Kooperatifçilerin sesini duyan var mı?

03 Temmuz 2017 Pazartesi

Türkiye’de ne yazık ki tarımın, toprağın sesine kulak vermeyi unuttuk. Kazmayı vursak bereket fışkıran topraklarımızı iyi kullanmayı bıraktık. Ne üretilene değer veriyoruz artık ne de üreticiye. Böylesine önemli bir konunun üzerine eğilmenin de gerekli olduğunu düşündük. Hal böyle olunca bu işi biraz örgütlü yapmaya çalışanları, toprağa emek harcayanları, imece kültürünü yaşatmayı düşünenleri dinlemek istedik. Bu anlamda da ilk durağımız kooperatifler oldu. Sizlere de gıda özelindeki kooperatifçilerimizin yaşadıkları sıkıntıları, yapılmasını istediklerini, arzularını kendileriyle görüşerek aktarmak istedik. Bu konuda bizimle ilk görüşen ve birçok konuya açıklık getiren isim Tirilyebirlik Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Yıldız oldu. Kendisiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

kooperatifcilerin-sesini-duyan-var-mi
Özel haber: Onur KAYA


Kooperatiflerin Türkiye’deki geçmişi aslında 1800’lü yıllara dayanıyor. Böylesine köklü bir oluşum içerisinde Tirilyebirlik nasıl bir yer edinmiş durumda? Nasıl faaliyetler yürütüyor?

Tirilyebirlik aslında bir marka. Tirilyebirlik’in kurumsal ismi ise Çınarlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi. Kooperatifçilik hareketine baktığımızda dünyada 1860’larda Avrupa’ya işçi götürme ve işçi sınıfının birleşmesiyle başladığını görüyoruz. Türkiye için faaliyetlerin başlangıcıysa 1863’te Osmanlı’da Mahmutpaşa’nın, daha sonra Ziraat Bankası’na dönecek olan sandıkların, desteği ve özellikle Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün büyük bir destek vermesine dayanıyor. İzmir İktisat Kongresi’nde büyük bir vurgu yapıyor Atatürk kooperatifçiliğe. Ancak Atatürk’ten sonra, 1969’a kadar bir durağanlaşma dönemi var. 1969 yılında yeniden gündeme gelen konu, sonunda kanunlaşıyor ve 1163 sayılı Kooperatiflker Kanunu meclisten geçiyor. Tabii daha sonraki aşamalarda bir sürü değişikliğe uğruyor ama o günkü ana mantık şu; karma ekonomik politikalar. Bugünle çelişen en büyük tarafı bu. Bugün ise hızlı hareket eden serbest piyasa ekonomisi geçerli. Değişen bir sürü dinamik var. Maalesef bu kanun 1969’da çıkarılan haliyle duruyor. Bugün yaşadığımız sıkıntılardan biri bu. O yüzden kanunun topyekun değiştirilip yeniden adapte edilmesi lazım. Bu konuda da bazı çalışmalar var ancak henüz net söylenecek bir durum yok. Diğer bir sıkıntı ise çok fazla bakanlığın (ulaştırma, ormancılık, konut vb.) imzası var. Ticaret Bakanlığı’nın altında Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü adı altında bir birim oluşturuldu. Esasen kooperatifler onun altında toplanmalı. Bir diğer sıkıntı da kanun tek ama farklı sözleşmelerle parçalı hale getirilmiş. Bu bize zarar getiren bir şey. Bunlar bütün hale getirilmeli. Tirilyebirlik olarak biz 2007 yılında kurulduk ve 2010 yılında Tarım Bakanlığı’ndan küçük bir yatırım kredisi aldık. Böylece küçük bir işletme olarak zeytin ve zeytinyağı üretiyoruz. Butik bir işletmeyiz yani. Amacımız üretimden tüketime giden yolda aracılar olmadan direkt tüketiciye ulaşmak. Şarküteri, bakkal ve marketlere ürün sağlıyoruz. Amacımız tüketiciye güvenli ve ucuz gıda sağlamak. Bir avantajımız da, bu bilimsel bir araştırmadır da aynı zamanda, gıda üretimindeki yerinde işlenme yapılmasından kaynaklı olarak ciddi bir maliyet düşüşü sağlanmakta. Bu da bizim için ciddi bir avantaj. Bu avantajı da tüketiciye yansıtmaya gayret gösteriyoruz.




Kooperatiflerle birlikte hareket etmenin güçlü yanları neler? İnsanlarımız neden kooperatiflerle birlikte hareket etmeli?

