Bu röportajda, iş dünyasında genellikle göz ardı edilen bir konuya odaklanıyoruz: “Karar yorgunluğu”. Perakende ve üretim gibi hızlı karar almayı gerektiren alanlarda yöneticilerin zihinsel yükü çoğu zaman fark edilmiyor ve etkileri iş süreçlerine yansıyor. Bileşim Kimya A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Üyesi Ruhi Aray ARSU, psikoloji ve işletme biliminin ortaya koyduğu karar alma süreçleri ve karar yorgunluğu bulgularını iş pratiğiyle birleştirerek ele alıyor. Röportaj, yöneticilerin bu durumu fark etmesini ve iş süreçlerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için etkili yöntemler sunuyor.
İş hayatında yöneticiler sayısız karar almak zorunda. Peki bu karar yükü, karar kalitesini nasıl etkiliyor?
Psikolojide kişinin gün içinde art arda kararlar alması sonucu zihinsel ve duygusal enerjisinin tükenmesiyle ortaya çıkan duruma “Decision fatigue”, yani “Karar yorgunluğu” deniyor. Bu durum, karar verme yetisini zayıflatıyor; birey seçimlerini bilinçli bir şekilde değerlendirmek yerine daha yüzeysel veya otomatik biçimde yapmaya eğilim gösteriyor. Karar yorgunluğu, farkında olsak da olmasak da iş hayatında kararlarımızın kalitesini etkileyen yaygın bir olgu.
Karar yorgunluğu neden ortaya çıkıyor?
Karar yorgunluğunun arkasında, karar ve değerlendirme süreçlerinden sorumlu prefrontal korteksin uzun süre yüksek bilişsel yükü sürdürememesi yatıyor. Baumeister’in araştırmaları, insan dikkat ve odak kapasitesinin sınırlı olduğunu ortaya koyuyor; her karar bu sınırlı kaynağımızdan bir miktar tüketiyor. Sonuç olarak, karar sayısı arttıkça beyin bilgiyi daha yüzeysel işlemeye ve varsayılan seçeneklere yönelmeye başlıyor.
İş dünyasında bu durum şöyle kendini gösterir: Perakende için yüksek hacimli üretim yapan şirketlerde departman ekipleri operasyonları yürütür. Günlük kararların çoğunu departman yöneticileri alırken, en önemli operasyonel, kritik finansal ve stratejik konularda karar yükü üst düzey yöneticide toplanır. Bu yoğun karar yükü, karar yorgunluğunun somut olarak ortaya çıkmasına yol açar.
Karar yorgunluğu şirketlerde kendini nasıl gösterir?
Şirketlerde kritik kararların ötelenmesi, zor kararları erteleme veya mevcut durumu koruma (statu quo) eğilimi, ya da hata yapmaya açık hızlı kararlar, genellikle karar yorgunluğunun göstergeleridir. Bu durum konuların toplantıdan toplantıya taşınması, karar bekleyen başlıklarda ortalama bekleme süresinin uzaması ve aynı problem setinde farklı kararlar alınması şeklinde kendini gösterebilir.
Karar yorgunluğu yöneticilerin karar alma biçimini ve şirket sonuçlarını nasıl etkiler?
Karar yorgunluğu, yöneticinin yetkinliğiyle ilgili değildir. Karar süreçlerinde kullanılan zihinsel enerji hepimiz için sınırlıdır ve bunu kabul etmek stratejik yönetimin doğal bir parçasıdır. Fark yaratan bir yönetici, bu döngüye girdiğini erken fark edip karar yükünü bilinçli biçimde düzenleyebilen kişidir. Karar yorgunluğu tuzağına düşmeyen yönetici, içgörü sahibi olan, kendi kararlarının kalitesini düzenli olarak izleyen ve rutin karar yükünü bilinçli biçimde delege edendir. Böylece stratejik ve operasyonel hedefler, bireylerin zihinsel sınırlılıklarına rağmen sürdürülebilir biçimde yönetilebilir. Bu yaklaşım şirketin kalite, adet, termin ve maliyet istikrarını korur ve kritik kararların kalitesini yükseltir.
Yöneticiler karar yorgunluğu ile nasıl başa çıkabilir?
Daniel Kahneman, psikoloji kökenli olup ekonomi alanında Nobel Ödülü kazanmış bir isim olarak, karar kalitesinin sahip olunan bilgi kadar, bireyin o anki zihinsel kapasitesi ve bilişsel durumuna da bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Çözüm daha çok düşünmek veya analiz yapmak değil; karar sürecini doğru tasarlamakta.
Kritik kararları zihinsel enerjinin yüksek olduğu zaman dilimlerine almak, tekrarlayan konular için net ilke ve prosedürler belirlemek, kısa zihinsel molalar vermek karar kalitesini sürdürülebilir kılıyor. Kritik kararların önceliklendirilmesi ve karar yükünün departmanlar arasında planlı dağılımı, üst yönetimin kapasitesini dengeliyor. Kahneman’ın yaklaşımıyla mesele açık: karar sayısını azaltmak değil, kararları doğru zihinsel durumda almak fark yaratır.
