Oğuz Tokgöz

Oğuz Tokgöz

Finans Uzmanı ve Kişisel Gelişim Koçu
Finans uzmanı ve kişisel gelişim koçu olan Oğuz Tokgöz, 1963 yılında İstanbul’da doğdu. Ailesi Ayvalık’tan İstanbul’a gelen Tokgöz kendisini Egeli olarak da tanımlıyor. "O" kitabının da yazarı olan Tokgöz, iki kız çocuğu babasıdır.

Hayatın “Basitçe” akmasına izin verin

20 Haziran 2017 Salı

Bir pazartesi... Anlam veremediğiniz o gülümsemeyle uyandınız. Hayat, sabah sabah “dile benden ne dilersen?” dedi sanki. Tam sıralayacaktınız ki, telefonunuza mail geldiğini bildiren o sesi duydunuz. Mailde: Hafta sonu yaptığımız yönetici değerlemeleri sonuçlandı. Başarılı performansınızdan dolayı, Alaçatı'da 15 gün sürecek bir tatille ödüllendirildiniz. İzniniz bugün başlıyor. Evet, yanlış okumadınız. Bugün işe gelmeyeceksiniz. Ekte konu ile ilgili rezervasyon bilgilerini bulacaksınız. İyi eğlenceler. Sevgilerimizle. İmza; Genel Müdür.

Anlam veremediğiniz o umarsız gülümsemeyle valizinizi hazırladınız. Sanki hafızanızı kaybetmişsiniz gibi kimseyi hatırlamıyorsunuz. Ne tatile gideceğinizi söyleyecek, ne de tatil sevincinizi paylaşacak kimse aklınıza gelmiyor. Cesaretle: Ben bunu olduğu gibi yaşamayı seçiyorum, dediniz. İlk defa iç sesiniz sizden yana konuşuyor. Aklınıza işleriniz gelince ise size gönderilen mailin altındaki imzayı hatırlıyorsunuz. Hatta iç sesiniz, siz aşağıya inip, bindiğiniz taksiye “Atatürk Havalimanı, lütfen” dediğinizde bile “niye arabanı almadın?” diye sormuyor. Dahası iç sesiniz, aklınıza sevdiğiniz o insan geldiğinde bile “en son, yemekte ona; herkesi buralarda bırakıp kendime gitmek istiyorum. Bu her an olabilir.” dediğinizi de hatırlatıyor. Kısacası huzurlu halinizi bozan hiç bir şey yok bu sabah. Taksinin camından dışarıya baktığınızda, iç sesinize sıkı bir soru sormak geliyor aklınıza, “bunu, bana yaklaşan ve çok sevdiğim yaz mı yaptırıyor?” Çok karmaşık bir cevap beklerken, garip bir cümle duyuyorsunuz; “ben de kendime gidiyorum.” Ve devam ediyor: “bir süre sessiz kalmayı seçeceğim. Seni doğduğundan beri tanır, tüm istediklerini kaydederim. Ben, artık biliyorum ki, beni gittiğin her yere, her halinle götüreceksin. Artık, “beni bir yerlerde bırakacaksın” gibi kaygılarım yok.” Üzerinizdeki şoku atlatmadan son talimatını veriyor; “sadece yaşa.”

 

Uçak havalandı. Yanınızda güler yüzlü biri oturuyor. Hoş biri, karşı cinsiniz. Okuduğu kâğıda gözünüz ilişiyor. İlginç, o da tatille ödüllendirilen biri. Aklınıza o son okuduğunuz kitapta geçen, çok beğendiğiniz cümle geliyor: Aslında tesadüf diye bir şey yok. Gülerek, merhaba diyorsunuz. O sadece merhaba diyor. İçinizdeki değişimleri fark ediyorsunuz. Ona bir daha rastlamayacakmışsınız kaygınız olmadan, sessizce düşüncelerinizle, belki de algılarınızla onunla iletişim kurduğunuzu hissediyorsunuz. “Ben kendime gidiyorum” diyorsunuz, içinizden. O da evet der gibi gülüyor ve başını sallıyor. “Sizinle iyi dost olacakmışız gibi geliyor bana.” diyorsunuz. Çok uzaklara bakıp, derin bir nefes alıyor. Algıladığınız cevap “neden olmasın?” oluyor. Gözlerini kapatıyor. Size, “mutluluk ne kadar basitmiş” dediğini hissediyorsunuz. Sadece en sevdiğiniz dostlarınızla olduğu anlardaki gibi, kendinizi sakınmadığınız bir hisle cevap veriyorsunuz, “haklısın.”