Öncelikle üreticinin girdi maliyetlerini düşürür. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri parçalanmış arazi yapıları. 2 dönümlük, 5 dönümlük araziler var. Geçen ay İspanya’ya bir ziyaretimiz oldu. 20 dönümden daha küçük arazi yok. Bu arazilerin toplu halde kooperatifler tarafından işletilmesi mümkün. Türkiye’de bu arazilerin birleştirilmesi gündemde fakat Miras Hukuku’ndan dolayı, paylaşma kültürünün azlığından dolayı birleşemiyor bir türlü. Bu durumlarda kooperatifler devreye girmeli. Bu araziler birleştirilip kooperatifler tarafından işletilmeli. Bir şirket gibi herkes oradan yılsonunda kârını almalı. Bir diğeri, kooperatif toplumda sorgulama ve dayanışma kültürünü de geliştirir. Düşünmeyi sağlar. Çünkü insanlara ancak ekonomik yönden dokunduğunuzda sorgulamaya başlıyorlar. Artı, köylerde köy statülerinin kaldırılmasıyla birlikte köylerdeki muhtarların tüzel kişiliği de bitti. Bu kalkınca kooperatifi olan köylerde onların sorumluluğunu kooperatifler aldı ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmeye başladılar. Olmayanlar ise belediyelerin inisiyatifine kaldı. Bu yönden kooperatif olmayan köylerde ciddi bir mağduriyet var.

 

Türkiye’de zirai işler konusunda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Toprakla uğraşan insanlar emeklerinin karşılıklarını alamayabiliyor. Hal böyle olunca kooperatifler de büyük sorunlar yaşıyor. Yaşadığınız sorunların başında neler geliyor?

Bizim yaşadığımız sorunlar kırsalda bir kere eğitimli insan bulmak zor. Kooperatif yöneticiliğinin büyük bir eğitime ihtiyacı var. Bazı üniversiteler veriyor fakat bu da yeterli değil. Ancak bir sistem olmalı ve bir kişi yönetici olduğu zaman 6 ay içinde o sertifikayı almalı. İkincisi, Tarım Bakanlığı mutlaka kooperatiflere en az 10 kat daha fazla değer ve önem vermeli. Bu gerekli bir durum hatta. Belli güce ulaşmış kooperatiflere işletme sermayesi, yatırım sermayesi verilmesi gerekiyor. Kooperatiflerin ana unsuru bu. Türk Ticaret Kanunu’nda kooperatifler anonim şirketi olarak geçiyor. Sermayesiz anonim şirketi mi olur? İşletme sermayesi olarak sıfır destek sağlıyorlar bize. Bir konu da, Türk Ticaret Kanunu’ndaki çek/senet kanunu. Sonuçta ticaret yapıyoruz. Piyasaya çıktığım zaman benim, vadeli mal satmam lazım. Toplumumuzda ahlaki yapı da sıkıntılı, hal böyle olunca çek senet kanunu da sıkıntılı oluyor. İnisiyatif alması lazım yöneticilerin ama başkasının adına da sorumluluk yüklenmek istemiyor tabi yöneticiler. Böyle olduğu için de kooperatiflerin başarısızlığı ortaya çıkıyor. Marka olsan ve market talep etse tamam ama yeni bir kooperatif isen kendini ispatlamalısın. Market de bilemiyor sen bir sonraki gün gelecek misin gelmeyecek misin? Evet aslında risk almak lazım ancak bunu da kimse yapamıyor. O kültüre sahip değiller çünkü. En önemli sıkıntı da bu pazarlama konusu o yüzden.




Yaşadığınız sorunların üstesinden gelmek için neler yapılmalı? Bu konuda yapılacaklar arasında en önemli unsur nedir?

İlk olarak, devlet bir kooperatifi marka olana dek, kendi ayakları üzerinde durana dek desteklemeli. Eğitim desteği vermeli ve denetlemeli. Aslında 5 adet denetim mekanizması var kooperatiflerde ama bunun toplumun ahlaki durumuyla da alakası var tabii. Yüksek sermayeli kooperatifler kurulsa sorgulaması daha kolay olur ve bu da kooperatiflerin daha kurumsal çalışmasını sağlar. Piyasa ekonomisi çerçevesinde kooperatifler kanunu değiştirilmeli ve kooperatiflerin bir demokratik örgütlenme benimsemesi lazım. Bu örgütlemeyi sağlayana da devlet vergisinden muafiyet getirilmeli. Ortaklar sık sık üst örgütler tarafından eğitime tabi tutulmalı ayrıca. Üst örgütlenme sağlanırsa ortakların sorumluluğu nedir, kooperatif nasıl denetlenir gibi soruları sorabilecekleri eğitimler sağlanır. Ya da kooperatifler ile bakanlıklar arasındaki sorunları çözebilecek hukuk birimleri oluşturulmalı. Dış ticaret birimi kurularak kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlama çalışması yapılmalı. Bunu dünya böyle yapıyor. Bugün Çin’in kooperatifler merkez birliğinin bilançosu 40 milyar dolar. Bulgaristan’da kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayan market sayısı 600. Biz bu konuda çok gerideyiz.

 

Kalkınma yaşanabilmesi için de bazı isteklerinizin gerçekleşmesi gerekiyor. Bu konuda özellikle devlet kanadından beklentileriniz nedir?

