Minycenter E-Ticaret & Pazarlama Grup Direktörü Necmi Kahraman, 2026’nın ilk yarısındaki performanslarını, dijital dönüşüm ve yapay zekâ yatırımlarını, yeni mağaza açılışlarını ve sürdürülebilirlik vizyonlarını anlattı. Kahraman, “Müşterilerimize hem fiziksel hem de dijital kanallarda kesintisiz ve güvene dayalı bir deneyim sunmayı hedefliyoruz” dedi.
Minycenter, anne-bebek ve çocuk ürünleri perakendesinde büyümesini sürdürüyor. 2026 yılının ilk yarısını şirket performansı açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde öne çıkan gelişmeler ve tüketici eğilimleri neler oldu?
2026 yılının ilk yarısını hem ticari performansımız hem de marka yatırımlarımız açısından oldukça verimli geçirdik. Ekonomik koşulların ve tüketici davranışlarının hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir ortamda, müşterilerimizin markamızı tercih etmesini sağlayarak, hem mağazalarımızda hem de dijital kanallarımızda büyümemizi sürdürmemiz bizim için önemli bir başarı.
Bu dönemde ürün portföyümüzü genişletmeye yönelik yatırımlarımıza da devam ettik. Yeni distribütörlük anlaşmalarımız kapsamında Avrupa’nın lider markalarından Suavinex ürünlerini tüketicilerimizle buluşturduk. Bunun yanı sıra amazon.com.tr ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle yeni bir online satış kanalını devreye aldık. Fiziksel perakendede de büyümemizi sürdürerek 2026 yılı içerisinde iki yeni mağaza ekliyoruz. Böylece müşterilerimize hem fiziksel hem de dijital kanallarda daha geniş bir erişim alanı sunmaya devam edeceğiz.
Tüketici eğilimleri açısından baktığımızda ise özellikle anne-bebek kategorisinde kalite, güvenlik ve fonksiyonellik gibi kriterlerin her zamankinden daha fazla önem kazandığını biliyoruz. Elbette fiyat ve kampanya hassasiyeti bugün tüketicinin satın alma kararında önemli bir faktör. Ancak özellikle anne-bebek kategorisinde ailelerin, güvendikleri ve kalite standardından emin oldukları markaları tercih etme eğiliminin güçlü olduğunu unutmadan çalışmalarımız yönlendiriyoruz.
Biz de Minycenter olarak bu yolculuğun her aşamasında müşterimizin yanında olmaya odaklanıyoruz. Amacımız yalnızca ürün sunmak değil, ebeveynlerin ihtiyaçlarını doğru anlayarak onlara doğru ürünü seçme konusunda güvenilir bir rehberlik sağlamak.
Bununla birlikte, alışveriş deneyiminin de en az ürünün kendisi kadar önemli hale geldiğini görüyoruz. Tüketiciler artık yalnızca bir ürün satın almak değil; doğru yönlendirme alabilecekleri, uzman desteğine ulaşabilecekleri ve ihtiyaçlarına hızlı çözümler sunan markalarla güvene dayalı bir ilişki kurmak istiyor. Minycenter olarak premium marka portföyümüz, deneyimlİ ekiplerimiz ve müşteri odaklı hizmet anlayışımızla bu beklentilere yanıt vermeye ve anne-bebek kategorisinde güvenilir bir alışveriş deneyimi sunmaya devam ediyoruz.
E-ticaret tarafında müşteri beklentileri hızla değişiyor. Minycenter olarak dijital kanallarda müşteri deneyimini geliştirmek adına hangi çalışmalar yürütüyorsunuz?
E-ticaret artık yalnızca ürün satışı gerçekleştirdiğimiz bir kanal değil; müşterilerimizle ilk temasın kurulduğu, güvenin inşa edildiği ve uzun vadeli ilişkinin şekillendiği en önemli deneyim alanlarından biri. Özellikle anne-bebek kategorisinde ebeveynler hızlı ve kolay bir alışveriş deneyiminin yanı sıra doğru bilgiye ulaşmayı ve ihtiyaç duyduklarında güvenilir bir rehberlik almayı da bekliyor. Bir nevi katalog görevi üstleniyor.
Bu doğrultuda dijital kanallarımızı sürekli geliştiriyor ve müşteri yolculuğunu her aşamada daha akıcı, kolay ve kişiselleştirilmiş hale getirmeye odaklanıyoruz. Ocak ayında lansmanını gerçekleştirdiğimiz yeni web sitemiz de bu yaklaşımın önemli bir parçası oldu. Kullanıcı deneyimini merkeze alan yeni yapımızla ürün arama, filtreleme ve satın alma süreçlerini sadeleştirerek tüketicilerin aradıkları ürüne daha hızlı ve kolay ulaşmalarını sağlayarak akıcılık kazandırdık.
Bir diğer önemli yatırım alanımız ise CRM ve veri analitiği. Yılın başında hayata geçirdiğimiz yeni CRM projemizle müşterilerimizi daha iyi tanımaya, alışveriş davranışlarını ve ihtiyaçlarını daha doğru analiz etmeye başladık. Bu doğrultuda kişiselleştirilmiş iletişim, ürün önerileri ve müşterinin ihtiyacına uygun kampanyalar geliştiriyoruz. Bu çalışmaların mevcut müşterilerimizin tekrar alışveriş oranlarına olumlu katkı sağladığını, bunun yanı sıra alışveriş sıklığında da anlamlı bir artış yarattığını gözlemliyoruz.
Önümüzdeki dönemde de veri odaklı yaklaşımımızı daha ileri taşıyarak müşterilerimize yalnızca “ne satın almak istediklerini” değil, ihtiyaç duyabilecekleri ürünleri de doğru zamanda sunmayı hedefliyoruz. Anne-bebek kategorisinde doğru zamanda doğru ürünü önermek, yalnızca satış performansını değil, müşterinin markaya duyduğu güveni ve bağlılığı da güçlendiren önemli bir unsur.
