Hilal Suerdem’in kurduğu, danışman şefliğini Murat Bozok’un üstlendiği taze makarnanın Türkiye’deki ilk fast food markası Pastofino, ilk restoranını KoruFlorya AVM’de açarak sektöre giriş yaptı. İlk yatırımla kurulan marka, franchise modeliyle 2027 sonuna kadar 50, 2028 sonuna kadar 300 şubeye ulaşmayı ve Almanya ile Yunanistan başta olmak üzere Avrupa pazarına açılmayı hedefliyor. Menü fiyatları ise açılışa özel kampanyalı olarak 169 TL’den satışa sunuluyor.
Fast food, Türkiye’de tüketim alışkanlıklarının merkezinde yer alıyor: Marketing Türkiye için Twentify’ın yaptığı “Türkiye’nin Fast Food Haritası” araştırmasına göre toplumun yüzde 72’si fast food’u restoranda ya da sipariş vererek tüketiyor. Ancak dünyada yaygın olarak tüketilen taze makarna, Türkiye’de hızlı servis (fast-casual) segmentinde henüz yer bulmuş değil. Pastofino, bu boşluğa odaklanan bir iş modeliyle yola çıkıyor: Makarna, İtalya’dan getirilen makinelerle her gün restoranda üretiliyor; soslar markanın kendi reçeteleriyle, katkı maddesi kullanılmadan hazırlanıyor.
Tek ürüne odaklı, ölçeklenebilir model
Pastofino Kurucusu Hilal Suerdem, markanın çıkış noktasını şöyle anlattı: “Yol haritamızı belirlerken ilk olarak ‘Dünya genelinde yüksek tüketime sahip taze makarnanın Türkiye’de neden fast food kültüründe yeri yok?’ sorusunu sorduk. Pastofino’nun hikâyesi de bu şekilde başladı. 30 yıllık perakende birikimimizi, İtalyan mutfağının zarafeti ve Anadolu’nun samimi lezzet dokunuşlarıyla harmanladık. Bu yüzden ne tamamen İtalyan, ne tamamen Türk. Farkımızı ana ürün odaklı modelimiz, tescilli soslarımız ve kaliteli ama ulaşılabilir fiyatlandırmamızla ortaya koyuyoruz. Açılışa özel ise menü fiyatlarımızı kampanyalı şekilde 169 TL’den satışa sunuyoruz.”
2027’de 50, 2028’de 300 franchise şube
Pastofino’nun hikâyesine bir buçuk yıllık Ar-Ge ve ilk yatırımla başladıklarını belirten Suerdem, büyüme planını şöyle aktardı: “2026’yı kendimizi kanıtlama ve altyapımızı tamamlama yılı olarak görüyoruz. 2027 ise Türkiye genelinde franchise ve şirket mağazalarımızın yayılım yılı olacak. İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir, Antalya, Trabzon ve Diyarbakır’da 2027 sonuna kadar 50 franchise şubeye ulaşmayı hedefliyoruz. 2028 sonunda ise toplamda 300 franchise şubeye ulaşmayı ve Almanya ile Yunanistan başta olmak üzere Avrupa pazarına açılmayı planlıyoruz.”
Suerdem, hızlı büyüme sürecinde kalite standardını korumak için tüm şubelerde aynı reçetelerin uygulanacağını, ürünlerin merkezi sistem üzerinden tedarik edileceğini ve Murat Bozok’un şubelerde habersiz denetimler yapacağını da vurguladı.
Makarna her gün restoranda üretiliyor
Girişimi güçlü kılan en büyük unsurun kaliteden ödün vermeyen operasyonel disiplin olduğunu söyleyen Suerdem, üretim modelini şöyle anlattı: “Makinelerimizi İtalya’dan getirdik ve makarnamızı her gün restoranımızda kendimiz üretiyoruz. Soslarımızı da kendi reçetelerimizle üretiyor, katkı maddesi kullanmadan servis ediyoruz. Diğer malzemelerimizi günlük olarak temin ediyoruz. Bu lezzet standardının arkasında danışman şefimiz Murat Bozok var. Onun hazırladığı menüde Fettuccine Alfredo gibi klasiklerin yanında köz patlıcanlı rigatoni gibi Anadolu esintili tatlar yer alıyor.”
“Pişirme tekniklerinden sos dengesine, makarnanın ideal kıvamından porsiyon detaylarına kadar her aşamayı titizlikle planladık”
Pastofino Danışman Şefi Murat Bozok ise ürün geliştirme sürecine ilişkin şunları söyledi: “Bugüne kadar lüks restoranlarda veya zahmetli şekilde erişilebilen taze makarnayı çok daha farklı bir konuma taşıyoruz. Bunun için menü kurgusunu, reçeteleri ve ürün geliştirme süreçlerini disiplinle belirledik. Pişirme tekniklerinden sos dengesine, makarnanın ideal kıvamından porsiyon detaylarına kadar her aşamayı titizlikle planladık. Menümüz mevsime ve o an temin edilen taze sebzelere göre şekillenecek. Böylece Pastofino, hızlı ve taze servis modelini fine dining standartlarında lezzet anlayışıyla yansıtacak.”
