“Vizyon 2026”yı nasıl bir ihtiyaçtan yola çıkarak kurguladınız? Bu yol haritasını önceki sektörel çalışmalardan ayıran temel farklar neler?
Vizyon 2026’yı bir temenni metni olarak değil, sahada gözlemlediğimiz somut risklere cevap üretme ihtiyacından yola çıkarak kurguladık. Son yıllarda iklim dalgalanmaları belirgin bir şekilde arttı ve artmaya devam ediyor, verim ve kalite istikrarı olması gerekenin oldukça altında, ithalat baskısı rekabeti ve karlılığı zorluyor, ve en önemlisi de bazı üreticilerimiz sektörden çekilmeyi düşünmeye başladı. Bu tablo bize şunu gösterdi: Artık genel değerlendirmeler değil, net öncelikler belirleyen, çözümler sunan, uygulanabilir, gerçekçi bir “yol haritası” gerekiyor.
Vizyon 2026’yı önceki çalışmalardan ayıran temel fark, gerçekçi bir risk analizi üzerine kurulmuş olmasıdır. Ne aşırı iyimser ne de karamsar bir yaklaşım benimsiyoruz. Ölçülebilir sorunlara odaklanıyor, çözümü üreticinin sahada kalmasını sağlayacak somut adımlarla ilişkilendiriyoruz. Bu çerçevede üretimden pazara kadar uzanan bütüncül bir perspektif sunuyoruz.
Açılış konuşmanızda dikkat çektiğiniz iklim belirsizliği, düşük verim-kalite, ithalat baskısı ve sektörden çekilme eğilimleri arasında bugün en acil çözüm bekleyen risk hangisi? Neden?
Dört başlık birbirine bağlı; ancak bugün en kritik risk üreticinin sektörden çekilme eğilimidir. Üretici sahadan çekildiğinde verim ve kalite gibi diğer başlıkları konuşmanın anlamı kalmıyor. İklim riskini; kısmen de olsa; yönetebilmek mümkün olabiliyor, verim ve kalite bilimsel üretim disipliniyle artırılabilir, ithalat baskısına karşı kamu nezdinde mücadele yürütülebilir. Ancak, üretici sayımız ve üretim kapasitemiz azalma eğilimi gösterirse, sektörümüz sadece küçülmez, zayıf ve kırılgan bir hale gelir. Bu nedenle “bahçede kalmak” bizim için sadece bir slogan değil; yerli üretimin sürdürülebilirliği ve arz güvenliği açısından stratejik bir meseledir. Ceviz Üreticileri Derneği olarak üreticiye yalnız olmadığını hissettiren, ona sahada rehberlik eden bir “yol arkadaşlığı” modelini oluşturabilmemiz kritik önem taşıyor.
Türkiye’de ceviz üretiminde verim ve kalite sorunlarının temelinde sizce daha çok bilgi eksikliği mi, planlama hataları mı yoksa yapısal destek yetersizliği mi yatıyor?
Bu üç unsur birbirini besliyor; ancak sahada en sık karşılaştığımız problem arasında bahçe sahiplerinin ilgi, zaman ve bilgi eksikliği geliyor. Düşük verim ve kalite bir tesadüf değil ! Toprak sağlığı, budama, beslenme dengesi, su yönetimi, hastalıklarla mücadele gibi başlıklar bilimsel temellere oturtulmadan, doğru bilgi doğru zamanda sahaya indirilmeden, yakın takip / yakın izleme disiplini ve kültürü yaygınlaştırılmadan yüksek verim ve kaliteden bahsedebilmemiz mümkün değil !. Verim düşüklüğü maliyetleri ciddi boyutlarda yükseltiyor, maliyetler yükselince rekabet zorlaşıyor, karlılık ve sürdürülebilirlik tehdit altında kalıyor. Dolayısıyla mesele yalnızca teknik değil; aynı zamanda yapısal ve ekonomik bir bütün.
“Üreticinin bahçede kalması” vurgusu çok güçlü bir mesaj. Vizyon 2026 kapsamında üreticinin sahada kalmasını sağlayacak somut adımlar neler olacak?
