Her seçimimiz üç şeyi ilgilendirir!

03 Şubat 2017 Cuma

Finans Uzmanı ve Kişisel Gelişim Koçu olan Oğuz Tokgöz, erken yaşta başladığı iş hayatı serüveninden çok önemli tecrübeler edindi. “O” adlı kitabın da yazarı olan Tokgöz, edindiği tecrübeleri insanlarla paylaşmaktan da kaçınmıyor. İnsanları yazılarıyla kendi hayatları üzerinde düşünmeye sevk etmeyi amaçlayan Tokgöz, Perakende.org’da da okuyuculara özel dipnotlar veriyor. Oğuz Tokgöz, bugün Perakende.org için seçimlerimizi yaparken nelere dikkat etmemiz gerektiğini yazdı

her-secimimiz-uc-seyi-ilgilendirir

Şirketleri, hayatları, sosyal her ortamı incelediğimizde; bizlerden oluştuğunu görmeyenimiz yoktur herhalde. Bu yüzden de bizlerin düşünerek, konuşarak, yazarak oluşturduğu bu üç düzlemde de, mutluluklara ya da sorunlara rastlarız. Her birimiz öyle veya böyle bu ortamların lideriyizdir. Biz bazen patron, bazen aile reisi, bazen yönetici oluruz. Ve farkında olmadan koyduğumuz kurallarla, bu ortamlarda birlikte olduğumuz diğerlerinin yaratıcı taraflarını sınırlarız. Bizim tecrübe dediğimiz bu kuralların ya da kırmızıçizgilerin, aslında inanca dönüşmüş olduklarını fark edemeyiz. Bundan dolayıdır ki; bir şirket, patronun vizyonunu geçemez. Bir aile ferdi anne ve baba başarısının üstüne çıkamaz. Bunun tersi başarılı olunan durumlarda, inatçı bir çalışanın ya da bir aile ferdinin varlığı söz konusudur. Buraya kadar yazılanlara evet diyorsak; başka bir şeylere adım atma zamanımız gelmiştir…

Sizlere başka bir şeye inanmanızla işe başlamanın faydalı olacağını söyleyebilirim. “İlişkim, ailem şirketim, parayı ortaya getirme şeklim hiç kimseninkine benzemeseydi, nasıl bir hayatı yaşıyor olurdum?” sorusunu düşünmenizi istiyorum öncelikle. Sadece benim hayal ettiğim ama bu zamana kadar olanlardan farklı. “Hiç bir yerde okumadığım, hiç bir yerde görmediğim” gibi bir iş, aşk, dostluk ya da kampanya olsun, bu sefer ki...

 

Bizi yeni seçimimize götürecek en önemli ilk koşul; kendimizi iyi tanımamızdır. Karakterimizde sıkı sıkıya bağlı olduğumuz bir özelliğimizi bulup, ondan vazgeçmezsek, her hangi bir yeni seçimimizi gerçekleştiremeyeceğimizi üzülerek belirtmek isterim. Mükemmeliyetçi bir yapımız varsa, hatalara izin vermeyi öğrenmeliyiz belki. Ya da “bundan sonra böyle davranırsam yakın çevrem bana ne der?” sorusuyla yaşıyorsak, artık bu soruya veda etmeliyiz, belki de…

 

Diyelim ki bazı koşullar değişti ve biz eskisi kadar satamıyoruz. Eski bildiklerimizin de bize bir faydası olmuyor. Bu durumda yeni ve ilginç bir yönteme ihtiyacımız olduğu kesindir. Artık o her zamanki kapıdan çıkmak, bize aynı başarısız sonuçları vermenin dışında bir şey sunmayacaktır. Toplumun bizi yetiştirdiği, bir sürü kuralla donattığı halimizi unutup; 8 veya 10 yaşımızdaki halimizle düşünmeye başlamalıyız. Bir gazoz kapağının altında -telefonumuzla şifreleri kısa mesaj ile atıp sonuçları takip etme zorluğundan uzak- hemen bir hediye kazandığımız günleri hatırlamak çok da zor olmasa gerek…

Fark etmişsinizdir; gündemi sıkı takip edip, gazetemizin, televizyonumuzun başından karamsarlıkla kalktığımızda, yani o olayları orada bırakamadığımız her an, yeni çözümler bulmamız zor bir hal alıyor. O yaşananları orda bırakıp, kopyalamadan geliştireceğimiz vizyonların için de onlarca çözüm bulacağımıza inanıyorum. Zaten bir firmadan içeri girdiğimiz de çalışanların düşmüş yüzlerini, motivasyonsuz hizmetlerini görünce, şirketin sahibinin gündemden ne kadar etkilendiğini anlamak kolay oluyor. Evet evet, lider hangi ruh halindeyse diğer şirket çalışanları bundan hemen etkileniveriyor. Lideri görmelerine gerek bile yokJ

 

Bir şeylerden şikâyet etmeye başlamakla başlıyor kötü bir gidişat. Sonra yalanlara başvuruyoruz. Daha sonra da bir şeyleri üretmek yerine saklanıyoruz mevkilerimizde. Bu davranış biçimlerimizin bize kazanmak için yıllardır uğraştığımız şeyleri kaybetmemize neden olacağını görmeden…

Bize gönderilen her sorun, içinde çözümüyle geliyor aslında. Sorunun amacı; bizdeki artık vedalaşmamız gereken katı kurallarımız ve karakterimizin içindeki o zehirli özelliğimizden kurtulmamızı sağlamak. Tabi biz bunu ya şimdi görür ve çözeriz ya da çözünceye kadar rutin aralıklarla bu sorunla tekrar karşılaşırız. Neden durmadan aynı şey ile sınandığımızı ise kendimize sorar dururuz…

 

Bizim için, etrafımızda dolaşan daha kadim bilgilere kulak kabartmanın zamanı gelmiş olabilir. Artık o bizim ile aynı hayatı paylaşanların içinde; boyunları durmadan tutulanların; bakış açılarına esneklik getiremediklerini, bel ağrısı çekenlerin; başkalarına ait düşüncelerinden  -ya da yüklerinden- hastalıklı bir biçimde kurtulamadıklarını, saçları beyazlayanların; hayatın renklerine kendilerini kapattıklarını, şeker hastası olanların ise hayattan tat almaya dirençli olduklarını fark edebilirsiniz…

 

“Hayatta her seçimimiz üç şeyi ilgilendirir.” Biri sizsiniz. Diğeri karşınızdaki. Üçüncüsü de Hayat. Anlaşmalarınızın bu üç şeyden herhangi birine zarar vermemesine dikkat ederseniz; uzun zamanlar sürdüğünü görürsünüz…

 

Bir gün, bir alışverişte, insanları “düşünülme ve sunulma biçimiyle çok şaşırtacak ve mutlu edecek bir sürprizle” karşılaşmalarını dileyerek noktalıyorum satırlarımı…

 

Mutluluğunuza dikkat edin…