1. Mehmet Bey, 11 Nisan’da düzenleyeceğiniz 13. Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi’nin temasını “Satın Almanın Yeni Çağı” olarak belirlediniz. Sizce satın alma mesleği için “eski çağ” nerede bitti ve bu “yeni çağ” tam olarak neyi ifade ediyor? Tema bize nasıl bir dönüşümden bahsediyor?
Satın alma için eski çağ, bu fonksiyonun sadece maliyet kesen, fiyat odaklı pazarlık yapan bir destek birimi olarak görüldüğü dönemdi ama bu dönem kapandı. Pandemiyle başlayan ve jeopolitik krizlerle derinleşen süreç, bize satın almanın aslında şirketin hayatta kalma merkezi olduğunu gösterdi.
Yeni Çağ, satın almanın sadece bir mal almak değil, bir dayanıklılık tasarımı (resilience design) olduğu dönemi ifade ediyor diyebilirim. Bu dönemde artık sadece fiyatı değil; riski, karbon ayak izini, dijitalleşmeyi ve hızı yönetiyoruz. Dönüşümün özü şudur; satın alma profesyoneli artık bir sipariş yöneticisi değil; veriyi okuyan, otonom sistemleri kurgulayan ve şirketin finansal güvenliğini sağlayan stratejik bir mimardır demek mümkün.
2. “Satın alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi” ile Türkiye’nin en büyük ilk 500 firmasının satın alma yöneticilerini bir araya getiriyorsunuz. 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul Levent Otel‘de gerçekleşecek zirvede dikkat çekici oturum başlıkları bulunuyor. Okuyucularımız için konu ve konuklarla ilgili sizden biraz bilgi alabilir miyiz?
Bu yıl içerik çıtamızı oldukça yukarı taşıdık. Zirveyi ekonomist Mert Başaran ile açarak, 2026’nın ekonomi haritasına bakacağız. Ardından perakende ve sanayinin dev ismi Ali Ülker ile satın almada kuşaklar arası dönüşümü ve dijitalleşmenin insani boyutunu konuşacağız. Teknoloji tarafında ise dünya çapında bir ismi, Mindzie CEO’su James Henderson’ı ağırlıyoruz. Henderson ile “Agentic Procurement” yani yapay zekâ ajanlarının satın alma süreçlerini nasıl otonom hale getirdiğini canlı örneklerle inceleyeceğiz. Ayrıca TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde gerçekleştirilecek Ezber Bozan Kadın Liderler oturumunda Emine Erdem (SEDEFED) ve Esra Bezircioğlu (KAGİDER) gibi değerli isimlerle, kriz yönetiminde kadın liderliğinin neden bir “performans kriteri” olduğunu ele alacağız. Kısacası; ekonomiden otonom sistemlere, sürdürülebilirlikten liderliğe kadar satın almanın tüm DNA’sını masaya yatırıyoruz.
3. TÜSAYDER olarak Türkiye’deki satın alma ekosistemine 2026 yılı için verdiğiniz ana mesajınız nedir?
Tek ve net bir mesajımız var: “Belirsizlik artık yeni normaldir; bu fırtınada ancak satın almayı stratejik bir ‘komuta merkezi’ yapanlar ayakta kalacaktır.” 2026’da kazananı satış rakamları değil, tedarik zincirindeki dayanıklılık ve risk yönetimi becerisi belirleyecek.
Zirveye katılamayan fakat sektörle ilgili güncel bilgileri edinmek isteyen profesyoneller için dernek olarak sunduğunuz alternatifler var mı?
TÜSAYDER sadece bir gün süren bir zirve değil, yaşayan bir akademi gibi çalışıyor. TÜSAYDER olarak, Tedarik Zinciri ve Satın alma Yöneticilerini her zaman yaptığımız gibi, tedarik zincirindeki riskleri önceden tespit edip anlamak, bunlara karşı gereken önlemleri almak, oluşacak fırsatlarını görmek ve şirketlerimiz için kolay kopyalanamayacak stratejik rekabet alanları oluşturabilmek adına eğitiyor, donatıyor ve bilinçlendiriyoruz. Türkiye’de tedarik zinciri verimliliğini arttırmak için şehir
şehir gezip ücretsiz saha eğitimleri veriyor, online eğitimlerle gidemediğimiz bölgelere ulaşmaya çalışıyoruz. Tüm bu eğitimlerimizi ücretsiz olarak veriyor, fırsat eşitliğine elimizden gelen tüm katkıyı sunmaya çalışıyoruz. Ayrıca, dijital platformlarımızda STZ’26 Zirvesi’nde ele alınan kritik başlıkları ve sektördeki yeni gelişmeleri paylaşmaya devam edeceğiz. Sosyal medya platformlarımızdan da, profesyoneller için anlık bir bilgi paylaşımlarımızı sürdürüyoruz.
4. Türkiye’de satın alma profesyonellerinin yetkinliklerini artırmak ve sektörde bilgi paylaşımını güçlendirmek TÜSAYDER’in önceliklerinden biri. Sizce dernek olarak önümüzdeki dönemde hangi alanlarda eğitim ve rehberlik çalışmaları daha kritik olacak? Üyelerinizi bu değişime hazırlamak için hangi adımları planlıyorsunuz?
Önümüzdeki dönemde üç ana odak noktamız var: Yapay Zekâ (Agentic AI), Süreç Madenciliği ve Sürdürülebilirlik (CBAM Uyumu). Üyelerimizi bu değişime hazırlamak için “Standardizasyon Paketi” adını verdiğimiz bir rehber hazırladık. Çünkü verisi kirli olanın robotu çalışmaz. Önce kurumsal dili (taxonomy) ve süreçleri standardize etmeyi öğretiyoruz. Eğitimlerimizde sadece teoriyi değil; P2P (siparişten ödemeye) süreçlerinde otonom sistemlerin nasıl kurulacağını gösteren pratik uygulamalara odaklanıyoruz.
5. Son olarak şunu sormak isteriz. IMF ve OECD verileri küresel borç ve yavaşlayan büyüme konusunda uyarıyor. Satın alma departmanları, bu küresel çalkantıların şirketin üretim ve nakit akışına etkisini göğüsleyecek bir “savaş odası” işlevi görebilir mi? Küresel ekonomik krizlerde satın alma departmanlarının kritik rolü nedir?
Kesinlikle görebilir ve görmelidir. IMF’nin %3,3’lük büyüme öngörüsü ve küresel borcun 348 trilyon dolara ulaşması, likidite şoklarının kapıda olduğunu gösteriyor. Böyle bir iklimde satın alma departmanı, şirketin “nakit ve risk kalkanı”dır. Doğru kurgulanmış bir satın alma birimi; kategori bazlı risk skorlamalarıyla tedarik güvenliğini sağlar, “Maverick Spend” (başıboş harcama) dediğimiz gizli sızıntıları önleyerek nakit akışını korur ve veriye dayalı stratejilerle şirketi “sürpriz” maliyet artışlarından korur. Küresel krizlerde satın almanın rolü, sadece tasarruf etmek değil, şirketin operasyonel devamlılığını garanti altına almaktır. Bu yüzden 11 Nisan’da herkesi bu savaş odasının yeni kurallarını birlikte yazmaya davet ediyoruz.
