Obdan Sistem Genel Müdürü ve Servex Yönetim Kurulu Başkanı Arkın Obdan, Avrupa Birliği’nde değişen gümrük düzenlemelerinin sınır ötesi e-ticaret ve perakende operasyonlarına etkisini, artan gümrük ve operasyon maliyetlerini, dijitalleşmenin süreçlerdeki rolünü ve Türkiye’den Avrupa pazarına satış yapan şirketlerin yeni döneme hazırlıklarını Perakende.org’a anlattı.
Öncelikle, Avrupa Birliği’nde gümrük süreçlerinde hayata geçirilen yeni düzenlemeleri ve 1 Temmuz itibarıyla 150 avro altındaki e-ticaret gönderilerine yönelik muafiyetin kaldırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Burada birbirinden ayrı iki gelişmeyi birlikte değerlendirmek gerekiyor. 1 Temmuz 2026 itibarıyla 150 avro ve altındaki belirli düşük değerli e-ticaret gönderilerinde uygulanan gümrük vergisi muafiyeti kaldırıldı ve geçiş dönemi için eşya başına 3 avroluk gümrük vergisi getirildi. Bunun yanında Avrupa Birliği’nin yeni Birlik Gümrük Kodu kapsamında bir de Birlik Gümrük İşlem Ücreti oluşturuldu. Avrupa Komisyonu, bu ücretin tutarını 21 Eylül 2026 tarihinde eşya başına 2 avro olarak belirledi. Bu ücretin, gerekli onay ve yayımlanma süreçlerinin tamamlanmasının ardından Kasım ayında uygulanmaya başlaması bekleniyor. İki uygulama birbirinin alternatifi değil; koşulları oluştuğunda birlikte uygulanacak.
Bu değişiklikleri yalnızca yeni bir maliyet kalemi olarak görmemek gerekiyor. Avrupa Birliği, artan sınır ötesi e-ticaret hacminin yarattığı gümrük operasyonlarını daha sistematik, izlenebilir ve maliyetleri karşılanabilir bir yapıya taşımaya çalışıyor. Yeni Birlik Gümrük Kodu da gümrük idarelerinin veri kontrolü, risk analizi, altyapı ve kontrol faaliyetlerini kapsayan işlem maliyetlerini dikkate alıyor. Dolayısıyla şirketler açısından önümüzdeki dönemin temel konusu, yeni ücretleri ödemekten çok bu değişikliklerin operasyonlarına nasıl yansıyacağını doğru şekilde yönetmek olacak.
Söz konusu değişiklikler, Avrupa ile ticaret yapan perakendecilerin ve e-ticaret şirketlerinin maliyet yapısını ve operasyonel süreçlerini nasıl etkileyecek?
Bu düzenlemelerin özellikle yüksek adetli ve düşük tutarlı sınır ötesi e-ticaret gönderilerinde işlem maliyetlerini artırması bekleniyor. 150 avro ve altındaki belirli gönderiler için 1 Temmuz’dan itibaren uygulanan 3 avroluk gümrük vergisine, yeni Birlik Gümrük İşlem Ücreti de eklenecek. Bu nedenle düşük değerli siparişlerde sabit maliyetlerin ürün bedeline oranı daha yüksek hale gelebilir.
Tabii maliyet etkisini yalnızca ücretlerin toplamı üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Siparişin alınmasından ürün bilgilerinin hazırlanmasına, gümrük beyanından tahsilat ve teslimata kadar uzanan sürecin ne kadar verimli yönetildiği de toplam maliyeti belirliyor. Özellikle çok sayıda küçük gönderi yöneten şirketlerde, aynı verinin farklı sistemlere tekrar tekrar girilmesi veya belgelerin manuel olarak kontrol edilmesi zaman ve iş gücü maliyetini artırabilir.
Şirketlerin öncelikle gönderi bazında gerçek maliyetlerini görünür hale getirmesi gerekiyor. Hangi ürün gruplarında maliyet artıyor, hangi gönderi modelleri daha verimli, gümrükleme ve taşıma süreçlerinde nerelerde bekleme yaşanıyor; bunların ölçülmesi önemli. Biz Obdan Sistem olarak dış ticaret operasyonlarında maliyet yönetimini, gümrükleme işleminin ötesinde bütün operasyonun verimliliğiyle birlikte ele alıyoruz.
Yeni düzenlemelerin sınır ötesi e-ticaret operasyonlarında; gümrükleme, lojistik, teslimat süreleri ve tedarik zinciri açısından ne gibi değişikliklere yol açmasını bekliyorsunuz?
Burada en önemli değişikliklerden biri, gümrük süreçlerinin artık e-ticaret operasyonunun son aşamasında ele alınabilecek bir konu olmaktan çıkması. Şirketler açısından bakıldığında; ürün, sipariş, fatura, taşıma ve gümrük bilgilerinin süreç boyunca tutarlı şekilde yönetilmesi daha önemli hale geliyor. Çünkü gümrükte eksik veya hatalı bir veri nedeniyle yaşanan gecikme, doğrudan teslimat planına ve müşteri deneyimine yansıyabiliyor.
Özellikle düşük tutarlı ancak yüksek adetli gönderilerde birkaç dakikalık veya saatlik bir işlem farkı bile toplam hacim büyüdüğünde önemli bir operasyonel sonuca dönüşebilir. Bu nedenle şirketlerin gümrük süreçleri ile lojistik operasyonlarını, birbirini besleyen bir akış olarak yönetmesi gerekecek.
