Skip to content Skip to footer

2021’de perakende de istihdam artar mı?

2021’de perakende de istihdam artar mı?

Hemen hemen her yıl en az bir kere istihdam üzerine yazı yazarım. Çünkü perakende de istihdam artıyorsa bir açıdan işler yolunda gidiyor diyebiliriz. İstihdamın artması için yapılan planlanmalarda çok önemlidir. Firmaların insan kaynakları politikaları da esas teşkil eder. Teşviklerde bir o kadar önemlidir! Peki, perakende sektöründe istihdam artmaya devam eder mi? Artarsa nasıl artar?

Öncelikli olarak perakendeciliğin meslek olarak benimsenmesinin artması/arttırılması gerekiyor. FMCG açısından baktığımızda; yeni mağaza açılışları devam ederse, istihdam artmaya devam eder.

Ancak bazı konulara da dikkat çekmek istiyorum; ilk olarak artık çoğu firmanın aklında eskiden olmasa bile bu gün e – ticaret konusu var ve bu öylede olacak düşüncesindeyim. Önceki bazı yazılarımda bu konuya yer vermiştim. Sonuçta mağazasız ve bir tık uzakta olan perakendecilik pandemininde etkisiyle bir kuvvet çarpanı şeklinde şu anda. Bu kanalda mevcut çalışanlar ve yeni yatırım yapanlar açısından baktığımızda bu kulvarda istihdam artacaktır.

İndirim marketleri ise büyümeye devam ediyorlar. Bu arada bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum; Ankara’da bir ilçe belediyesinin indirim marketlerine açılış ruhsatı vermeme kararı.           Bu karar başka belediyelerde karşılık bulur mu? Onu bilemem ama konuya çok yönlü bakmak gerektiği düşüncesindeyim. Türkiye Perakendeciler Federasyonunun (TPF) yeni açılacak marketler arasındaki mesafeyi esas alan önerisi var, ancak bu konu farklı.

Cash & Cary yatırımları son dönemlerde yaşanan fiyat artışlarının etkisini de baz alırsak, devam edecek. Zaten bu format sektörde yeni bir nefes olarak algılanmaya ve uygulanmaya devam ediyor.

Ancak mağaza açılışları çeşitli sebeplerin etkisiyle durur veya oldukça yavaşlarsa bu perakendedeki istihdama yansır. Çalışan sirkülasyonu (turn over) oranları firmadan firmaya değişim göstermekte. Ayrılan kişinin yerine istihdam sağlanıyor genelde. Norm kadro açısından baktığımızda zaten sayıyı bir şekilde tamamlamak gerekiyor. Gerekiyor gerekmesine de bazı kulvarlarda bu biraz değişim gösteriyor.

Bu kulvarların başında bence şu an alışveriş merkezleri geliyor. İçinde bulunduğumuz günlerde restoranların paket servis hariç çalışmamaları, ayak sayısındaki azalmanın bazı mağaza formatlarını etkilemesi ve hafta sonu kapalı olmaları cirolarının ortalama yüzde 40 – 45’ine yakın bir ciro kaybı ile neticeleniyor. Bu durum yatırımcısından kiracısına, istihdamdan kira ödemelerine uzanan bir yelpazeye yayılıyor.

Konu ile ilgili oldukça kapsayıcı bulduğum bir röportajı paylaşmak istiyorum;

“Orka Holding Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, “YASAKLAR BİTİNCE GÜCÜ KALMAYAN FİRMALAR İSTİHDAM SAĞLAYAMAYACAK” “Devrim niteliğinde istihdam politikasına ihtiyaç var” dedi.               Pandemi ekonomide büyük bir kriz yarattı ancak verilen destekler, borç ötelemeleri nedeni ile henüz zararın boyutları bilinmiyor. Türkiye salgının dışında bir de ekonomide türbülans yaşadı. Sorunları çözmek için yeni bir ekonomi yönetiminin gelmesi de faizlerin artmasına, dövizin gerilemesine neden oluyor. Hazır giyimde Damat markası ile hem ihracat hem de perakende sektörünün önemli bir oyuncusu olan Orka Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ile reel sektörün sorunlarını konuştuk.

 

– Pandemi hazır giyim ve perakende sektörlerini nasıl etkiledi?               

Firmalar bütçelerini geçen yıl mart-nisan aylarında revize etmek zorunda kaldı. Sektörümüzde yaklaşık yüzde 20 ile yüzde 40 arasında satışlarda olumsuz etkilenme söz konusu. Ancak Türk firmalarının kriz konusunda dünyaya kıyasla daha dayanıklı olduğunu söylemek lazım. Kırk yıl içinde iki darbe beş kriz görmüş bir ülkeyiz, bağışıklık kazanmış durumdayız. Pandemi döneminde sadece İtalya’da 30 bin moda perakendesinin artık devam etmeyeceği öngörülüyor. Ülkemizde bu ölçüde bir etkilenme yok.

