Skip to content Skip to footer

Hülya Gedik: “Gençlere Güveniyoruz; Türkiye’nin Geleceğini Eğitim, Teknoloji ve Girişimcilikle Birlikte Kuruyoruz”

Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı, Gedik Eğitim Vakfı ve İstanbul Gedik Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Hülya Gedik, GEV Gelecek Zirvesi kapsamında yaptığı değerlendirmede; Türkiye’nin girişimcilik ekosisteminin eğitim, teknoloji ve üretim ekseninde güçlenmesi gerektiğini vurguladı. Gedik, gençlere sunulan fırsatların artırılması ve girişimlerin küresel rekabete hazırlanmasının stratejik önem taşıdığını ifade etti.

“Geleceğin Ekosistemi: Girişimden Geleceğe” teması oldukça kapsayıcı. Bu zirveyle Türkiye’de girişimcilik ekosistemine nasıl bir yön vermeyi hedefliyorsunuz?

3 Haziran 2026 tarihinde MEXT Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştireceğimiz 2. GEV Gelecek Zirvesi ile en temel gayemiz, Türkiye’nin üretim ve inovasyon kapasitesini çok daha güçlü bir noktaya taşımaktır. Zirvemizi yalnızca sıradan bir etkinlik olarak değil; titizlikle yönetilen stratejik bir yatırımcı-girişimci buluşması olarak kurguladık. Ekosisteme vermek istediğimiz yön, fikirlerin katma değerli üretime dönüştüğü ve küresel rekabete hazır hale geldiği bir yapı inşa etmektir. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemini güçlendirmek adına yatırımcıları, teknoloji liderlerini, startup kurucularını, sivil toplum kuruluşlarını ve genç yetenekleri aynı zeminde buluşturarak, girişimcilik ruhunu endüstriyel ve kalıcı bir vizyonla harmanlamayı hedefliyoruz.

Gedik Eğitim Vakfı ve İstanbul Gedik Üniversitesi olarak girişimcilik, teknoloji ve eğitim üçgeninde nasıl bir model inşa ediyorsunuz? Bu modelin gençlere sunduğu en somut fırsatlar neler?

Bizim inşa ettiğimiz model; eğitim, teknoloji ve istihdamı bütünleşmiş biçimde ele alan, gençleri doğrudan sektörün gerçekleri ve fırsatlarıyla buluşturan güçlü bir köprü niteliği taşıyor. Bu yaklaşımın en önemli merkezlerinden biri de İstanbul Gedik Üniversitesi ekosistemi. Üniversite bünyesinde geliştirilen fikirlerin yalnızca akademik bir çalışma olarak kalmaması, sanayi ile buluşarak gerçek projelere ve girişimlere dönüşmesi bizim için büyük önem taşıyor.

  1. GEV Gelecek Zirvesi kapsamında gençlere sunduğumuz en somut fırsatlardan biri, “Gear Up Network” adını verdiğimiz B2B buluşmalarıdır. Bu alan sayesinde gençlerimiz, projelerini profesyonel yuvarlak masa toplantılarında doğrudan yatırımcılarla değerlendirme ve ekosistemin önemli ağlarına dahil olma imkânı bulacaklar.

Ayrıca zirve programımızda yer alan “Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Lansmanı”, girişimcilik ekosistemine can suyu olacak yeni finansman olanaklarının kapısını aralayacak.

Bu yaklaşımın arkasında ise güçlü bir felsefe var: Aynı kökten, ortak bir geleceğe.

İstanbul Gedik Üniversitesi ekosisteminde filizlenen fikirler; zamanla sanayiyle buluşuyor,
GearUp gibi platformlarla güçleniyor ve ileri teknoloji üreten yapılara dönüşüyor. Bunun somut örneklerinden biri olan Corezzle Electronics, geliştirdiği SiP (System-in-Package) çözümleriyle küresel pazarlara değer üreten bir teknoloji yolculuğunu temsil ediyor.

Biz yalnızca girişim fikri olan gençleri dinleyen bir yapı değiliz; onları gerçek anlamda destekleyen ve büyüme yolculuklarında yanında duran bir ekosistem kurmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimizin fikir üretmesini, denemesini ve risk almasını teşvik ediyor; onları sektör temsilcileri, mentorlar ve yatırımcılarla buluşturuyoruz. Bu yaklaşımın en somut göstergelerinden biri de, ilk yatırımlarımızdan bazılarının doğrudan kendi öğrencilerimize yapılmış olmasıdır. Üniversite sıralarında başlayan bu girişimcilik yolculuklarının, kısa sürede teknoloji geliştiren ve uluslararası pazarlara açılan şirketlere dönüşmesi bizim için büyük bir gurur kaynağı.

Bugün yatırım yaptığımız genç girişimciler arasında, üniversite yıllarında geliştirdikleri fikirleri teknoloji şirketlerine dönüştüren ve küresel ölçekte değer üretmeye başlayan İstanbul Gedik Üniversitesi öğrencileri ve mezunları bulunuyor. Corezzle Electronics gibi örnekler, bu ekosistemin doğru çalıştığında nasıl güçlü sonuçlar doğurabileceğini açıkça gösteriyor.

Çünkü biz inanıyoruz ki; gençlere güvenildiğinde, fırsat verildiğinde ve doğru ekosistem sağlandığında, yalnızca kendi geleceklerini değil, ülkenin teknoloji ve girişimcilik geleceğini de inşa edebilirler.

Yapay zeka ve B2B iş modelleri gibi başlıklar zirvede öne çıkıyor. Sizce bu iki alan, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırmada nasıl bir rol oynayacak?