Yapay zekâ ve yeni nesil teknolojiler perakende sektörünü dönüştürmeye devam ediyor. Bu teknolojilerin pazarlama ve e-ticaret operasyonlarınızdaki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Önümüzdeki dönemde yeni yatırımlar planlıyor musunuz?
Yapay zekâyı, operasyonları hızlandıran bir teknoloji değil; süreçleri daha yaratıcı, verimli ve kişiselleştirilmiş hale getiren önemli bir dönüşüm aracı olarak değerlendiriyoruz.
Bugün özellikle dijital pazarlama operasyonlarımızda yapay zekâdan aktif olarak faydalanıyoruz. İhtiyaç duyduğu görsel ve video içeriklerin üretiminde; farklı kreatif konseptlerin görselleştirilmesi, içerik alternatiflerinin oluşturulması, video kurgularının planlanması ve üretilmesi gibi birçok aşamada yapay zekâ araçlarını kullanıyoruz. Bu sayede içerik üretim süreçlerimizi önemli ölçüde hızlandırırken, daha fazla kreatif alternatifi yaratıyoruz.
Yapay zekânın dijital pazarlamadaki kullanım alanlarını da bununla sınırlı görmüyoruz. Kampanya performanslarının analiz edilmesi, hedef kitlelerin daha doğru segmente edilmesi, kişiselleştirilmiş iletişim ve satış-dönüşüm odaklı kurguların geliştirilmesi tarafında da yapay zekânın sunduğu fırsatları değerlendiriyoruz. Bu çalışmaların özellikle kampanya performansı ve dönüşüm oranlarımız üzerinde olumlu etkilerini görmeye başladık.
Yapay zekânın perakendedeki asıl potansiyeli, yalnızca içerik üretmekte değil; müşteriyi daha iyi anlamak ve onun ihtiyacını henüz talep etmeden öngörebilmekte yatıyor. Biz de yatırımlarımızı bu perspektifle şekillendirmeyi planlıyoruz. Teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve aynı zamanda operasyonel verimliliği artıran bir araç olarak konumlandırmaya çalışıyoruz.
Minycenter son yıllarda mağaza yatırımlarına hız verdi. Yılın ikinci yarısında yeni mağaza açılışları, omnichannel uygulamaları ve büyüme hedefleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Fiziksel mağazalarımızı yalnızca satış noktaları olarak değil, ailelerin ürünleri deneyimleyebildiği, ürünler hakkında bilgi alabildiği ve markamız ile bağ kurabildiği deneyim merkezleri olarak görüyoruz. Bu nedenle fiziksel perakende yatırımlarımızı dijital kanallarımızla birlikte, bütünsel müşteri deneyimi stratejimizin önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz.
Bu doğrultuda yılın ikinci yarısında da potansiyel gördüğümüz lokasyonlarda mağaza yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Ağustos ayının başında Merkez Ankara projesindeki yeni mağazamızı hizmete açtık. Ağustos ayının sonunda ise Koru Florya’daki yeni mağazamızı müşterilerimizle buluşturacağız. Önümüzdeki dönemde de benzer bir strateji ile, potansiyel gördüğümüz şehirlerde ve hedef kitlemize uygun lokasyonlarda büyümeye devam etmeyi planlıyoruz.
Diğer taraftan omnichannel yatırımlarımız da hız kesmeden devam ediyor. Buradaki temel hedefimiz, müşterilerimizin mağaza ve dijital kanallar arasında kesintisiz ve tutarlı bir deneyim yaşamasını sağlamak. Stok çeşitliliğinden, alternatif teslimat seçeneklerine, mağaza içi dijital sipariş süreçlerinden mağaza deneyimine kadar tüm temas noktalarını birbirine entegre eden bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz.
nivo ile hayata geçirdiğiniz döngüsel ekonomi iş birliği sektörde dikkat çekti. Bu projenin Minycenter’ın sürdürülebilirlik vizyonuna katkıları neler oldu? Önümüzdeki dönemde çevresel sürdürülebilirlik alanında yeni projeler görecek miyiz?
Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir konu olarak değil, gelecek nesillere karşı taşıdığımız uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Anne-bebek sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak bu bakış açısının bizim için ayrı bir anlam taşıdığına inanıyoruz. Bugün attığımız her adımın, çocuklarımızın ve gelecek nesillerin yaşayacağı dünyayı doğrudan etkilediğinin farkındayız.
Nivo ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği de bu yaklaşımımızın somut örneklerinden biri oldu. Döngüsel ekonomi modelini destekleyen bu proje sayesinde kullanılabilir durumdaki ancak atıl kalan ürünlerin yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağladık. Böylece hem ürünlerin kullanım ömrünün uzatılmasını hem de mevcut kaynakların daha verimli değerlendirilmesini destekledik.
Burada bizim açımızdan önemli olan bir diğer nokta ise sürdürülebilirlik konusunda sorumluluğu tüketiciye bırakmamak. Markaların da kendi süreçlerinde sorumluluk alması gerektiğine inanıyoruz. Nivo iş birliğimizi de bu anlayışın önemli bir adımı olarak değerlendiriyoruz.
Sürdürülebilirlik artık markalar için bir tercih değil; uzun vadeli büyümenin, marka güveninin ve gelecek nesillere değer yaratmanın temel unsurlarından biri. Sürdürülebilirlik yaklaşımını benimseyen markalarla yeni iş birlikleri yapılması ve toplumsal fayda yaratan projelerin hayata geçirilmesi her zaman gündemimizde.