Bu hedef doğrultusunda üç ana aksiyon alanı belirledik:
Birincisi, üreticilerimizi ve bahçelerimizi güçlendirmek. Doğru bilgiye ve uygulamalara sahip olmayan, düşük verim elde eden bir üreticinin bu pazar koşullarında ayakta kalabilmesi pek mümkün değil. Üreticinin verimini ve kalitesini artıracak, sahada uygulanabilir teknik rehberlik sunabilmeyi hedefliyoruz. Genel anlatımlar yerine çözüme odaklanan bir yaklaşımı benimsiyoruz.
İkincisi, sektörel savunuculuk. İthalat baskısına karşı bakanlıklar nezdinde yürüttüğümüz temaslar ve son yıllarda hayata geçen gümrük vergisi düzenlemeleri bunun somut örnekleri. Üreticinin emeğini koruyacak adımların takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Üçüncüsü, yerli cevizin tüketici ve pazar nezdinde görünürlüğünün artırılması. Son dönemde daha da belirgin hale gelen sosyal medya stratejimiz / çalışmalarımız, zaman içinde güçlenen medya ilişkilerimiz ve ulusal zincir marketlerle kurduğumuz yakın temaslar, birlikte gerçekleştirdiğimiz projeler / kampanyalar yerli ceviz ve yerli üretim farkındalığını arttıran ve kalıcı hale getirme çabalarımızın önemli bir parçasıdır. Hedefimiz, üreticinin yalnız olmadığını hissettiği ve ekonomik olarak sürdürülebilir bir zeminde üretime devam edebildiği bir yapı kurmak.
Bilimsel temelli üretim disiplininden söz ettiniz. Toprak, su ve besleme yönetimi konusunda üreticilerin en sık yaptığı kritik hatalar hangileri?
Toprak ve yaprak analizi olmadan gübreleme programı oluşturmak, sulamayı takvimine ve gerekli miktarda yapmamak, bahçeyi ve meyve oluşumunu / gelişimini yakinen izlememek, gözlemlememek, mikro element dengesini göz ardı etmek sık karşılaştığımız problemler arasında. Toprak ıslahına ve sürdürülebilirliğine yatırım yapmayan ve girdi ağırlıklı çalışan bahçeler her geçen gün artan maliyetlerin giderek daha da etkisi altında kalacaklar. Su stresi özellikle iç dolgunluk ve randıman üzerinde doğrudan etkili. Yanlış veya düzensiz sulama pazarlanabilir kaliteyi büyük ölçüde düşürüyor. Benzer şekilde, dengeli besleme yapılmadığında ağaç potansiyelinin önemli bir kısmı kullanılamıyor. Bilimsel disiplin dediğimiz şey; ölçmek, izlemek ve veriye dayalı karar almak demektir. Bu kültür yaygınlaştıkça kalite istikrarı da güçlenecektir.
Önümüzdeki 2–3 yıllık döneme baktığınızda, ceviz sektöründe başarıyı belirleyecek en kritik eşik sizce ne olacak? Bu eşiği aşamayan üreticileri nasıl bir tablo bekliyor?
Bir ceviz bahçesi ilgi, bilgi, sabır ve dayanıklılık isteyen uzun vadeli bir taahhüt, hiç de basit olmayan bir uğraş, ama onu anlamaya emek verenleri de ödüllendiren canlı bir sistem. Ceviz üretimi, kısa vade için değil, önümüzdeki onlarca yıl için verilmesi gereken bir karar ve sorumluluk. Az sayıda ürün bu kadar talepkar ve bizden bu kadar çok şey istiyor : sabır, ilgi, bilgi, hassasiyet ve doğa karşısında alçak gönüllülük. Bunlarla uyum içinde çalışmayı öğrendiğimizde de az sayıda ürün üreticisine bu kadar çok şeyi geri verir ! Ayrıca, bir ceviz bahçesi sadece ürün üretmekten fazlasını yapıyor : kırsal dokuya dokunuyor, yerel ekonomileri destekliyor ve en önemlisi gelecek nesiller için çok değerli bir miras oluyor. Önümüzdeki dönemi, özellikle de verim ve kalite açısından “toparlanma”, “iyileşme” dönemi olarak değerlendirmeliyiz, aksi takdirde sektörümüzde “onarılması zor kalıcı hasarlarla” karşı karşıya kalma ihtimalimiz olabilir.
Hedeflerimizi dile getirirken, Vizyon 2026’ya “Türkiye Ceviz Sektörünün Dönüşüm Programı” da diyebiliriz….