Tedarik zinciri tarafında ise esneklik daha önemli hale gelecek. Farklı taşıma modellerinin, alternatif güzergâhların ve farklı gümrükleme senaryolarının önceden değerlendirilmesi, şirketlerin tek bir operasyon modeline bağımlı kalmasını önleyebilir. Özellikle Avrupa pazarında birden fazla ülkeye satış yapan şirketler açısından ülke bazlı uygulamaların ve operasyonel gerekliliklerin düzenli olarak takip edilmesi de önem taşıyor.
Artan gümrük ve operasyon maliyetlerinin tüketici fiyatlarına yansıması konusunda nasıl bir tablo öngörüyorsunuz? Şirketler bu maliyetleri yönetmek için hangi adımları atabilir?
Yeni maliyetlerin bir bölümünün fiyatlara yansıması mümkün; ancak bunun her ürün ve her şirket için aynı ölçüde gerçekleşeceğini söylemek doğru olmaz. Burada şirketlerin sipariş başına maliyet yapısı, ürün marjları, gönderi hacimleri ve lojistik modelleri belirleyici olacak.
Özellikle düşük fiyatlı ürünlerde sabit tutarlı ücretlerin ürün fiyatı içindeki payı daha yüksek olacağı için fiyatlama açısından daha dikkatli bir analiz gerekebilir. Buna karşılık şirketler operasyonlarını daha verimli hale getirerek maliyet artışının bir bölümünü dengeleyebilir.
Bu noktada üç konu öne çıkıyor; gönderi ve ürün verilerinin doğru yönetilmesi, gümrük işlemlerinde manuel iş yükünün azaltılması ve lojistik modelinin düzenli olarak gözden geçirilmesi. OCR, otomasyon ve veri analitiği gibi teknolojiler burada özellikle belge ve veri yönetiminde fayda sağlayabilir. Bununla birlikte, teknoloji yatırımını tek başına çözüm olarak görmemek gerekiyor. Öncelikle hangi süreçte ne kadar zaman ve maliyet kaybedildiğinin ortaya konması, ardından doğru teknolojinin o noktaya uygulanması daha sağlıklı bir yaklaşım.
Türkiye’den Avrupa pazarına satış yapan e-ticaret şirketleri ve perakendeciler, yeni döneme hazırlanırken özellikle hangi alanlara odaklanmalı?
İlk olarak, Avrupa’ya gönderilen ürün ve sipariş verilerinin doğruluğundan emin olmalılar. Ürün tanımı, tarife sınıflandırması, menşe, değer, fatura ve sevkiyat bilgilerindeki hatalar gümrük sürecini doğrudan etkileyebilir. Yeni dönemde veri kalitesi, doğrudan maliyet ve teslimat performansını etkileyen bir unsur haline geliyor.
İkinci olarak, şirketlerin hangi satış ve teslimat modelinin kendileri için daha uygun olduğunu yeniden değerlendirmeleri gerekiyor. Doğrudan tüketiciye gönderim, Avrupa içinde stok bulundurma, farklı lojistik merkezlerinden sevkiyat veya IOSS gibi modellerin maliyet ve operasyon sonuçları aynı değil. Bu nedenle tek bir modeli tüm ürün ve pazarlar için standartlaştırmak yerine ürün, ülke ve sipariş hacmine göre senaryoların karşılaştırılması daha doğru olur.
Üçüncü konu ise sorumlulukların netleştirilmesi. Yeni AB gümrük yapısında e-ticaret platformları, satıcılar ve taşıyıcılar açısından gümrük formaliteleri ve yükümlülüklerin yeniden şekillendiği bir döneme giriyoruz. Şirketlerin kendi operasyonlarında hangi tarafın hangi veriyi sağlayacağını, kimin beyan sürecini yürüteceğini ve maliyetlerin nasıl yönetileceğini önceden netleştirmesi önem taşıyor.
Önümüzdeki dönemde Avrupa ile ticarette gümrük süreçlerinin dijitalleşmesi ve mevzuat değişiklikleri açısından şirketleri ne gibi gelişmeler bekliyor?
Önümüzdeki dönemde asıl dönüşüm, gümrük işlemlerinin tek tek beyannamelerin yönetiminden daha merkezi ve veri odaklı bir yapıya taşınması olacak. Yeni Birlik Gümrük Kodu ile birlikte Avrupa Birliği, gümrük idareleri ve ekonomik aktörler arasındaki veri akışını daha entegre bir yapıya taşımayı hedefliyor. 2028 itibarıyla yeni AB Gümrük Veri Merkezi’nin devreye girmesi de bu dönüşümün önemli aşamalarından biri olacak.
Şirketlerin de sahip oldukları veriyi daha düzenli ve erişilebilir hale getirmeye yatırım yapması gerekiyor. Gümrük süreçlerinde kullanılacak verinin satış, finans, stok, lojistik ve ürün yönetimi sistemlerinden doğru biçimde alınabilmesi önemli.
Biz Obdan Sistem olarak bu dönüşümün, teknoloji kadar saha deneyimini de gerektirdiğini düşünüyoruz. 80 yıllık deneyimimizi teknolojiyle birleştirerek dış ticaret operasyonlarında verinin doğru kullanılmasına, süreçlerin görünür hale gelmesine ve şirketlerin değişen koşullara daha hızlı uyum sağlayabilmesine odaklanıyoruz.
Bundan sonraki dönemde başarılı olacak yapıların, mevzuat değişikliğini operasyonuna hızlı biçimde adapte edebilen şirketler olacağını düşünüyorum. Burada da teknoloji, doğru veri ve operasyonel deneyimin birlikte ele alınması belirleyici olacak.
