Hande K. Binns

Hande K. Binns

Uzman Psikolog, Yönetici Koçu ve Danışman
ODTÜ Psikoloji Lisans, Sosyal Psikoloji Yüksek Lisansı aldıktan sonra uzun yıllar insan kaynakları alanında Türkiye’de ve yurt dışında çalışan Hande K. Binns, uluslararası firmanın İK Direktörü olarak 10 yılı aşkın bir süre çalıştı.

21. Yüzyılda İş Trendleri ve Tavsiyeler

25 Kasım 2016 Cuma

Geçtiğimiz günlerde Vakko ESMOD İstanbul’da çoğunluğu gençlerden oluşan tasarımcılara Kariyer Rehberi başlıklı bir seminer verdim. Bu seminerde gençlerle dünyada yeni iş trendleri, iş arama, özgeçmiş yazma ve kariyerde yükselme üzerine konuştuk.

19. yüzyıldaki Sanayi Devrimi işçi sınıfını yarattı. 21. Yüzyıldaki  Teknoloji Devrimi işçi sınıfı üzerinde çok ciddi etkiler yaratıyor. Son verilere göre, Amerikan iş piyasasının \% 47’si 2016 ile 2033 yılları arasında işini tümüyle kaybetmek yüksek riski ile karşı karşıya. Telemarketing, sigortacılık gibi işlerin \%99 oranında robotlar tarafından yapılacağı ön görülüyor, 2033 yılında. Önümüzde ki 20 yılda futbol hakemliği, garsonluk gibi mesleklerin robotlar tarafından yapılmasının oranı \%94 olarak tahmin ediliyor (Frey & Osborne, 2013).

 

Bundan yaklaşık 70 yıl önce başlayan yapay zeka çalışmaları hızla ilerleyen teknolojinin de yardımıyla insandan daha kusursuz robotlar yaratma yolunda o kadar ilerledi ki, Merkezi Hong Kong’ta bulunan Deep Knowledge Ventures Şirketi, yönetim kuruluna VITAL adı verilen bir bilgisayar sistemini/robotu atadı. Bu robot, şirketin tüm finansal yapısını analiz ederek, şirketin durumunu dünyada ki finansal verilerle karşılaştırarak yönetim kurulundaki diğer 5 üye (ki bunlar kanlı canlı insan üyeler) gibi şirketin yapacağı yatırımlarda söz ve oy hakkına sahip. Size ütopik gelebilecek bu uygulama hayatın pek çok başka alanında da yavaş yavaş karşımıza çıkmaya başladı.

 

2011 yılında San Francisco da yalnızca bir robotun çalıştığı  bir eczane açıldı. Bir yil içinde robot eczane 2 milyon reçete ile ilgilendi , TEK BIR HATA YAPMAKSIZIN.  Oysa Amerika’da eczacılar yılda ortalama \% 1.7 reçeteyi yanış okuyorlar.  En son yapılan deneylerden birinde, özel olarak hazırlanan bilgisayar programının akciğer kanseri teşhisini \%90 oranında doğrulukla yaptığı buna karşılık bu konuda uzman doktorların bu oranının \%50 olduğu saptanmıştır.

 

Teknolojinin hayatımızın sadece “teknik” alanına girebileceği ve duygularımızın, “ruhumuzun” yani sanatın  bize ait olduğu fikrini çürüten çalışmalar da  söz konusudur. California  Üniversitesinden müzikoloji  profesörü David Cope’un yaptığı bir çalışmada Johan Sebastian Bach’ın stilini taklit eden bir bilgisayar programının yaptığı besteler, konusunda uzman kişilere dinletilmiş ve  dinleyicilerin büyük kısmı müziğin ruhlarına nasıl dokunduğunu, Bach’ın nasıl büyük bir besteci olduğunu ifade etmişlerdir. Gerçeği öğrendiklerinde yaşadıkları şaşkınlık ve gösterdikleri öfke de insanın kendi yarattığı yapay zekaya yenilmeyi hazmedemeyişi olarak yorumlanabilir.  

