Bir markete girdiğimizde raflarda binlerce ürün görüyoruz. Gıda, içecek, kozmetik, temizlik ürünü, elektronik eşya…
Aslında gördüğümüz yalnızca ürünler değil; aynı zamanda tonlarca cam, plastik, metal, kâğıt ve kartondan oluşan büyük bir malzeme akışı.
Uzun yıllar boyunca ambalajın temel görevi ürünü korumak, taşımak ve tüketiciye sunmaktı. Bugün ise bu tanım değişiyor.
Artık ambalaj; çevre mevzuatının, döngüsel ekonominin, karbon yönetiminin, tüketici tercihlerinin ve hatta şirketlerin rekabet gücünün bir parçası.
Bu değişim özellikle perakende sektörü açısından son derece önemli. Çünkü üretici ile milyonlarca tüketici arasındaki en büyük temas noktalarından biri perakendedir.
Doğrusal ekonomiden döngüsel ekonomiye
Geleneksel ekonomik model oldukça basitti:
Üret, tüket ve at.
Ancak doğal kaynakların sınırlı olması, hammadde maliyetlerinin artması ve atık miktarlarının büyümesi bu modeli giderek sürdürülemez hale getiriyor.
Yeni yaklaşım ise farklı:
Üret, kullan, topla, geri kazan ve yeniden ekonomiye kazandır.
Yani artık bir ambalajın yolculuğu tüketici ürünü satın aldığında sona ermiyor.
Asıl soru bundan sonra başlıyor:
Bu ambalaja ne olacak?
İşte perakende sektörü tam bu noktada döngüsel ekonominin en önemli aktörlerinden biri haline geliyor.
Türkiye’de depozito sistemi perakendeciyi merkeze taşıyor
Türkiye’de uygulanmaya başlayan Depozito Yönetim Sistemi bu dönüşümün en somut örneklerinden biri.
Belirli içecek ambalajlarının tüketim sonrasında geri alınması ve tekrar ekonomiye kazandırılması üzerine kurulan sistem; yalnızca üreticileri değil, ürünleri tüketiciyle buluşturan satış noktalarını da ilgilendiriyor.
Marketler, alışveriş merkezleri ve diğer satış noktaları artık yalnızca ürünün satıldığı yerler değil.
Aynı zamanda tüketim sonrası ambalajın yeniden sisteme girdiği noktalar haline geliyor.
Bu durum ilk bakışta işletmeler açısından yeni bir operasyonel yükümlülük gibi görülebilir.
Oysa doğru yönetildiğinde bunun önemli fırsatlar yarattığını düşünüyorum.
İade noktaları tüketicinin mağazaya yeniden gelmesini sağlayabilir, müşteri sadakatini artırabilir ve işletmenin çevresel sorumluluk konusunda görünür bir rol üstlenmesine yardımcı olabilir.
Başka bir ifadeyle depozito sistemini yalnızca bir “atık toplama sistemi” olarak görmek eksik olacaktır.
Bu aynı zamanda yeni bir perakende temas noktasıdır.
Avrupa’da da kurallar değişiyor
Türkiye’deki dönüşüm dünyadan bağımsız değil.
Avrupa Birliği’nin yeni Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü ile ambalajların tasarımından geri dönüştürülebilirliğine, yeniden kullanımından geri dönüştürülmüş hammadde kullanımına kadar geniş bir alanda yeni bir dönem başlıyor.
Bunun Türkiye açısından özellikle önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü Avrupa ile ticaret yapan üreticilerimizin yanı sıra onların ürünlerini satan, kendi markalı ürünlerini ürettiren veya uluslararası tedarik zincirlerinin parçası olan perakende şirketleri de bu dönüşümden etkilenecek.
Dolayısıyla geleceğin satın alma yöneticisi yalnızca şu soruyu sormayacak:
“Bu ürünün fiyatı nedir?”
Şunları da soracak:
Ambalajı geri dönüştürülebilir mi?
Ne kadar geri dönüştürülmüş malzeme içeriyor?
Gereksiz ambalaj kullanılmış mı?
Tedarikçinin çevresel performansı nedir?
Ürünün karbon ayak izi nedir?
Ambalaj kullanım sonrasında hangi sisteme girecek?
Bu soruların satın alma süreçlerine girmesi, perakende sektöründe önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.
Raf yönetiminden kaynak yönetimine…
Bence perakendeciliğin önümüzdeki yıllardaki en önemli dönüşümlerinden biri burada yaşanacak.
Bugünün başarılı perakendecisi rafını iyi yöneten işletmedir.
Yarının başarılı perakendecisi ise önümüzdeki dönemin temel meselesinin yalnızca “daha fazla satmak” değil, kaynakları daha verimli kullanarak değer yaratmak olacağını düşünüyorum.
Çünkü geleceğin rekabetinde yalnızca raftaki ürün değil, o ürünün hangi kaynaklarla, nasıl üretildiği, nasıl taşındığı, nasıl ambalajlandığı ve tüketildikten sonra ne olduğu da önem taşıyacak.
Ve belki de önümüzdeki dönemde başarılı perakendeciyi diğerlerinden ayıracak en önemli fark tam olarak burada ortaya çıkacak.
Rahşan Bukni Ulus