Türkiye’nin küresel arenadaki yerini sağlamlaştırması, dijital dönüşüme ve ileri teknolojilere adaptasyon hızına bağlıdır. Tam da bu sebeple zirvemizin ana temaları arasında “Girişimcilik & Teknoloji – Yapay Zeka” ve “Yatırımcı-Girişimci B2B Modelleri”ni merkeze aldık. Yapay zeka, günümüz sanayisinde üretim süreçlerini optimize eden, hata payını en aza indiren ve öngörülebilirliği sağlayan kritik bir kaldıraçtır. B2B iş modelleri ise inovatif girişimlerin dev endüstrilerle ve yatırımcılarla doğru bir zeminde entegre olmasını sağlar. Bu iki alanın sinerjisi, Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki rekabet gücünü katlayarak artıracaktır.

Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin en büyük eksikliği sizce nedir? Bu zirve, bu boşluğu doldurma noktasında nasıl bir katkı sağlayacak?

Gözlemlediğimiz en temel eksiklik, yenilikçi ve parlak fikirlerin, doğru yatırım ağlarıyla ve endüstriyel uygulama alanlarıyla doğru zamanda buluşamamasıdır. Birçok girişim ne yazık ki büyüme evresinde finansman veya mentorluk eksikliği yüzünden tıkanmaktadır. Biz bu zirvede, sadece ilham veren konuşmalar yapmakla kalmıyor; öğleden sonraki oturumlarımızda “Gear Up Network – Yatırımcı & Girişimci B2B Buluşmaları” düzenleyerek bu iletişim ve erişim kopukluğunu fiziksel olarak ortadan kaldırıyoruz. Yatırımcıları ve startup kurucularını masanın etrafında bir araya getirerek, projelerin ticarileşme süreçlerindeki engelleri doğrudan ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz.

GEV Gelecek Zirvesi’nin uluslararası boyutu da dikkat çekiyor. Türkiye’yi küresel girişimcilik haritasında daha güçlü konumlandırmak için hangi stratejik adımlar atılmalı?

Uluslararası arenada gerçek anlamda var olabilmek için vizyonumuzu “Türkiye Unicorn’ları ve güçlü bir Startup Ekosistemi” yaratmak üzerine kurmalıyız. Nitekim bu başlık, zirvemizin de odak noktalarından biridir. Atılması gereken en stratejik adım; yerel girişimlerimizi yüksek kalite standartlarına sahip, dışa açık ve doğrudan küresel pazarlara hitap eden “born global” bir anlayışla kurgulamaktır.

Bugün Avrupa’dan Afrika’ya 100’den fazla ülkeye ihracat yapan bir sanayi grubunun başkanı olarak şunu çok net ifade edebilirim: Dünyaya entegre olmayan, küresel ağların içinde yer almayan hiçbir ekosistem sürdürülebilir bir büyüme yakalayamaz.

Bu nedenle girişimlerimizin yalnızca yerel başarılarla yetinmeyen, uluslararası kaliteyi ve rekabet standartlarını daha kuruluş aşamasından itibaren benimseyen bir yapı kurması artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Son olarak, bu zirveye katılacak genç girişimcilere ve yatırımcı adaylarına vermek istediğiniz en kritik mesaj nedir?

En kritik mesajım şudur: Eğitim, teknoloji ve istihdam üçgeniyle Türkiye’ye değer katma vizyonundan asla taviz vermemeliyiz. Bu yaklaşım, yalnızca bir kalkınma modeli değil; aynı zamanda ülkemizin geleceğini şekillendirecek en güçlü yol haritasıdır.

Ben de bugün, aldığım güçlü sanayi mirasından ve üretim kültüründen aldığım ilhamla, bu vizyonu gençlerle ve girişimcilerle paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyorum. Bu noktada İstanbul Gedik Üniversitesi ekosistemi, gençlerin yalnızca eğitim aldığı bir kurum değil; aynı zamanda fikirlerini geliştirdiği, teknoloji ürettiği ve girişimcilik yolculuklarına başladığı güçlü bir merkezdir.

Öğrencilerimizi yalnızca mezuniyet sonrası iş hayatına hazırlamakla yetinmiyor; onların girişimci olmalarını, teknoloji üretmelerini ve küresel ölçekte değer yaratmalarını destekliyoruz. Üniversite sıralarında ortaya çıkan fikirlerin sanayiyle buluşması, yatırımcılarla bir araya gelmesi ve gerçek girişimlere dönüşmesi bizim için son derece kıymetli.

Genç girişimcilerimize tavsiyem; sanayimizin köklü geçmişinden ilham alarak geleceğin teknolojilerini cesaretle kucaklamalarıdır. Türkiye’nin üretim gücü ile gençlerin inovasyon potansiyeli birleştiğinde ortaya çok güçlü bir ekosistem çıkacağına inanıyorum.

Yatırımcılarımıza ise şunu hatırlatmak isterim: Sürdürülebilir kalkınmanın en sağlam yolu; inovasyona, doğru iş modellerine ve en önemlisi insana yatırım yapmaktan geçer. Gençlere, öğrencilere ve yeni fikirlere yapılan her yatırım aslında ülkenin geleceğine yapılan yatırımdır.

Biz de bu anlayışla, öğrencilerimizi destekleyen, onları sektörle ve yatırım dünyasıyla buluşturan bir ekosistem kurmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir gelecek; eğitimden, üretimden ve gençlerin hayallerine inanmakla başlar.