Birinci öncelik eğitim. İkincisi, denetim. Üç, sermaye desteği. Kooperatiflere devletin yapacağı bu 3 ana başlık en önemlilerinden. Eğitmeden bu parayı verirsen o para heba olur. Bunları kurarsak üçü birlikte olmalı. Kooperatifçilik dayanışma kültürüyle de alakalı. Paylaşma kültürün yoksa hiç ortak olunmasın, para verilmesin. Kooperatif işinde ego ve bireysellik olmayacak.




Kooperatifler üreticiye fayda sağlamayı amaçlıyor ancak nihai tüketiciye nasıl bir fayda sağlıyor?

Tüketici değişik televizyon spotlarıyla bilinçlendirilebilir. Zaman zaman bu yapılıyor. Kooperatif ve ticari ürün üreten bir firma arasında tercih yapılacak olsa, ürün güvenliği açısından kooperatif hiç düşünülmeden tercih edilmeli. Kar etmek esastır tabi ama kooperatifin ilk amacı o değil. Gıda da speküle edilebilen bir şey olduğu için kooperatifler özellikle bu sebepten dolayı bile tercih edilmeli. Ucuz ve uygun fiyatlı gıdaya ulaşmak için de önemli tabi. Gıdadaki katkı maddeleri konusunda en şeffaf olan birimler kooperatiflerdir. Çünkü birçok açıdan denetlenir. Merdiven altı değildir tamamen devletin kontrolü altındadır. Ayrıca, ayakta kalmak istediği için de kaliteli ve güvenli gıda sunar. Mesela zeytinyağındaki asit oranının yüksek olmasının tek sebebi bekletmektir. Fakat kooperatiflerde kendi köyümüzde ürettiğimizi kendi köyümüzde paketler ve mahzene koyarız. Deformasyon söz konusu olmaz. Kooperatiflerin en büyük avantajı bu.  Tüketiciye bunların kesinlikle anlatılması lazım. Biz çeşitli platformlarda anlatmaya çalışıyoruz ama Tarım Bakanlığı’nın da bu yayınları kesinlikle desteklemesi lazım. Tüketicideki “pahalı ürün kaliteli üründür” algısını kırmak lazım.


Kıssadan hisse:

* "Gıda üretimindeki yerinde işlenme yapılmasından kaynaklı olarak ciddi bir maliyet düşüşü sağlanmakta. Bu da bizim için ciddi bir avantaj. Bu avantajı da tüketiciye yansıtmaya gayret gösteriyoruz."

* "Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri parçalanmış arazi yapıları. 2 dönümlük, 5 dönümlük araziler var. Geçen ay İspanya’ya bir ziyaretimiz oldu. 20 dönümden daha küçük arazi yok. Bu arazilerin toplu halde kooperatifler tarafından işletilmesi mümkün. Türkiye’de bu arazilerin birleştirilmesi gündemde fakat Miras Hukuku’ndan dolayı, paylaşma kültürünün azlığından dolayı birleşemiyor bir türlü."

* "Belli güce ulaşmış kooperatiflere işletme sermayesi, yatırım sermayesi verilmesi gerekiyor. Kooperatiflerin ana unsuru bu. Türk Ticaret Kanunu’nda kooperatifler anonim şirketi olarak geçiyor. Sermayesiz anonim şirketi mi olur? İşletme sermayesi olarak sıfır destek sağlıyorlar bize."

* "Piyasa ekonomisi çerçevesinde kooperatifler kanunu değiştirilmeli ve kooperatiflerin bir demokratik örgütlenme benimsemesi lazım. Bu örgütlemeyi sağlayana da devlet vergisinden muafiyet getirilmeli. Ortaklar sık sık üst örgütler tarafından eğitime tabi tutulmalı ayrıca. Üst örgütlenme sağlanırsa ortakların sorumluluğu nedir, kooperatif nasıl denetlenir gibi soruları sorabilecekleri eğitimler sağlanır."

* "Bugün Çin’in kooperatifler merkez birliğinin bilançosu 40 milyar dolar. Bulgaristan’da kooperatiflerin ürettiği ürünleri pazarlayan market sayısı 600. Biz bu konuda çok gerideyiz."

* "Birinci öncelik eğitim. İkincisi, denetim. Üç, sermaye desteği. Kooperatiflere devletin yapacağı bu 3 ana başlık en önemlilerinden."

"Paylaşma kültürün yoksa hiç ortak olunmasın, para verilmesin. Kooperatif işinde ego ve bireysellik olmayacak."



Güvenilir Online Alışveriş Siteleri Ucuz İnternet Alışveriş Siteleri Sosyal Sorumluluk Shopping Mall Online Satış Siteleri Online Giyim Kıyafet Siteleri Kadın Giyim Markaları İndirimler Giyim Markaları Fırsat Erkek Giyim Markaları Discount Dernekler Bayan Giyim Siteleri