 

– Pandemi sonrasını nasıl görüyorsunuz?       

Dünyadaki gelişmeleri bazen hayretle bazen de büyük bir ilgiyle izliyoruz. ABD’deki Kongre baskını olayları bile çok önemli mesajlar veriyor. Dünyada pek çok sistem kökünden değişime uğrayacak, geleneksel veri tabanları yerine blockchain teknolojisi, kâğıt para yerine kripto paralar dünyada bir yanda gitgide dijitalleşen, robot insan kavramı ile hareket eden bir akım, diğer tarafta doğa ile iç içe yaşamak isteyen gelenekselci bir insan tipolojisi var. Yenidünya düzenini değiştiren bir oyuncu değiliz ama ayak uydurmak zorundayız. Dünyada birçok dev moda markası faaliyetine son verdi. Bazı markalar isim haklarını belli firmalara satıyor. Gelecek dönemde bunların artacağına tanık olacağız. Küresel markaların iflasıyla oluşan pazar boşluğunu doldurmamız çok önemli. Bunun için devlet desteğiyle “Sanal fuarlar” ve “Sanal AVM”ler olabilir. 10-15 Türk markası bir araya gelip bir “Sanal AVM” kursak, dış ticarete yönelik etkili olabiliriz.

İŞTEN ÇIKARMA YASAĞI BİTMEDEN ÖNLEM ALINMALI 

 

– Salgında çalışanlar en büyük darbeyi yedi. Kısa çalışma ödenekleri, işten çıkarmalar gibi. İstihdam sorunu nasıl çözülecek?

Aslında kurumsal firmalarda çalışanlar kısa çalışma ödeneği sayesinde normal ücreti kadar maaş alıyor. Ancak burada yapılması gereken asıl şey şu: Şu anda işten çıkarma yasakları var. Yasaklar bitince, işten çıkarmaların önüne geçmek için mutlaka belli çözümleri içerecek önlemler almamız gerekiyor. Bir firma faaliyetini sürdürecek gücü bulamıyorsa, mecburen istihdam sağlayamayacak. Buna bilinçli işten çıkarmak olarak bakmamalı. Bu tablonun önüne geçmek için yasaklar bitmeden devrim niteliğinde bir istihdam politikası izlenmesi gerekiyor. Yükün ne sadece işverende ne de çalışanda olması lazım. İşsizliğin daha kötüye gitmemesi için belli desteklerle yeni bir yöntem bulunmalı. Bürokrasimizin bu konuda yeteri kadar tecrübesi var. Bugünden bu formül için hazırlanmak lazım. 

 

– Ancak bu dönem Türkiye’de şirketlerin böyle kaotik durumlara çok fazla hazırlıklı olmadığı ortaya çıktı. Yedek akçe kavramı pek yok. Neden?

Kaotik durumlarda çok büyük finans kaynağı olmadığı doğru. Ülke olarak da kaynağımız yeterli değil. Ama Türk firmaları olarak dayanışma ruhumuz ve kriz yönetim becerimiz var. Krizlerle ilgili bağışıklık kazanmış durumdayız. Bu konuda dünya ülkelerinden çok daha deneyimli ve becerisi olan bir ülkeyiz.” Jale Özgentürk. İstihdam alarmı, 11 Ocak 2021, cumhuriyet.com.tr, özetle.

Evet, bu konuda bir başka görüşü daha aktarmak istiyorum. Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altaş’ın 02. Şubat 2021’de Haber Türk’te yayınlanan Teke Tek programında Fatih Altaylı’ nın sorularına verdiği yanıtlarda; “AVM’lerde 500 bin doğrudan, 3 milyon dolaylı çalışan var.” “Kiracılardan 9 milyon TL geliri almadık” “Pandemi sürecinde elimizi taşın altına koyuyoruz.” “ Süreci beraberce aşalım.” Fatih Altaylı’nın – En büyük sorununuz ne? Sorusuna cevabı ise; ortak alan, işletme gideri, oldu. Bu arada özellikle belirtmek istediğim iki husus var; birincisi AYD Başkanı Altaş’ın konuya yaklaşımını ve anlatımını aydınlatıcı ve kapsayıcı buldum. İkinci nokta ise Altaylı’nın doğrudan perakende sektörü temsilcileri ile ilgili bir program yapmak istediğini ve bunu yapacağını belirtmesi oldu. Ben şahsen bu programın katılımcılarını ve konuşulacak konularını çok ama çok merak ediyorum.

Doğallıkla istihdam her sektör için önemli!  Sağlanacak olan her bir istihdama verilen katkılarda öyle. Meslek olarak benimsetmenin arttırılması gerek diye başlamıştım yazıma öylede bitireyim. Koç Holding’in 2006 yılında başlattığı projenin sloganı ile “ Meslek Lisesi Memleket Meselesi”