Sağlık ve esenlik hali günümüzde gelinen noktada; sadece genetik veya kişisel yaşam alışkanlıkları üzerinden değil, içinde bulunduğu küresel ekosistemin stabilitesiyle de doğru orantılıdır. İnsan psikolojisinin ve fiziksel sağlığının, biyosferin sağlığıyla simbiyotik bir bağ içinde olduğunu kanıtlamaktadır. Ancak güncel araştırmalar, iklim değişikliği gibi küresel ölçekli krizlere karşı duyulan sorumluluk bilincinin dünya genelinde zayıfladığını göstermektedir.
Dünyanın lider araştırma şirketi Ipsos tarafından 31 ülkede gerçekleştirilen Global Advisor araştırma verilerine bakıldığında;İklim değişikliği konusunda harekete geçmeye karşı duyulan sorumluluk hissi dünya genelinde zayıflıyor. Bu bağlamda; bireysel ve toplumsal refahın sürdürülebilirliği, iklim krizine karşı global sorumluluğun ortak bir şekilde üstlenilmesinden bağımsız düşünülemeyeceği çok net görülmektedir.







IPSOS’UN TÜRKİYE CCO’SU YASEMİN ÖZEN GÜRELLİ’NİN VERİLER İLE İLGİLİ UZMAN YORUMU ŞÖYLE; “Ipsos’un 31 ülkede 23 bini aşkın kişiyle gerçekleştirdiği İnsan ve İklim Araştırması, iklim kriziyle mücadelede toplumsal psikolojinin ve beklentilerin bir değişime uğradığını görüyoruz. Araştırmanın en çarpıcı çıktısı net: Bireyler artık iklim krizinin yükünü tek başlarına değil şirketlere ve hükümetlerle birlikte taşımak gerektiğini düşünüyor.
2021 ile 2026 yılları arasındaki verileri karşılaştırdığımızda, araştırmaya dahil edilen 26 ülkenin tamamında “bireylerin hemen harekete geçmesi gerektiğine” inananların oranında ciddi bir düşüş görüyoruz. Küresel ortalamada bu oran %61 seviyesinde olsa da, Polonya’da %29, Almanya’da %21’lik sert düşüşler var. Türkiye’de ise “Benim gibi bireyler şimdi harekete geçmezse gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz” diyenlerin oranı son 5 yılda %17 azalarak %64’e geriledi. Bu durum, insanların iklim krizini önemsemediğini değil, bireysel çabaların (geri dönüşüm yapmak, suyu tasarruflu kullanmak vb.) devasa kriz karşısında yetersiz kaldığını hissetmeye başladıklarını gösteriyor.
Araştırmanın alarm veren bir diğer bulgusu ise “iklim eylemsizliği”. Ülkeler ortalamasında her dört kişiden biri (%25) iklim değişikliğinin artık kontrolümüzden çıktığını ve yapılabilecek bir şey kalmadığını düşünüyor. Türkiye’de ise bu umutsuzluk oranı ortalamanın üzerinde: Toplumun %30’u iklim değişikliği konusunda harekete geçmek için artık çok geç olduğuna inanıyor. Bu karamsarlığı kırmanın tek yolu, makro ölçekte, yani devlet ve şirketler nezdinde atılacak somut ve büyük adımlar.
Veriler, iş dünyası için çok net bir mesaj barındırıyor. Türkiye’deki katılımcıların %57’si (küresel ortalama ile aynı), şirketlerin iklim değişikliğiyle mücadele için şimdi adım atmaması halinde çalışanlarına ve müşterilerine karşı sorumluluklarını yerine getirmemiş olacağını düşünüyor. Artık tüketiciler ve çalışanlar, şirketlerden sadece kâr etmelerini değil, gezegeni koruyan bir iş modeli benimsemelerini talep ediyor. İklim eylemi, şirketler için bir “halkla ilişkiler” faaliyeti olmaktan çıkıp, varoluşsal bir zorunluluğa dönüşmüş durumda.
Raporun ortaya koyduğu bir diğer çarpıcı gerçek ise küresel adaletsizlik. İklim değişikliğinin tarihsel nedenleri açısından en büyük sorumluluğa sahip olan yüksek gelirli ülkelerde “Ülkem daha fazlasını yapmalıdır” diyenlerin oranı %53’te kalırken; Türkiye’nin de aralarında bulunduğu orta gelirli ülkelerde bu oran %71’e yükseliyor.
Sonuç olarak; 2026 yılı itibarıyla iklim krizinde yeni bir faza geçtik. Bireyler “biz elimizden geleni yaptık, şimdi sıra büyük oyuncularda” diyor. Hükümetlerin daha cesur politikalar üretmesi, şirketlerin ise tedarik zincirlerinden üretim süreçlerine kadar tüm operasyonlarını doğa ile uyumlu hale getirmesi artık bir tercih değil, toplumun en yüksek sesli talebi.”
ARAŞTIRMANIN KÜNYESİ
Sonuçlar, Ipsos tarafından 23 Ocak Cuma ile 6 Şubat 2026 Cuma tarihleri arasında Global Advisor çevrimiçi platformu ve Hindistan’da IndiaBus platformu üzerinden gerçekleştirilen 31 ülkeli bir araştırmaya dayanmaktadır. Bu araştırma kapsamında Ipsos, Hindistan’da 18 yaş ve üzeri, Kanada, İrlanda Cumhuriyeti, Malezya, Güney Afrika, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 18-74 yaş arası, Tayland’da 20-74 yaş arası, Endonezya ve Singapur’da 21-74 yaş arası ve diğer tüm ülkelerde 16-74 yaş arası toplam 23.704 yetişkinle görüşmüştür.
Örneklem; Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, Büyük Britanya, İtalya, Japonya, Meksika, Yeni Zelanda, İspanya ve ABD’de yaklaşık 1.000’er kişiden; Arjantin, Şili, Kolombiya, Macaristan, Endonezya, İrlanda, Malezya, Hollanda, Peru, Polonya, Singapur, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç, İsviçre, Tayland ve Türkiye’de ise yaklaşık 500’er kişiden oluşmaktadır. Hindistan’daki örneklem yaklaşık 2.200 kişiden oluşmakta olup, bunların yaklaşık 1.800’ü yüz yüze, 400’ü ise çevrimiçi olarak görüşülmüştür.
Kurum Sayfasına Git