 

Artık otele yerleştiniz. Küçük, sevimli ve rahat edeceğiniz bir yer. Bir duş alıp, ardından da bir saat kadar uzanmayı seçiyorsunuz, o bir süreliğine yaşayacağınız odada. Her zaman, öğle yemeğini basitçe geçmek istemişsinizdir, bu sefer de öyle yapıyorsunuz. Kendi evinizi düşünüyorsunuz. Yeni bir enerji iyi olur diyerek, biraz daha şehri soluyacağınız o muhitte yaşamayı deneyimlemek istediğinizi fark ediyorsunuz, kendi içinizde. Sanki orada hakikaten yaşıyormuşsunuz gibi bir mutluluk kaplıyor içinizi. O, uzun zamandır beraber olduğunuz insana dair gelen fikirleri hemen kovalayıp, elinize aldığınız telefonunuzla bir mesaj atıyorsunuz. “Senin ile yaşadığımız uzun zamana oldukça büyük minnettarlıklar yerleştirdim. Buradan döndüğümde, seni de en iyi dostlarım arasında görmek istiyorum. Ama şuan, senin varlığınla kendime gidemeyeceğimi fark ettim. Hoş kal...” Önce bir gülümseme beliriyor telefonunuzda, mesaj olarak. Hızlı ve bilgece bir cevap da hemen ardından geliyor: Sevgi karşındakinin her an mutlu olduğunu istemekten başka bir şey değil. Kendin ile buluşmuş halinden, belki önce iyi bir dost, sonra da iyi bir aşk çıkar. Kim bilir? Kendinle Kal...

 

Bir iki dost geliyor aklınıza. Telefonunuz çalıyor ama konuşmayı tercih etmediğinizi fark ediyorsunuz. Ardından o düşünce yerini “akşam nerede olmalıyım?” sorusuna bırakıyor. Aklınıza işinizi ne kadar iyi yaptığınız geliyor, gülümsüyorsunuz... Çevreyi gezerken güzel bir mekân buluyorsunuz. Caz söyleyen tanınmış bir sanatçı da orada sahne alıyor. Rezervasyon için içeri girdiğinizde, görevli size tek kişilik yer olmadığını söylüyor. Sonra size üç farklı masa numarası veriyor. Kısacası, şarkıları hiç tanımadığınız biriyle dinleyeceksiniz. En büyük numarayı seçip, etrafı gezmeye koyuluyorsunuz. Para takılıyor aklınıza. Tüm gün sessiz kalan sesiniz hışım gibi yetişiyor imdadınıza, fakat şunu söylüyorsunuz: Bu farklı bir an. Her zamanki kaygılarına gitme, lütfen.

 

Gülümsüyor, yine de telefonunuzla banka hesabınıza bir göz atıyorsunuz. Telefonunuzun tuşlarına dokunurken ilginç bir şekilde, kendinden emin bir yaşama sevincinizin olduğu gözünüzden kaçmıyor. O an gördüğünüz hesap bakiyesi, dostlarınızdan tüm alacaklarınızı aldığınızda, üstelik maaşınız ve başarı primleriniz de hesabınıza yattığında, ancak bu kadar iyi olur diye düşünüyorsunuz. Normal zamanlarda ıncık cıncık incelediğiniz hesaplardan hızlıca çıkıp, “iyi şeylerin nedenini sormuyoruz” diyen bilge dostunuza o anı hediye ediyorsunuz...

 

15 gün tüm güzelliği ile tatlı sürprizleri ile akıp gidiyor. İç sesinize kaydettiğiniz tüm tanımları özgürce değiştirdiğinizi gözlemliyorsunuz. Gitme maceranızın sizi nasıl yaşam sevinci ile kapladığını, bunun, aldığınız iltifatlar dâhil yaşamınızı nasıl kolaylıklarla doldurduğunu neşe ile deneyimliyorsunuz. O gece, uçakta yan yana oturduğunuz, ileride dost olabileceğinizi hissettiğiniz kişi ile aynı masayı paylaşıp, caz müziği eşliğinde nasıl eğlendiğinizi de hatırlatmadan geçemeyeceğim.

 

Hayatın basitçe akmasına izin verin...

 

Bu basitlikte daha derinde yatan kendinize ulaşabileceğinizi unutmayın...

 

Konuştuklarımızın, düşündüklerimizin, hissettiklerimizin ve yazdıklarımızın bize yeni bir hayat oluşturan olayları başlattığını da...

 

Sevgiyle kalın…



Güvenilir Online Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri