NarPOS Kurucu Ortağı ve CEO’su İlyas Akça, yiyecek-içecek ve konaklama sektöründe kârlılığı eriten yüksek komisyonlar, geciken tahsilatlar ve parçalı sistemlere karşı geliştirdikleri NarPOS modeliyle esnafa nasıl nefes aldırdıklarını anlattı; bankalarla yapılan iş birlikleri sayesinde dijitalleşmeyi maliyet olmaktan çıkararak sektörde yüz milyonlarca liralık tasarruf sağladıklarını açıkladı.
Yiyecek-içecek ve konaklama sektöründe kârlılığın hızla düştüğü bir dönemden geçiyoruz. Sizce bugün işletmeleri en çok zorlayan başlıklar neler ve NarPOS bu tabloya nasıl bir çözüm sunuyor?
Bugün sektörümüz dışarıdan göründüğünden çok daha zorlu bir kârlılık krizi yaşıyor. Bundan 7 yıl kadar önce sektörde yüzde 60 seviyelerinde olan kâr marjları, bugün ne yazık ki yüzde 10’lara kadar gerilemiş durumda. Hatta durum öyle vahim ki, yeni açılan her 10 işletmeden 4’ü ilk altı ayını dolduramadan kepenk indirmek zorunda kalıyor.
Sektörü zorlayan faktörler gıda enflasyonu ve artan personel maliyetleriyle sınırlı değil, sektörde ciddi bir aracı enflasyonu söz konusu. İşletmeler cirolarının yüzde 45’ine varan kısmını pazaryerleri, yemek kartları ve banka komisyonlarına ödüyor; üstelik hak edişlerini tahsil etmek için 10 ila 45 gün arasında beklemek zorunda kalıyorlar. Bu durum, nakit akışını tıkayan en büyük engeli oluşturuyor.
Birçok restoran ve kafe adisyon, ödeme ve muhasebe süreçlerini hala ayrı ayrı yönetiyor, bu da önemli bir verimsizlik yaratıyor. Ayrıca tamamen buluta dayalı sistemlerde internet kesintisi yaşandığında operasyonun durması, işletmecilerin en büyük kabuslarından biri. Geliştirdiğimiz Türkiye’nin ilk hibrit mimarisi sayesinde, internet kesilse bile sistemimiz lokalde çalışmaya devam ediyor; sipariş, ödeme ve mutfak operasyonu asla durmuyor.
Biz NarPOS olarak teknolojiyi bir finansal çözüm aracı olarak konumlandırıyoruz. Zorunlu adisyon sistemini işletmelere ücretsiz olarak sunduk; Halkbank ve Şekerbank ile gerçekleştirdiğimiz stratejik iş birliklerimizle ertesi gün yüzde sıfır komisyonla tahsilat imkânı sağladık. NarPOS modeli adını verdiğimiz bu yaklaşımla sadece geçtiğimiz yıl sektöre 140 milyon TL doğrudan tasarruf sağladık. Amacımız, aracılık maliyetlerini düşürerek ve verimliliği artırarak esnafın kâr marjını yeniden yüzde 30 seviyelerine çıkarmak.
Yazar kasa POS entegrasyonunu adisyon sistemiyle birleştirerek parçalı yapıyı ortadan kaldırdık. Yakında devreye alacağımız yeni çözümümüzle aracıların yüksek komisyonlarını ve 45 günlük bekleme sürelerini de devreden çıkaracağız. Esnafın kendi parasını almak için günlerce beklemediği, tamamen dijital ve hızlı bir nakit akışı modelini standart hale getireceğiz.
Öte yandan geliştirmekte olduğumuz tedarik ve İK çözümlerimizle de işletmelerin kalifiye personel bulmasını ve uygun maliyetle ürün tedarik etmesini de sağlayarak uçtan uca bir kârlılık platformuna dönüşeceğiz.
E-adisyon uygulaması, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için önemli bir dönüşüm alanı. NarPOS’un geliştirdiği e-adisyon çözümleri, işletmelerin operasyonel ve finansal yükünü nasıl hafifletiyor?
NarPOS ile e-adisyon esnaf için bir maliyet kalemi olmaktan çıkarak; hatasız, kesintisiz ve ücretsiz bir yönetim aracına ve otomasyon omurgasına dönüşüyor. Birçok işletme sipariş için ayrı tablet, ödeme için ayrı POS cihazı, fatura için ayrı bilgisayar kullanıyordu. Adisyonu ayrı, ödemeyi ayrı, raporlamayı ayrı kanallardan yönetmeye çalışırken hem ciddi bir vakit kaybediyor hem de kâr marjının nerede eridiğini takip edemiyordu. Biz yazar kasa POS cihazının içine adisyon sistemini entegre ederek süreci sadeleştirdik; bu parçalı yapıyı tek bir ekranda birleştirerek operasyonel gürültüyü dindirdik.
Sektördeki en büyük finansal engellerden biri olan yüksek teknoloji maliyetlerini, banka iş birliklerimizle sunduğumuz ücretsiz e-adisyon modeliyle ortadan kaldırdık. Esnafın teknolojiye geçerken ödemek zorunda kaldığı ilk yatırım maliyetini sıfırlayarak dijitalleşmeyi bir ayrıcalık olmaktan çıkardık. Siparişin alındığı anla ödemenin kapandığı an arasındaki tüm süreci şeffaf ve denetlenebilir hale getirerek, işletmecinin günün sonunda kâğıt-kalem trafiği veya manuel hatalarla boğuşmak yerine işini büyütmeye odaklanmasını sağlıyoruz.
Donanımsızlaşma vizyonumuz doğrultusunda bu sistemi doğrudan akıllı telefonlar üzerinden çalıştırarak, hantal ve pahalı terminal kirliliğini de bitiriyoruz. Teknolojiyi esnafın sırtında bir maliyet kalemi olarak bırakmak yerine, mutfaktan kasaya kadar tüm nakit akışını hızlandıran bir verimlilik aracına dönüştürüyoruz.
Şekerbank iş birliği kapsamında hayata geçirilen ve adisyon yazılımını ücretsiz hale getiren proje, kısa sürede ciddi bir etki yarattı. Bu iş birliğinin ortaya çıkış sürecini ve sahadaki karşılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Esnafın yüksek maliyetlerle yalnız savaşma dönemini bitiren bir dayanışma hareketi olan bu iş birliğinin kökleri, stratejilerimizi masa başında değil, sahada kurgulama felsefemize dayanıyor. Projenin kıvılcımı ise bir bakkalın yüksek komisyon oranları yüzünden nasıl zarar ettiğini bize anlattığı bir sohbette çakıldı. O gün esnafın derdini dinlemeseydik, bugün binlerce işletmeye nefes aldıran “Ertesi Gün Sıfır Komisyon” modelini geliştiremezdik.
Ortaya çıkış sürecindeki temel motivasyonumuz, yeni yasal düzenlemelerin (VUK 507) getirdiği cihaz değişim zorunluluğunu esnaf için yeni bir masraf kalemi olmaktan çıkarmaktı. Sektördeki rakipler bu süreci sadece yeni cihaz satma fırsatı olarak görürken, biz bunun esnafın üzerindeki maliyet baskısını sıfırlamak için bir fırsat olabileceğini düşünerek NarPOS modelini geliştirmeye koyulduk. Kriz ortamında kısa vadeli kâr yerine, güvene yatırım yapmayı seçtik ve ülkemizin köklü kurumlarından Şekerbank ile adisyon yazılımını finanse eden bir model kurguladık.
Modelimizin sahadaki karşılığı beklentilerimizin de ötesine geçen bir kaldıraç etkisi oldu. Sadece bu kampanya özelinde 3 ay gibi kısa bir sürede esnafımıza 35 milyon TL, yıl genelinde ise sektöre toplam 140 milyon TL doğrudan tasarruf sağladık. Yatırım maliyeti nedeniyle dijitalleşemeyen KOBİ’ler için engeller ortadan kalktı. İşletmeler, yasal bir zorunluluğu bir anda kârlılıklarını artıran bir fırsata dönüştürdü.
Proje sayesinde yalnızca 3 ayda 35 milyon TL’lik bir tasarruf sağlandığını paylaştınız. Bu rakam bize sektörün mevcut maliyet yapısı hakkında ne söylüyor?
Bu 35 milyon TL’lik tasarruf; sektörün gıda maliyetlerinin yanı sıra verimsiz ödeme ve yönetim sistemlerinin yarattığı yapay maliyetlerle de savaştığının bir kanıtı niteliğinde. Bizim modelimiz, bu yapay maliyeti ortadan kaldırarak sektörün gerçek kârlılığına dönmesine hizmet ediyor.
Öte yandan bu tasarruf, işletmelerin kazancının ne kadar büyük bir kısmının ürün veya hizmet üretimiyle ilgisi olmayan aracı maliyetlerine gittiğini kanıtlıyor. İşletmeler cirolarının yüzde 45’ine varan kısmını pazaryerleri, yemek kartları ve banka komisyonlarına ödüyor. Bir yılda 140 milyon TL’ye ulaşan bu devasa tasarruf, aracı maliyetlerinin işletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit eden ana unsurlardan biri haline geldiğini gösteriyor.
Tasarrufun bu denli hızlı ve büyük bir etki yaratması, sektördeki kârlılık krizinin bir sağlaması olarak da okunabilir. Kâr marjlarının düştüğü bir ortamda, işletmeler gıda enflasyonu ve artan personel maliyetleri ile mücadele ederken, ek bir finansal yüke tahammüllerinin kalmadığını görüyoruz. İşletmelere sağladığımız bu tasarruf, aslında esnafın cebinden çıkıp sisteme gitmek yerine, onların hayatta kalmasını sağlayan bir can suyu oldu.
KOBİ’ler için dijitalleşme bir ihtiyaç olsa da maliyet yapısı içinde karşılanamaz bir lüks olarak görülüyordu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği verileri, işletmelerin yüzde 34’ünün dijitalleşmeyi kaçınılması gereken bir masraf olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Biz bu maliyeti sıfırladığımızda ortaya çıkan bu büyük etki, KOBİ’lerin dijitalleşmeye niyetlerinin olduğunu ama bütçelerinin olmadığı gerçeğini doğrularken; dijitalleşmeyi de bir lüks olmaktan çıkarıp standart haline getirdi.
Halkbank ile yürüttüğünüz çalışmalar da dikkat çekiyor. Bankalarla yapılan bu tür iş birlikleri, dijitalleşme sürecinde esnaf için neden kritik bir rol oynuyor?
Bankalarla kurduğumuz bu tür stratejik ortaklıklar, finansal teknolojinin sadece plazalarda konuşulan bir kavram olmaktan çıkıp sokağa, yani esnafın tezgahına inmesi için köprü görevi görüyor. Dijitalleşme süreci KOBİ’ler için çoğu zaman yüksek başlangıç maliyetleri ve karmaşık sistemler yüzünden karşılanamaz bir lüks olarak görülüyordu. Halkbank gibi köklü kurumların güven ve finansal altyapısını NarPOS’un çevik yazılım gücüyle birleştirerek, esnafın önündeki o devasa maliyet duvarını yıkıyoruz.
Halkbank ile yürüttüğümüz projede yazılım bedeli iadesi gibi hamlelerle teknolojiyi esnaf için bir masraf kalemi olmaktan tamamen çıkardık. Esnaf binlerce dolarlık yazılım yatırımını kendi cebinden yapmak zorunda kalmıyor. Banka POS’u üzerinden belirli bir ciroyu geçen işletmelere ödedikleri adisyon yazılım bedeli iade ediliyor; dijitalleşme maliyetleri banka tarafından finanse ediliyor.
Ancak bu iş birliğinin bir diğer kritik faydası da işletmelerin yaşadığı önemli zorluklardan olan aracısız müşteri kazanma meselesine dokunmasında yatıyor. Halkbank üye iş yerlerimizi uygulamasında listeleyerek, işletmelerin hiçbir ek komisyon ödemeden yeni müşterilere ulaşmasını sağlıyor.
Enflasyonist ortamda maliyetlerin sürekli değişmesi esnafı yoran bir unsur. Bu iş birliği kapsamında sunduğumuz tüm kartlarda geçerli yüzde 2,99 komisyon oranı, esnafa sabit ve yönetilebilir bir maliyet yapısı sunuyor.
Bizim vizyonumuza göre, esnafın teknolojiye bakışını “bir gün almam gereken pahalı bir sistem” noktasından “bugün işimi büyüten ve masrafımı düşüren bir kaldıraç” noktasına ancak bu tür güçlü ekosistemlerle taşıyabiliriz. İş birliği yaptığımız köklü bankalar, sağladıkları finansal güven ve avantajlı komisyon oranlarıyla bu dönüşümün yakıtı olurken, biz de bu gücü esnafın günlük operasyonel hızına ve kârlılığına tahvil ediyoruz. Günün sonunda dijitalleşmeyi esnafın en büyük destekçisi haline getiriyoruz.
NarPOS yalnızca bir yazılım sağlayıcısı değil, aynı zamanda sektöre yol gösteren bir çözüm ortağı konumunda. Önümüzdeki dönemde işletmeleri bekleyen yeni yasal düzenlemeler ve dijital gereklilikler konusunda neler söylemek istersiniz?
Yasal düzenlemeleri ve dijital gereklilikleri birer mecburiyetten ziyade sektörü zora sokan hantal yapısından kurtulması için birer eşik olarak görüyoruz. Örneğin e-adisyon ve yeni nesil yazar kasa POS geçişleri ilk bakışta esnafın sırtına binen birer yük gibi görünmüş olsa da bu süreçler işletmelerin tüm DNA’sını dijitalleştirme şansı olarak kullanıldığında gerçek kaldıraç etkileri yarattı.
Artık kasanın üzerinde yer kaplayan kablo yığınlarına, hantal terminallere ve ek donanım masraflarına veda edeceğimiz bir döneme giriyoruz. Siparişten tahsilata kadar her sürecin doğrudan mobil cihazlar üzerinden yönetileceği, fiziksel POS bağımlılığının azalacağı ve yerini SoftPOS teknolojilerine bırakacağı bu yeni düzende esnafın çevik olabilmesi önem taşıyor.
Dijital gerekliliklerdeki bir diğer kırılma noktasını ise yapay zeka oluşturacak. Bugüne kadar teknoloji sadece satışları kaydeden bir araçtı. Önümüzdeki dönemde ise topladığı veriyi işleyerek işletmeciye kıymetli içgörüler sunan dijital bir danışmana dönecek.
2026 yılı için NarPOS’un gündeminde hangi yeni atılımlar ve projeler var? Özellikle esnafın kârlılığını korumaya yönelik hangi başlıklara odaklanacaksınız?
NarPOS’ta 2026 yılını donanımsızlaşma ve nakit akışı devrimi yılı ilan ettik. Esnafın tezgah üzerindeki kablo yığınlarından, hantal terminallerden ve ek cihaz maliyetlerinden kurtulduğu bir dönem başlatıyoruz. İşletmeciler mobil cihazları aracılığıyla işlerine dair daha fazla yönetim ve kontrol kabiliyetine kavuşacak.
Bu yılki kullanıma sunacağımız yeni çözümümüzle restoranların en büyük sorunları olan yüksek komisyonları ve uzun tahsilat vadelerini ortadan kaldıracağız. Esnafın kendi parasını almak için 45 gün beklediği o hantal düzeni, tamamen dijital ve hızlı bir nakit akışı modeliyle değiştireceğiz. Yeni müşteri kazanmak ve satış yapmak için aracılara olan bağlılığını azaltacağız. Bu sayede komisyon yükünü minimize ederek işletmelerin finansal sürdürülebilirliğini koruma altına alacağız.
Kârlılığı koruma noktasındaki bir diğer büyük hamlemiz ise satın alma tarafında olacak. Esnafın tek başına gıda ve temizlik gibi malzemeler alırken ölçek dezavantajı yüzünden maruz kaldığı yüksek fiyatları kırmak için toplu satın alma gücünü devreye alacağız. Büyük tedarikçilerle tüm üye iş yerlerimiz adına masaya oturup avantajlı fiyatlarla toplu anlaşmalar yaparak, maliyetleri daha ürün mutfağa girmeden aşağı çekeceğiz. Öte yandan sektörün kalifiye personel bulma konusunda yaşadığı zorluklara da çözüm geliştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Mühendislerimiz bir süredir yapay zeka alanında yoğun Ar-Ge çalışmaları gerçekleştiriyor. Üye iş yerlerimize onların verilerinden hareketle özelleştirilmiş içgörüler sunacak, kendileri için en kârlı ticari kararları vermelerine yardımcı olacak ve olasılıkları daha net öngörmelerini sağlayacak yapay zeka algoritmaları üzerinde çalışıyoruz.
