Gıda ve içecek sektörünün hukuki sorumluluklarına yönelik kapsamlı bir eğitim programı olan Gıda Hukuku Akademisi, 27 Mart 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Karma Grup tarafından düzenlenen programa; sektörün önde gelen firma ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler yoğun ilgi gösterdi.
Gıda mevzuatı, biyogüvenlik, tüketici hukuku, reklam uygulamaları ve dış ticaret denetimleri gibi gıda hukuku alanındaki birçok konu başlığını kapsayan geniş bir perspektifte ele alınan program, güncel düzenlemeler ve uygulama örnekleri üzerinden sektöre önemli bir katkı sağladı.
Programın açılışında söz alan TGDF Genel Sekreteri Nihal Mortepe, etkinliğin sektöre olan değerli katkısına dikkat çekerek emeği geçenlere teşekkür etti.
Açılışın ardından söz alan INNOVOSS CEO’su Dr. Samim Saner, “Gıda Güvenliği, Taklit, Tağşiş ve Hukuk Bilmecesi” başlıklı sunumunda, gıda hilelerinin tarihsel gelişimini ve günümüzdeki boyutunu ele aldı. Saner, gıda güvenliğinin yalnızca teknik bir konu olmanın ötesinde, risk yönetimi ve hukuki boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgularken, taklit ve tağşiş vakalarında kasıt ve kusur ayrımının hukuki sonuçlar açısından kritik olduğunu ifade etti .
İkinci konuşmacı, Hacettepe Üniversitesi Uluslararası Gıda Biyogüvenlik ve Biyoteknoloji Araştırma ve Yayım Merkezi’nden Prof. Dr. Remziye Yılmaz, “Türkiye’de Biyogüvenlik Rejimi ve Biyoteknoloji Regülasyonları” başlıklı sunumunda, temel yaklaşımın inovasyonu engellemek değil, riski yönetilebilir ve izlenebilir kılmak olduğunu belirtti. Yılmaz, 5977 sayılı Kanun’un Türkiye’de biyogüvenlik sisteminin omurgasını oluşturduğunu ve AB ile karşılaştırıldığında süreç netliği açısından farklılıklar bulunduğunu aktardı. Ayrıca Türkiye’de enzim üretimindeki dışa bağımlılık ve GDO düzenlemelerine ilişkin mevcut durumu değerlendirdi .
Programın devamında, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Hayrünnisa Özdemir, “Gıda Hukuku ve Hukuki Sorumluluk” başlıklı sunumunda tüketicinin korunması ve ürün güvenliği mevzuatı çerçevesinde üretici sorumluluğunu ele aldı. Özdemir, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamında “kusursuz sorumluluk” kavramının önemine değinerek, üretim, tasarım ve bilgilendirme hatalarının hukuki sonuçlarını detaylandırdı.
“Gıda Reklamlarının Reklam Hukuku Kapsamında Değerlendirilmesi” başlıklı bir konuşma yapan Av. Erdem Biçer konuşmasında reklam ve pazarlama uygulamalarına odaklanarak karşılaştırmalı reklamlar, yanıltıcı ifadeler ve ambalaj tasarımlarına ilişkin güncel uygulamaları paylaştı. “Gerçek”, “en iyi” gibi ölçülemeyen ifadelerin kullanımının yasaklandığını belirten Biçer, shrinkflation (ambalaj küçülterek fiyat artışı) uygulamalarının tüketiciyi yanıltıcı bulunabileceğini ve idari yaptırımlara konu olabileceğini örneklerle açıkladı.
ASBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Söyler, “İdare Hukuku Perspektifinden Gıdada Taklit ve Tağşişe Karşı İfşa Yaptırımı” başlıklı bir sunum yaptı. Söyler, 5996 sayılı Kanun kapsamında taklit ve tağşişin yalnızca üretim değil, piyasaya arz aşamasında da suç teşkil ettiğini vurgularken, idari para cezalarının yanı sıra “ifşa” yaptırımının da önemli bir araç olduğunu belirtti. Ayrıca, yaptırımların somut ve kesin delillere dayanması gerektiğinin altını çizdi .
ASBÜ Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Talat Kaya, “Gıda Ürünlerinin İhracat ve İthalat Denetimi” başlıklı sunumunda, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen iki ayrı denetim mekanizmasının birbirini tamamladığını ifade etti. İhracatta alıcı ülke mevzuatının belirleyici olduğunu vurgulayan Kaya, özellikle GTİP sınıflandırmasının doğru yapılmasının kritik önem taşıdığını belirtti.
Programın sonundaki panel bölümünde, moderatörlüğü üstlenen TÜGİDER Genel Sekreteri Emel Molla, farklı ülkelerdeki mevzuat farklılıklarının ticaret üzerindeki etkilerine değindi. Panelde söz alan SETBİR Genel Sekreteri Feyza Coşkun, Türkiye’de mevzuatın genel olarak AB ile uyumlu olduğunu ancak geleneksel üreticilerin sisteme entegrasyonunda eksiklikler bulunduğunu ifade etti. Coşkun ayrıca kayıt dışı “sokak sütü” satışının halk sağlığı açısından risk oluşturduğuna dikkat çekti.
Karma Grup’tan Didem Altuntaş, AB ile tam uyum söylemine rağmen uygulamada yorum farklılıkları ve denetim tutarsızlıklarının firmalar için belirsizlik meydana getirdiğini belirtti. Etiketleme süreçlerinde erken aşamada yapılan analizlerin önemine vurgu yaptı. MEYED Genel Sekreteri İpek İşbitiren ise meyve suyu sektörüne ilişkin dış ticaret verilerini paylaşarak, gıda ve tarımın stratejik ve politik bir alan olduğunu, ülkelerin mevzuatlarını bu çerçevede şekillendirdiğini ifade etti.
Farklı disiplinlerden uzmanların katkılarıyla gıda sektörünün hukuki yönünü bütüncül bir yaklaşımla ele alan Gıda Hukuku Akademisi, sektör paydaşlarının gıda hukuku konusunu bir arada değerlendirilmesine ve bilgi paylaşımının artmasına önemli bir katkı sağladı.
