Koç Grubu bünyesinde faaliyet gösteren WAT Mobilite Pazarlama Müdürü Orkun Mert Karadağ ile Türkiye’de hızla büyüyen elektrikli araç ekosistemini, bu dönüşümün yarattığı yeni kullanıcı ihtiyaçlarını ve WAT’ın marka stratejisi odağında geliştirdiği “Şarj Hub” yaklaşımını konuştuk.
- Türkiye’de elektrikli mobilite çok hızlı büyüyor. Bu büyüme WAT Mobilite’nin stratejik yaklaşımını nasıl şekillendirdi?
Orkun Mert Karadağ:
Elektrikli mobilite Türkiye’de gerçekten kritik bir eşiğe geldi. Son bir yılda elektrikli araç sayısı %102 büyüdü ve bugün yaklaşık 389 bin araç yollarda. Buna karşılık yaklaşık 40 bin civarında şarj noktası var; yani ortalama olarak 10 araca bir şarj noktası düşüyor. Bu tablo bize şunu gösterdi: Elektrikli araç ekosistemi hızla büyürken kullanıcı deneyimi aynı hızda gelişmeyebilir.
WAT Mobilite olarak bu dönüşümü sadece bir altyapı yatırımı olarak görmedik. Elektrikli mobilite aslında yeni bir yaşam alışkanlığı yaratıyor. Dolayısıyla bizim için mesele yalnızca araçları şarj etmek değil; insanların bu yeni mobilite dünyasında nasıl bir deneyim yaşayacağıydı. Marka stratejimizi kurarken de bu perspektiften ilerledik ve “Hayatı Şarj Et” yaklaşımını yalnızca bir iletişim söylemi değil, gerçek bir deneyim vizyonu olarak ele aldık.
- WAT Şarj Hub fikri nasıl ortaya çıktı? Bir kampanya yerine fiziksel bir deneyim tasarlama kararını nasıl aldınız?
Orkun Mert Karadağ:
Strateji sürecinde yaptığımız veri analizleri, sosyal dinlemeler ve kullanıcı içgörüleri bize çok net bir şey söyledi: Elektrikli araç kullanıcıları için şarj etmek çoğu zaman “zorunlu bekleme” anlamına geliyordu.
DC hızlı şarj ortalama 20-40 dakika sürüyor. Yoğun dönemlerde bu süre 1 saate kadar çıkabiliyor. Bu da kullanıcı için bir zaman kaybı algısı yaratabiliyor.
Biz bu noktada farklı bir soru sorduk:
“Şarj süresi gerçekten bir kayıp mı, yoksa doğru tasarlanırsa bir deneyim alanına dönüşebilir mi?”
WAT Şarj Hub fikri tam olarak bu sorudan doğdu. Bir iletişim kampanyası yapmaktan ziyade, elektrikli mobilite deneyimini fiziksel olarak yeniden tasarlamak istedik. Böylece araçların değil, hayatın şarj olduğu bir yaşam alanı fikri ortaya çıktı.

- WAT Şarj Hub’ın lokasyonu Milas-Bodrum hattı oldu. Bu karar nasıl verildi?
Orkun Mert Karadağ:
Bu karar tamamen marka stratejisi sürecindeki veri temelli araştırma ve analizler sonucunda ortaya çıktı. Elektrikli araç penetrasyonunu, şehirler arası yolculuk davranışlarını ve özellikle yaz dönemindeki trafik yoğunluğunu detaylı şekilde inceledik.
Elde ettiğimiz veriler bize Türkiye’de elektrikli araç kullanımının yalnızca şehir içinde değil, tatil dönemlerinde şehirler arası rotalarda da hızla arttığını gösterdi. Muğla bölgesi ise bu hareketliliğin en yoğun yaşandığı lokasyonlardan biri. 2025 itibarıyla bölgede trafiğe kayıtlı araç sayısı 700 binin üzerine çıkmış durumda ve yaz aylarında turizmle birlikte bu hareketlilik katlanarak artıyor.
Özellikle Milas – Bodrum hattı, yaz sezonunda elektrikli araç kullanıcılarının en yoğun kullandığı seyahat koridorlarından biri haline geliyor. Biz de bu noktada klasik bir reklam yaklaşımı yerine, kullanıcıların gerçekten ihtiyaç duyduğu bir noktaya çözüm yerleştirmeyi tercih ettik.
Bu nedenle Milas-Bodrum yolu üzerinde Türkiye’nin ilk güneş enerjili yaşam alanı şarj tesisini hayata geçirdik. WAT Şarj Hub’ı yalnızca bir altyapı yatırımı olarak değil, elektrikli mobilite deneyimini yeniden tanımlayan ve “hayatı şarj edebilecek bir durak” olarak konumlandırdık.

- WAT Şarj Hub sadece bir şarj noktası değil. Burada nasıl bir deneyim tasarlandı?
Orkun Mert Karadağ:
Biz bunu bir “şarj istasyonu” olarak değil, küçük bir sürdürülebilir yaşam alanı olarak tasarladık.
Hub’da 12 araçlık bir şarj kapasitesi var ama asıl mesele bu değil. Güneş panelleriyle kendi enerjisini üreten, enerji tüketimini optimize eden ve doğayla uyumlu çalışan bir yapı kurduk.
Aynı zamanda kullanıcı deneyimine odaklandık. İnternet bağlantısı, hijyen standartları, çocuklar için alanlar, patili dostlar için düşünülmüş detaylar gibi unsurlarla bekleme süresini daha keyifli bir zamana dönüştürdük.
Bununla da yetinmedik; deneyimi dijital platformlara taşıdık. Özel playlist’ler, dönemsel iş birlikleri, ödül mekanikleri ve kullanıcı sürprizleri gibi uygulamalarla fiziksel ve dijital deneyimi birbirine bağladık. Böylece şarj süresi bir zorunluluk değil, keyifli bir mola haline geldi.
- WAT Şarj Hub’ın marka ve iletişim açısından yarattığı etkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Orkun Mert Karadağ:
En önemli çıktımız şu oldu: Bir sloganı gerçek bir deneyime dönüştürdük.
“Hayatı Şarj Et” söylemi artık sadece bir iletişim mesajı değil; insanların deneyimleyebildiği bir marka yaklaşımı haline geldi.
Bu yaklaşımın etkilerini de kısa sürede gördük. Dijital platformlarda Instagram görüntülenmelerimiz 250 bin seviyesinden 1,5 milyona çıktı. Marka bilinirliğinde kategoride üçüncü sıraya, kullanımda ise dördüncü sıraya yükseldik.
Ama bizim için asıl önemli olan şu: Elektrikli mobilite dönüşümünün en kritik sorunlarından biri olan “zaman kaybı” algısına değer kattık. WAT Mobilite olarak araçları değil, hayatı şarj ettiğimizi somut bir deneyimle gösterebildik.