 

Benzer çalışmalar şiir ve edebiyat alanında da yapılmaktadır ve sonuçlar müzik çalışmasına benzer çıkmaktadır.

 

Bütün bu gelişmelerin yanı sıra,  küresel rekabet de hızla artıyor. Yani sadece teknoloji değil, bugüne dek dünya ekonomi sahnesinde çok da etkin rol oynamamış ülkeler sahneye çıkıyor ve dünyanın pek çok köşesindeki insanların işini elinden alıyor. Bugün dünyanın en gelişmiş sanayi ülkelerinden İngiltere Çelik Endüstrisi, Çin’in ucuz iş gücü ve ortalama teknoloji ile ürettiği çelikle başa çıkamadığı için kapıya kilit vurmak üzere. Uluslararası şirketlerin telefonla yardım hatlarını aradığınızda karşınıza ya Hintli ya da Filipinli biri çıkıyor. Ucuzlayan iş gücü ve yüksek teknoloji ile hem şirketler 7x24 hizmet verebiliyorlar hem de Hindistan gibi ülkeler iş pazarına girebiliyorlar.

 

Biz Türkiye’de İngilizce öğrenmekle uğraşırken, dünyanın pek çok ülkesi, başta Avustralya, Fransa gibi ülkeler olmak üzere Çinceyi okullarında seçmeli ders olarak okutuyor.

 

Peki bütün bunlar bizi ve Türk iş piyasasının geleceğini nasıl etkiliyor? Kabul etmeliyiz ki, Türkiye'nin kendi iç dengeleri, politik, sosyal ve ekonomik olguları ile dünyanın değişen iş trendleri arasındaki uçurum açılırken, nüfusunun \%50’si genç olan Türkiye, gençlerini bu değişen trendlere hazırlamakta zorlanıyor.

 

Bizim gibi yüz yüze ilişkileri seven bir kültürün insanlarının gelecekte robotların ilaç sattığı bir eczaneyi hayal etmesi zor olabilir. Ancak unutulmaması gereken nokta 1990’lı yıllarda cep telefonları  hayatımıza girdiğinde bunun 2000’li yıllarda tüm hayatımızı ve hatta iş yapış biçimimizi nasıl etkileyeceğini bilmediğimizdir. Bugün Londra’daki ofisimde oturup, Birleşik Arap Emirliklerindeki müşterimle bilgisayar üzerinden, ücretsiz ve görüntülü telefon görüşmesi yapıyor, aynı anda İstanbul’da ESMOD’a bilgi gönderiyor ve Paris’teki iş ortağımla toplantı notlarını paylaşabiliyorum. 1990’lı yılların başında bu yazdıklarım sadece bir hayaldi.

 

 İş hayatının başında olan, iş arayan, kariyer değişikliği yapmak isteyen gençlerimize, ruhu genç olanlarımıza tavsiyem dünyayı yakından takip etmeleri, kendi eksikleri ve geliştirilmesi gereken yanları hakkında en az güçlü yanları kadar açık ve eleştirel olmaları, öğrenmeyi ve değişmeyi su içmek kadar doğal bir şekilde kabul etmeleridir. İstesek de istemesek de, ister Türkiye’nin küçük bir kasabasında, köyünde, şehrinde ya da metropollerinden birinde; İstanbul, Ankara, İzmir’de yaşayalım, ister Güney Afrika’da, sadece yaşadığımız  ülkedeki iş gücü ile değil dünyanın en ücra köşelerindeki iş gücü ile de rekabet halindeyiz. İçimizdeki başarı arzusunun, aldığımız eğitimin yanı sıra dünyaya açık, gelişmeleri yakından takip eden, değişimi kabul eden ve destekleyen, öğrenmeye açık ve kendine güvenli bireyler olarak  hem kendimize hem Türkiye’ye hem de dünyaya çok şey katabiliriz.