesinin geldiği noktayı ve potansiyelini gösteren çok güçlü bir vitrin. Bu yönüyle yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da perakende sektörü için dikkatle takip edilen bir örnek teşkil ediyor.
Özellikle Beymen Tersane gibi çok katmanlı deneyimlere yaptığımız yatırımlar, markanın sektördeki farklılaşmasını hızlandırdı; lüksü moda, gastronomi, sanat, tasarım ve kültürel mirasla birleştiren yeni bir platform oluşturdu. Beymen Tersane, perakendenin geleceğine dair vizyonumuzu somutlaştırdığımız, sektöre de ilham vermeyi hedeflediğimiz çok özel bir yatırım.
