TCMB’nin faiz politikasına ilişkin beklentilerde yıl sonuna kadar 200 baz puanlık indirim öne çıkıyor. 2027’de ise faiz indirimlerinin hızı ve kapsamı konusunda daha sınırlı bir görünüm dikkat çekiyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik beklentilerde yıl sonuna ilişkin 200 baz puanlık indirim öne çıkıyor. Gevşeme sürecinin 2027’ye taşınıp taşınmayacağı ise para politikası açısından en önemli belirsizliklerden biri olarak öne çıkıyor.
Faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda özellikle kısa vadeli faiz oranlarının bundan olumlu etkilenebileceği değerlendiriliyor. Piyasada daha kapsamlı bir indirim sürecinin fiyatlanmaya başlaması halinde kısa vadeli faizlerde aşağı yönlü hareketin güç kazanabileceği öngörülüyor.
Gevşeme sürecinde ilk aşama yılın geri kalanı
Faiz indirimi beklentileri iki ayrı dönem üzerinden değerlendiriliyor. İlk aşamayı 2026’nın kalan bölümündeki para politikası adımları oluşturuyor.
Beklentiler, TCMB’nin yıl sonuna kadar bir hafta vadeli repo faizinde toplam 200 baz puanlık indirime gitmesi yönünde şekilleniyor. Piyasa ise bu sürecin yaklaşık 150 baz puanlık bölümünü şimdiden fiyatlıyor.
Bu nedenle yıl sonuna kadar öngörülen 200 baz puanlık indirim, mevcut fiyatlamalarla karşılaştırıldığında ulaşılması güç bir beklenti olarak görülmüyor. Asıl soru ise faiz indirimlerinin gelecek yıl ne ölçüde devam edeceği konusunda yoğunlaşıyor.
2027’de daha temkinli faiz beklentisi
Gelecek yıl için piyasanın faiz indirimleri konusunda daha ihtiyatlı bir yaklaşım sergilediği görülüyor. Mevcut fiyatlamalar, tüm gevşeme döngüsünde yaklaşık 300 baz puanlık bir indirim öngörüyor.
Bu görünüm, bir hafta vadeli repo faizinin yüzde 34 seviyesinde kalabileceği bir tabloya işaret ediyor. Daha önce çok daha yüksek miktarda faiz indiriminin gerçekleştiği dönemlerle kıyaslandığında, mevcut piyasa beklentisinin daha sınırlı bir gevşeme senaryosuna dayandığı görülüyor.
Söz konusu temkinli yaklaşımda hem yurt içi hem de küresel riskler etkili oluyor. Jeopolitik gerilimler ve dünya genelindeki yüksek faiz oranları, gelecek yıl daha hızlı bir gevşeme sürecine ilişkin beklentileri sınırlayan unsurlar arasında bulunuyor.
Faiz indirim döngüsünün yeniden başlaması halinde kısa vadeli faizlerin diğer vadelere kıyasla daha hızlı tepki vermesi bekleniyor. Yatırımcıların zaman içinde daha geniş kapsamlı bir faiz indirimi sürecini fiyatlamaya başlaması, kısa vadeli faiz oranlarında yeni bir aşağı yönlü hareket oluşturabilir.
Böylece para politikasında 2026’nın kalan bölümü ilk aşamayı, 2027’deki olası indirimler ise ikinci aşamayı oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde faiz kararlarının yanı sıra indirim döngüsünün kapsamına ilişkin beklentiler de piyasa fiyatlamalarının yönünü belirleyecek.
